E-KİTAP PROJESİ®

~ TÜRKİYE'NİN e-KİTAP PROJESİ ~

Her zaman, Cennet'in Kitaplardan oluşmuş dev bir Kütüphane olduğunu hayal ettim. —Jorge Luis Borges

POPÜLER KİTAPLAR
Generic selectors
Başlıkla Eşleşenler
Başlıklarda Ara
İçeriklerde Ara
Postalarda Ara
Sayfalarda Ara
Filter by Categories
Bilimsel Makaleler – Murat Ukray
Bir Kitap, 10 Ağaç!
E-KİTAP HAKKINDA
e-KİTAP OKUMA KILAVUZU
e-Kitap Projesi (Yeni Gelişmeler & İleri Teknolojiler - Editoryal)
e-KİTAP SATIN ALMA KILAVUZU
e-Kitap Teknolojileri & Haberleri
e-Kitap Yayınlamak?
En İyi e-Kitap Siteleri
GÜNCEL & GLOBAL HABERLER
HOBİ KÖŞESİ
İndirilecek Belgeler
Kitabımı Yayınlatmaya Başlamadan Önce Neler Yapmalıyım?
Kitabımı Yayınlattıktan Sonra Sahip Olacağım Haklar Nelerdir?
Kitabımın Ebatlarını, İç sayfa ve Kapak tasarımını Nasıl Belirlemeliyim?
Kitabımın Fiyatını Nasıl Belirlemeliyim?
Kitabımın Yayın Sürecinde Karşılaşabileceğim Yasal Prosedürler Nelerdir?
KİTAP & YAYIN DÜNYASINDAN HABERLER
Kitap Ebat ve Fiyatları
Kısaca e-Yayıncılığın Tarihçesi
Online Kitap (Avantajları & Yenilikleri)
Piyano & Gitar Müzik yapma Sayfası
ŞİMDİ YAYINLAMAK İSTİYORUM
YAYINLANMIŞ MAKALELER
Yazarın Telif Hakları
YAZARLARIMIZ

Diğer Arama Sonuçları...

YAZARLARIMIZ

Abdulkadir Akın

1989 istanbul doğumlu yazar, aslen Giresunludur. Beş kardeşin en küçüğü olarak, İlkokulu ikamet ettiği semt olan Sultanbeyli ilçesinde bitirdi ve Gediktaş Lisesinin sayısal bölümünden mezun oldu. Liseyi bitirdikten iki sene sonra Konya Selçuk üniversitesi turizm otel işletmeciliği bölümünü kazandı ve ingilizce hazırlık eğitimimi tamamladıktan sonra özel nedenlerden dolayı okulu bıraktı. Bir sene ara verdikten sonra, tekrar sınavlara girip bu kez Edirne Trakya üniversitesi turizm otel işletmeciliği yüksekokuluna yerleşti ve mezun oldu. Öğrencilik dönemimde tiyatro oyunculuğuyla ilgilendi ve 2 seans halinde gösteri yapılan 6 oyunluk bir tiyatro gösterisinde bulundu. Üniversitenin ilk yıllarında otelcilik sektörüne atıldı ve çalışmaya başladı. Şu anda İstanbul’da 5 yıldızlı bir otelde resepsiyonist olarak çalışmaktadır. kadirakinblog.wordpress.com www.instagram.com/kadirakinn

Abdullah Açıkgöz

Biyoğrafi Dünyayı ilk 66’da 66 numaralı memleketten gördü. Çocukluğu oralarda, gençliği 60 numaralı memleketin güzel bir köşesinde geçti. Birkaç yıl memuriyetinden sonra kısa dönem onbaşı yüksek rütbesiyle askerlik bile yaptı. Terhis olduğu günden tam bir gün önce liyâkatine binâen rütbesine bir pırpır daha eklendi. Sonra yolu gurbete düştü, bir türlü dönemedi. Diyâr-ı gurbette, Yapı Tasarruf Bankacılığında çalıştı. Gayr-i menkul finasmanı ve İpotekli kredilerle ilgilendi. Şimdilerde Termal Turizm Tanıtım – Pazarlama konularında yazıp çiziyor. Çalışma odasında masanın karşısnda bulunan dolabın üst rafının sağ kenarındaki, (son diplomayı veren enstitünün hediye ettiği) içi kadife kaplamalı mavi dosyada, İ.H. Lisesi, İşletme Lisans ve İşletme Yüksek Lisans (MBA) diplomaları bulunuyor. Yazıyor, çiziyor hayal kuruyor…

Ahmet Vefik Paşa

Ahmet Vefik Paşa (d. 3 Temmuz 1823, İstanbul – ö. 2 Nisan 1891, İstanbul). Osmanlı devlet adamı, diplomatı, çevirmen ve oyun yazarı. Türkçülük hareketinin öncülerinden. İki defa Maarif Nazırlığı (Eğitim Bakanı) yaptı; ilk Osmanlı Meclis-i Mebusan'ında İstanbul vekili olarak yer aldı ve başkanlığı üstlendi; 4 Şubat 1878 - 18 Nisan 1878 ve 1 Aralık 1882 - 3 Aralık 1882 tarihleri arasında iki defa Başvekillik (Sadrazamlık, Başbakanlık) görevine getirildi. İlk Türkçe sözlüklerden birisi olan “Lehçe-i Osmani”’nin yazarı olan Paşa, devlet adamlığının yanı sıra 16 dil bilen bir bilimadamıdır. Bursa valiliği sırasında bu kentte bir tiyatro yaptırmakla ün kazanmıştır. Eserleri: Müntehabât-ı Durub-ı Emsal (Atasözleri) (1852): Türkçe atasözlerini toplayan eseri. Hikmet-i Tarih (1863) (Tarih Felsefesi) Fezleke-i Tarih-i Osmani (1869) (Kısa Osmanlı Tarihi) Secere-i Türkî(1864) :Doğu Türkçesinden çevrilmiştir. Lehçe-i Osmanî :İlk Türkçe sözlüklerden birisidir. Çevirileri ve Moliere Uyarlamaları: Vefik Paşa, Moliere’in 16 eserini uyarladı, Victor Hugo ve Voltaire’in eserlerini tercüme etti.

Alan Lightman

Ulusal Astronomi ve Astrofizik Araştırmaları Konseyi'nin 1990'lar için düzenlediği bilim panelinde yöneticilik yapan Alan Lightman [1948-], konsey raporunda yer alan bilim içerikli popüler bir bölümün de yazarıdır. Lightman, panel yöneticisi olarak Amerikan astronomi topluluğunun, önümüzdeki on yılın en yaşamsal soruları karşısında nasıl tavır aldığını ve bu sorunların çözülebilmesi için hangi gözlemsel etkinliklere öncelik tanıdığını izleme fırsatı buldu.

Albert Einstein

Albert EINSTEIN {Hayatı ve Eserleri} Alman İmparatorluğu'nun Ulm kentinde dünyaya gelen Einstein, yaşamının ilk yıllarını Münih'te geçirdi. Lise eğitimini ve yüksek eğitimini İsviçre'de tamamladı fakat bir üniversitede iş bulmada yaşadığı zorluklar nedeniyle bir patent ofisinde müfettiş olarak çalışmaya başladı. 1905 yılı Einstein için bir mucize yıl oldu ve o dönemde kuramları hemen benimsenmemiş olsa da ileride fizikte devrim yaratacak olan dört makale yayınladı. 1914 yılında Max Planck'ın kişisel ricası ile Almanya'ya geri döndü. 1921 yılında fotoelektrik etki üzerine çalışmaları nedeniyle Nobel Fizik Ödülü'ne layık görüldü. Nazi Partisi'nin iktidara yükselişi nedeniyle 1933'te Almanya'yı terk etti ve Amerika Birleşik Devletleri'ne yerleşti. Ömrünün geri kalanını geçirdiği Princeton'da hayatını kaybetmiştir. Albert Einstein, özel görelilik ve genel görelilik kuramları ile iki yüzyıldır Newton mekaniğinin hakim olduğu uzay anlayışında bir devrim yaratmıştır. Sadece matematik hesaplamalar ve denklemler ile oluşturduğu kuramları sonradan deneysel olarak defalarca doğrulanmıştır. E = mc2 denklemi ile formüle ettiği kütle-enerji eşdeğerliği yıldızların nasıl enerji oluşturduğuna açıklama getirmiş ve nükleer teknolojinin önünü açmıştır. Fotoelektrik etki ve Brown hareketine getirdiği matematiksel açıklamalar, modern fiziğe diğer katkıları arasındadır. Ömrünün büyük bir kısmını bütün kuramları birleştiren bir birleşik alan kuramı yaratmaya çalışarak geçirmiş ama bu çabaları sonuçsuz kalmıştır. Einstein kuantum mekaniğinin bazı sonuçlarına, özellikle belirsizlik ilkesine oldukça şüpheci yaklaşmış fakat bu yaklaşımlar ileride geniş kabul görmüştür. Albert Einstein [Germany] (14 March 1879 – 18 April 1955) was a German-born theoretical physicist who developed the general theory of relativity, one of the two pillars of modern physics (alongside quantum mechanics). While best known for his mass–energy equivalence formula E = mc2 (which has been dubbed "the world's most famous equation"), he received the 1921 Nobel Prize in Physics "for his services to theoretical physics, and especially for his discovery of the law of the photoelectric effect". The latter was pivotal in establishing quantum theory.

Alfred Adler

Alfred Adler 7 Şubat 1870’te viyana yakınlarında bir köy olan Rudolshemim’da dünyaya gelmiştir. Dört erkek ve iki kız kardeşe sahip olan Adler’in annesi çocuklarıyla meşgul olan hamarat bir ev kadını, babası ise Macaristan’dan göç etmiş olan orta sınıftan bir hububat tüccarıdır. Ailenin ikinci çocuğu olan Adler ağabeyi Sigmund, Adler için çocukluk yıllarında sürekli yarıştığı ve geride bırakmaya çalıştığı önemi bir rakipti. Adler’le Freud’un ne zaman tanıştıkları konusunda farklı görüşler olmakla birlikte Freud’un 1992 son baharında Adler’i ve onun dışında üç Viyanalı doktoru kendi evinde düzenlediği tartışma grubuna davet ettiği herkes tarafından kabul edilmektedir. Çarşamba günleri bir araya gelerek psikanaliz konusunda tartışan bu grup ilerleyen yıllarda Viyana Psikanalitik Derneğine dönüştü. Adler bu toplantıda farklı bakış açılarının tartışılabileceğini düşündüğü için katılmayı kabul etmiş ve sürdürmüştür.

Ali Rıza Seyfi

Ali Rıza Seyfi, Türk edebiyat tarihçisidir. 1880 yılında İstanbul'da doğar ancak denizci olan babasının görevi dolayısıyla Gemlik'e yerleşir. Aile üyelerinin atadan gelen denizcilik mesleğinin yanı sıra, babadan gelen edebiyat ilgisi vardır. Ali Rıza Seyfi 1892 yılında Heybeliada'daki Mekteb-i Bahriye'ye gider. Bu okulda edebiyat ile de ilgilenmeye başlar. Namık Kemal'in ve Ziya Paşa'nın fikirlerinden etkilenerek Osmanlı'nın içinde bulunduğu meselelere ilgisi artar. Ayrıca bu okulda İyi derecede İngilizce öğrenen yazarın üzerinde bu okulda hocası, İttihat ve Terakki Cemiyetinin üyesi Saffet Bey'in Türkçülük konusunda etkilendiği görülür.Türkçülük hakkındaki görüşleri ile dikkat çeker. 1909 yılında yüzbaşı iken emekli olur.Eserleri: Hayat-ı Alûde (1901), Çanakkale Boğazı (1902),Barbaros Hayreddin (1910), Kazıklı Voyvoda (1928), Kemal Reis ve Baba Oruç (1909), Muazzez Vatana (1913), Muhaberat-ı Bahriye-yi Osmaniye Zeyli (1899), Turgud Reis (1900), Akdeniz Kaplanları (1935), Deli Aslan (1935), Çocuk Kahraman Durakoğlu Demir (1945), Gazi ve İnkılâp (1933), Kurtuluş ve Kurtuluş Savaşı (1934)

Antoine Saint-Exupéry

Antoine Saint Exupéry (29 Haziran 1900 - 31 Temmuz 1944), Fransız pilot, yazar ve şairdir. Özellikle "Küçük Prens" (Le Petit Prince) isimli eseriyle ünlenmiş-tir. Fransa'nın Lyon şehrinde doğdu. Beş kardeşin üçüncüsüydü. Aristokrat bir aileye mensup olan Exupéry dört yaşındayken babasını kaybetti. Babasının ardından aile hızla yoksullaştı. Anneleri kültürlü bir kadındı. İlk öğretmenleri anneleri oldu. Exupéry okulda başarılı değildi. Ödevlerle arası yoktu, sürekli ceza alıyordu. Uçaklarla 12 yaşında tanıştı. Evlerinin yanındaki hava alanına gizlice girer uçakları yakından seyrederdi. 12 yaşındayken bir pilot onu uçağına aldı ve uçurdu. Kardeşi François'in ölümü onu ve ailesini çok sarstı. Liseyi bitirdikten sonra pilot olmayı çok istediği halde annesini kırmamak için denizcilik okuluna kaydoldu. 19 yaşında Ecole des Beaux-Arts'ta mimarlık fakültesine girdi. 21 yaşında orduya çağrıldı. Eğitimini yarıda bırakıp askere gitti. Askerlik görevini Fransız Hava Kuvvetlerinde teknisyen olarak yaptı. Strasbourg şehrinde pilotluk eğitimi aldı. Askerliğin ardından ailesinin isteği üzerine Paris'te bir ofiste kamyon satıcısı olarak çalışmaya başladı. Ticaret yaşantısında başarısız oldu. Bu arada yazı yazmaya da başlamıştı. 1926 yılı haya-tında bir dönüm noktası oldu: Tekrar uçmaya başlamıştı. Toulouse ve Dakar arasında posta servisi yapan uçağın pilotu olarak göreve başladı. İlk kitabı Güney Postası'nı bitirdi. Burada ilk uçuş deneyimlerini anlatıyordu. Aynı şirketin Arjantin bölge sorumluluğuna getirildi. Gece Uçuşu adlı romanı Arjantin'deki yaşantısını anlatır. Paris'te evlendi. 35 yaşındayken uçağı arıza yaptı ve Tunus'ta çöle zorunlu iniş yaptı, kayboldu. Dört günlük zorlu çöl macerası ardından bir Bedevi tarafından bulundular. İspanya İç Savaşı boyunca Fransız gazetesi adına muhabir olarak görev yaptı. Havacılık alanında birçok buluşa imza attı. Gece uçuşlarını düzenleyen cihazların geliştirilmesinde katkı sağladı. II. Dünya Savaşı başladığında Fransa, Almanya'nın işgaline uğradı. Komutanları Exupéry'ye sağlık durumunun savaş şartlarına uygun olmadığını söylemesine rağmen o askere yazıldı. Fransa'nın yenilgisi üzerine ABD'yi gitti. Buradayken yazdığı Dünya ve İnsanlar ile Savaş Pilotu adlı iki kitabı New York'ta çok tutuldu. En önemli eseri Küçük Prens'i de bu dönemde yazdı. Savaşın getirdiği yıkımın ortasında dünyaya bir umut mesajı vermek istiyordu. Bunu Küçük Prens'te bir çocuğun gözüyle yapmaya çalıştı. Ülkesinin işgal altındaki durumu onu çok üzmekteydi. Olaylar karşında sessiz kalamayacağına karar vererek ABD ordusuna katılarak yüzbaşı rütbesiyle Kuzey Afrika'ya gitti. Görevi Alman ordularının hareketini havadan izlemekti. Yine böyle bir keşif uçuşu sırasında 31 Temmuz 1944'te uçağı vuruldu ve Marsilya açıklarında denize düştü. Uçağının enkazı 2000 yılında balıkçılar tarafından bulundu. Yazarın Diğer Eserleri: • L'aviateur (1931) • Vol de nuit (Gece Uçuşu) (1931) • Terre des Hommes (1939) • Pilote de Guerre (Savaş Pilotu) (1942) • Le petit Prince (Küçük Prens) (1943) • Citadelle (1942) • Courrier sud (Güney Postası) (1929) • Lettre à un Otage (1943) • Carnets (1956)

Arif Neşet

Kısa Özgeçmiş 1944 Şerefli Koçhisar doğumluyum. Varlıklı olmayan bir ailenin tek erkek çocuğu olarak doğmuşum. Okul zamanım geldiğimde ağır bir hastalık geçirmem, belki on yıllık tahsil hayatıma yaptığı katkı başarısızlık oldu. Son iki yılım yatılı bir mesleki okulda geçti. Arkadaşlarım ders çalışır-ken ben şiir yazmakla oyalanıyordum; bu da benim okul hayatımın sonu oldu. Değişik işlerde çalıştım; banka veznedarlığı, esnaflık, Almanya serüveni bunlardan bazıları. Ve genç denebilecek bir yaşta ki, bu devletimizin onayladığı emeklilik sisteminin zaafından yararlanarak emekli oldum. Okumayı ve yazmayı sevdiğim halde, bunun ders kitaplarıyla ya da öğretilerin içinde yer alan yasaların ekonomiye ne getireceği, insanlardan ne götüreceği beni ilgilendirmedi. Yine de bir vatandaş olarak kerhen de olsa ülkeme hizmetlerimi esirgemedim; zaten böyle bir esirgeme şansınız da olmuyor.

Aristoteles

Aristoteles ya da kısaca Aristo (Yunanca: Ἀριστοτέλης Aristotelēs) (MÖ 384 – 7 Mart MÖ 322) Antik Yunan filozof. Platon ile Batı düşüncesinin en önemli iki filozofundan biri sayılır. Fizik, gökbilim, ilk felsefe, zooloji, mantık, siyaset ve biyoloji gibi konularda pek çok eser vermiştir. MÖ 384 veya 385'te, günümüzde Athos tepesi olarak adlandırılan tepenin yakınlarında ufak bir Makedonya kenti olan Stageira'da, Makedonya kralı II. Amyntas'ın (Philippos'un babası) hekimi olan Nikomakhos'un oğlu olarak dünyaya gelir. MÖ 367 veya 366 'da 17 yaşında Platon'un Atina'daki akademisine (Akademeia) girmesiyle Platon'un en parlak çömezlerinden biri olur.

Arthur Conan Doyle

Sir Arthur Ignatius Conan Doyle (22 May 1859 – 7 July 1930) was a Scottish physician and writer who is most noted for his fictional stories about the detective Sherlock Holmes, which are generally considered milestones in the field of crime fiction. He is also known for writing the fictional adventures of a second character he invented, Professor Challenger. He was a prolific writer whose other works include fantasy and science fiction stories, plays, romances, poetry, non-fiction, and historical novels.

Ayşegül Tunç

Çevirmen Hakkında: AYŞEGÜL TUNÇ, 1971 yılında Ankara'da dünyaya geldi. İlkokulu TED Ankara Koleji'nde, ortaokul ve liseyi Ankara Atatürk Anadolu Lisesi'nde takdirname derecesi ile bitirdi. Üniversitede birinci tercihine girdi ve burslu okudu. Annesinin vefatı ve babasının rahatsızlığı nedeniyle çalışmıyor. Ev-ofisinde yaptığı iş Internet-tabanlı betik programlar geliştirmek ve bilgisayar bilimleri alanına ait dikkatini çeken konularda Türkçeye çeviriler yapmaktadır. Son yıllarda “İşbirliğine Dayalı Öğrenme ve Açık Eğitim Hareketi” kapsamında serbest lisanslamalar artış gösterdi. Çevirmen de bu uygulamalar arasından seçimlerde bulunarak işe başladı.

Çağla Cömert

Çağla Cömert, 1983 İstanbul Doğumlu. “Viyana Güzel Sanatlar” Fakültesi mezunu.

Caner Özoğul

1986 yılında Adıyaman ilinin Gölbaşı ilçesinde doğdu. İlk ve Orta ve Lise öğrenimini yine burada tamamladı. İstanbul'da Bilgisayar Programlama önlisans bölümünü bitirdikten sonra Lisans öğrenimini İşletme bölümünde tamamladı. Halen Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünde Yüksek Lisans öğrenimine devam etmektedir. 2010 yılında Alternatif Tıp ile ilgilenmeye başlayan yazar. İbn-i Sina'nın El-Kanun Fi't Tıb eseri üzerinde incelemelere başlamış olup çevirileri üzerinden ve diğer Alternatif Tıp kaynaklarından incelemelerle bu alanda ilerlemeyi hedeflemiştir. Farmakoloji uzmanlarından Fitoterapi ile ilgili eğitimler alıp, bunlara kupa terapisi, hacamat ve sülük tedavisi ve manuel terapi eğitimelerini eklemiştir. Topluma faydalı olmak adına Evrensel Düşünce ve Eğitim Platformu adında bir sitenin yöneticiliğini yapmaktadır. Bu sitede de yine Alternatif Tıpla ilgili paylaşımlara ağırlıklı olarak yer vermektedir. (www.edep.biz)

Carl Gustav Jung

C. G. Jung, 1875 yılında İsviçre’nin Kesswil kentinde bir din adamının oğlu olarak doğdu. Ailesi-nin ilk çocuğu doğumdan sonraki birkaç gün içinde ölmüş olup, kendisi ondan sonra doğan “kıymetli bebek” durumundaydı. Kendisine o dönemin sayılan kişilerinden olan dedesinin adını verdiler. Köydeki okuldan sonra gittiği Basel’de sık sık fenalaşarak bayıldığı, bu nedenle sara hastalığı düşünüldüğü ama muayenesinin normal çıktığı görülmüştür. Babasının kendisi ile kurduğu daha olumlu ilişki ile olasılıkla psikiyatrik kökenli olan bu sorunun üstesinden gelebilmiştir Tüm okul hayatı ve üniversitedeki tıp eğitimini Basel’de tamamladı. 25 yaşında iken psikiyat-ri uzmanlığı eğitimine Zürih’te başladı. 2 yıl sonra Pierre Janet’den ders aldı. Daha sonra Zürih’te Bleuler’in yanında çalışmaya başladı. Sözcükçağrışım testleri üzerine araştırmalar yaptı. 28 yaşında iken psikiyatri uzmanı oldu ve evlendi. 30 yaşında iken, Zürih Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldu. 2 yıl sonra Freud ile karşılaştı, onun etkisinde kalarak psikanalize ilgi duymaya başladı. O yıl psikiyatri kongresinde histeri konusunda Freud’un sözcüsü olarak konuşma yaptı. Bu dönem sonrasında “sözcük çağrışım testi” üzerinde çalışmalar yapmaya başladı. 36 yaşındayken, 1903 yılında Emma Rauschenbach ile evlendi ve Uluslararası Psikanaliz Birliği’nin ilk başkanı oldu. Bir yıl sonra Freud’un teorilerini eleştirdiği bir kitap yazdı. Ertesi yıl Freud ve onun ekolü ile arasındaki görüş ayrılıkları sonrası psikanaliz birliğinden, editörlük görevinden ve Zürih Üniversitesi’ndeki psikiyatri doçentliğinden istifa ederek, grup ile ilişkisini kesti. Bu dönemi izleyerek, bilinçdışının yapısını araştırmak üzere çalışmaya baş-ladığı çok fazla aktif olmadığı, yayın yapmadığı, as-kere alındığı bir dönemi olmuştur. 46 yaşında iken “Psikolojik Tipler”adlı eserini yayınladı.

Cervantes

Miguel de Cervantes Saavedra (29 Eylül 1547 — 23 Nisan 1616), İspanyol romancı, şair ve oyun yazarıdır. "Don Kişot'un yaratıcısı. Genç yaşta başladığı edebiyat hayatında denemeleri ve tiyatro eserleri ile kısa sürede tanınan bir yazar olmuştur. Ayrıca İspanyol edebiyatında roman geleneğinin başlatıcısı olarak kabul edilir.

Cevdet Ayvaz

Cevdet AYVAZ; 01 Ekim 1982 yılında Trabzon ili Vakfıkebir ilçesinde dünyaya geldi. İlk, Orta ve Lise öğrenimimi Beşikdüzü’nde tamamladıktan sonra 2004 yılında Yüzüncü Yıl Üniversitesi Adilcevaz M.Y.O İşletmecilik (Finansman dalı) bölümünü bitirdi. Şiire daha ilkokul sıralarında başlamış olsa da gerçek başlangıcı lise ikinci sınıfta edebiyat öğretmeni Cemal SEZGİN’in teşviki ile yapmış oldu. Şiirlerinden bazıları çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmıştır. 1990 yılında yazmış olduğu “YAZ GELİYOR” isimli ilk şiiri TRT İstanbul Radyosu çocuk saati programında okunmuştur. Yedi yıl (1997) sonra edebiyat öğretmeni Cemal SEZGİN’in teşviki ile yeniden canlanan şiir tutkusu, beraberinde 5 ayrı ödül getiren ve günümüze kadar uzanan bir sürecin başlangıcı olmuştur. 1998 yılında “Yeni Ozanlar dergisi”nde ilk şiiri yayımlanmış ve yine aynı yıl “Soğuk Bir Kış Günü” isimli şiiri söz konusu dergi tarafından yılın şiiri seçilmiştir.

Charles Darwin

İnsan dahil tüm canlı türlerinin doğal seçi-lim yoluyla bir ya da birkaç ortak ata-dan evrildiğini öne sürmüş ve o günün şartlarına göre bu teoriyi destekleyen pek çok kanıt sunmuş-tur. Darwin'in fikirleri üzerine inşa edilen mo-dern evrim teorisi, bugün biyoloji biliminin temeli ve birleştirici öğesidir. Evrimin gerçekleştiği gerçeği Charles Darwin'in yaşadığı dönemde, doğal seçilim teorisinin evrimin ana açıklaması olduğu ise 1930'lu yıllarda bilim dünyası tarafından kabul görmüştür. Darwin'in orijinal teorileri modern evrimsel biyolojinin temelini oluşturmakta, hayatın çeşitliliği üzerine birleştirici bir mantıksal açıklama sunmaktadır.

Cuma Ali Yürekli

Türkiye ve dünyanın öteki ülkelerinde eşsiz ve yeterli kitabımız Kuran'ın bilinmesi, doğru ve iyi anlaşılması için fevkalade zor, meşakkatli ve çetin çabalar harcayan, yoğun emekler veren, bu konu üzerinde bıkmadan-usanmadan uzun uzun düşünen, aklını işleten, araştıran, sorular soran, kısaca aklını kullanan; bunları yaptıkları için anlayışsızlıklarla, haksız ve yersiz suçlamalarla, çirkin iftiralara uğrayan, akla hayale gelmeyen çeşitli engellerle karşılaşan, sıkıntılar ve çileler çeken çok güzide, saygın ve değerli tüm bilgin, fikir ve düşünce adamı ve araştırmacılara; hassaten eserlerinden, fikirlerinden, görüşlerinden ve düşüncelerinden yararlanma şansına mazhar olduğum başta İmam-ı Azam Ebu Hanife olmak üzere Abdulaziz Bayındır, Bayraktar Bayraklı, Gökhan Kolay, Hakkı Yılmaz, Hüseyin Atay, Mehmet Okuyan, Mustafa İslamoğlu, Mustafa Sağ, Nuri Tulum, Rıdvan Şanal, Savaş Ören, Yaşar Nuri Öztürk ve burada isimlerini yazamadığım, ancak bu konuda emek harcayan bütün bilim, fikir ve düşünce insanlarına en içten duygularımla teşekkür etmeyi borç bilirim. Ayrıca kitabın hazırlanmasında, basımında, dağıtımında ve okuyucuya ulaşmasında emeği geçen ve katkısı olan herkese ayrı ayrı teşekkür ederim.

Diderot

Denis Diderot (5 Ekim 1713 – 31 Temmuz 1784), Fransız yazar ve filozof. Aydınlanma Çağı'nın en önemli kişiliklerinden biri. Toplumu eğitmek ve geliştimek için tasarlanan ünlü Ansiklopedi'nin (Encyclopédie) baş editörüydü. Onun önderliğinde Aydınlanma döneminde Batı Avrupa'da ülkeler arasında çekişmeler olsa da bilgi akışı yeni aydınların toplumlara kazandırılmasını sağlamıştır. Ansiklopedi'nin 8-18 ciltleri, 1-7 ciltlerindeki bilgiler üzerine kiliseden aldığı tepki ile yasadışı olarak basılmış, Filozofça Düşünceler isimli yapıtı da mahkeme kararınca yakılmıştır. Fransa'nın Champagne ilinin Langres kasabasında doğdu. Diderot'nun babası bir bıçakçı idi. Kendini manastıra kapayan kız kardeşi akli dengesini yitirip 28 yaşında öldü. Her ne kadar babası onay vermese de, Diderot'nun ilk evliliği fakir bir insan olan Antoinette Champion ile oldu. Diderot'nun bir diğer evliliği ise, 1755'te Sophie Volland ile gerçekleşti. Volland diğer insanlar tarafından evde kalmış bir kadın olarak görülüyordu, ancak Diderot fikirlerinden bahsettiği ve içten bulduğu Volland'tan çok etkilenmişti. Edebiyat alanında da birçok katkısı bulunan Diderot'nun başlıca özelliği romanları şekil ve içeriğinin yanı sıra, felsefi olarak da incelemesiydi. Romantizm akımının öncüsü ve humanist olan Diderot; zengin kiliseler kontrolünde bir endüstri olarak gördüğü Hristiyanlık dinini reddetmiş ve birçok aşırı dincinin saldırılarına maruz kalmıştır. Her ne kadar Ansiklopedi genel olarak elit kesim tarafından ilgiyle karşılanmış olsa da, kimi çevrelerde de tepki ile kaşılandı. Cizvitlerin eleştirileriyle karşı karşıya geldi.

Dr. İlhan Korkmaz

Yazar. İstanbul 1962 doğumlu olup İstanbul Şehremini Anadolu Lisesi 1979 yılı mezunu ve 1987 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesini bitirdi. Mecburi hizmetini Van ili Özalp ilçesinde 1990 yılında tamamladı, ardından askerliğini Diyarbakır Ergani’de Jandarma Komando Teğmen olarak 1992 yılında bitirdi. Sırasıyla Yalova, Fatih, G. O. Paşa, Beyoğlu / İstanbul ilçelerinde görev yaparak, 2007 yılında Bursa iline yerleşerek Yıldırım ve Nilüfer ilçelerinde görev aldı. En son, Nilüfer ilçesi Ataevler Aile Sağlığı Merkezi Aile Hekimliğinden emekli oldu ve halen iş yerlerinde kısmi zamanlı olarak İş Yeri Hekimliği yapmaktadır. Dilek Korkmaz ile evli olup, Serhan ve Nazlıhan isimli iki çocuk babası.

Dr. Mehmet Yanmış

Dr. Mehmet YANMIŞ- Aslen Trabzonlu olup 1980 Samsun doğumludur. 2015 yılında Bursa Uludağ Ünv. SBE Din Sosyolojisi alanında doktorasını tamamladı. 2004-2010 yılları arasında MEB’na bağlı değişik okullarda öğretmenlik yaptı. Sonrasında 6 yıl (2010-16) Dicle Üniversitesi’nde Araştırma Görevlisi olarak çalıştı. 2013-14 yıllarında ABD’de bir yıl süreyle alanıyla ilgili çalışmalar yaptı. Daha çok yakın dönem Kürt toplumunda dini ve toplumsal değişim, kimlik, dini gruplaşma, fundamentalizm-İslamofobi konuları üzerine çalışmaları vardır. Bazı yayınları: Diyarbakır Halkının Geleneksel ve Dini Değerlerdeki Değişime Yaklaşımı Üzerine Sosyolojik Bir İnceleme (1990-2013). Bursa: Uludağ Ünv. SBE. Yayınlanmamış Doktora Tezi (2015); 1980 Sonrası Diyarbakır Kent Kimliğinin Değişimi (Sosyal, Siyasal, Dini). Kent Çalışmaları II. ed. M. Karakuyu & A. Keçeli & Ş. Çelikoğlu, Ank. Pegem, (2015); Fundamentalizm Korkusunun Müslüman Toplumlara Etkileri. Günümüz İslam Toplumları ve Problemleri. İst. Ati Yay. (2015); Yanmış, M. (2016). Modern Kürt Toplumunda Dini Gruplaşma, Kürdoloji 1, ed. H. Karacan, Ank. Yargı Yay. 2016.

Dr. Ömer Engin

Yazar 1968 doğumlu olup tıp doktorluğu eğitimini 1985-1991 yılları arasında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde yapmıştır. 1994-1998 yılları arasında genel cerrahi uzmanlık eğitimini ise Sağlık Bakanlığı Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Genel Cerrahi Kliniği’nde tamamlamıştır. Ülkemizin çeşitli yerlerinde çalışmış olup halen İzmir’de genel cerrahi uzmanı olarak çalışmaktadır. Yazarın; SCI-Excpanded dergi, yurtdışı uluslar arası dergi, yurtiçi dergi, yurtdışı kongre, yurtiçi kongre, uluslar arası kitap editörlüğü, uluslar arası ve yurtiçi kitaplarda bölüm yazarlığı olmak üzere 150’den fazla bilimsel eseri mevcuttur. Halen yurtdışı uluslar arası ve yurtiçi bilimsel dergilerde başeditörlük görevi ve editöryal board üyelikleri mevcuttur. Ulusal ve uluslar arası bilimsel ödüllere sahiptir. Bilgi ve tecrübelerini en son yazdığı “Lezzetten Ödün Vermeyen Diyet” kitabında paylaşmış olup kişileri zora sokmayan günlük yaşamda uygulanması mümkün olan tavsiyelerde bulunmuştur. Facebook sayfası: Lezzetten Ödün Vermeyen Diyet: https://www.facebook.com/Lezzetten-%C3%96d%C3%BCn-Vermeyen-Diyet-638919436248427/?fref=ts) Bilimsel özgeçmiş sayfası: https://www.researchgate.net/profile/Omer_Engin2

Ebru Fidan

1976 yılında Luleburgaz’da doğdum. İlk orta lise eğitimimi yine Luleburgaz’da tamamladıktan sonra Eğitim ve kariyer hedeflerim için Istanbula geldim. Eğitimime Turizm otelcilik ile devam ettikten sonra daha fazla gelişim için 2009 yılında Ingiltere’ye gittim. 3.5 yıllık eğitim ve deneyimin sonunda Istanbul’a geri dondukten sonra, hedeflerime daha fazla odaklanarak iş hayatına profesyonel bir şekilde atıldım. *İngiltere’de telefon uygulamaları hazırlayıp Türkiye’ye pazarlayan bir firmanın home office online danışmanlığı, *Italyan Panorama Vitrin Dizayn firmasının İstanbul’daki markaların Vitrin Tasarım projelerinin hazırlanması, *Ingıltere’den Erkek Giyim üzerine Türkiye’den ithalat yapan firmanın müşteri temsilciliği, *İngiltere Assosia firmasının Türkiye’de marka denetimi Tabii bunlar hep otelciliğin yanında ekstra gelir için yaptığım işlerdi. Bu işler benim satış vizyonumu olumlu yönde geliştirdi. Bu arada İstanbulda da eğitim olanaklarını her zaman değerlendirip kendime yeni tecrübeler ve yeni bakış acıları kazandırdım. Bunları DİGİTAL PAZARLAMA UZMANLIGI, SOSYAL MEDYA YONETİM UZMANLIĞI gibi çeşitli eğitimler takip etti. Hayattaki prensibim her zaman bir adım onde olabilmek için eğitim ve araştırma oldu. Sonunda bu ögrendiklerim ve tecrübelerimi sizlerle paylaşıp bir nebze olsun hayatlarınıza katkım olsun istedim. Umarım faydalı olurum. Ebru Fidan

Emirdağ Kaymakamlığı

EMİRDAĞ, Ege Bölgesinin kuzeydoğusunda, İç Anadolu sınırında yer alır. Afyonkarahisar' a 73 km, Eskişehir'e 110 km, Ankara'ya 186 km, İzmir'e 396 km, İstanbul'a 440 km, Konya'ya ise 225 km uzaklıktadır. Batısında Afyonkarahisar İli Bayat İlçesi, güneyinde Bolvadin, Sultandağı İlçeleri ve doğusunda Konya İli Çeltik İlçesi, güneydoğusunda Yunak İlçesi, Kuzeyinde Eskişehir İli Sivrihisar ve Çifteler İlçeleri, Kuzeybatısında Han İlçesi ile komşudur. Kısa Tarihçe: Emirdağ yöresinde Hititler, Lidyalılar, Persler, Eski Yunanlar, Romalılar ve Bizanslılar hüküm sürdü. İlçe merkezine 13 km. uzaklıkta, Hisarköy'de bulunan Amorium, ilçede bulunan en önemli tarihi yerleşimdir. Bizans İmparatorluğu hanedanlarından Amorian hanedanı, Amorium kökenliydi. Antik dönemde Aura, Roma ve Bizans dönemlerinde Amorium olarak anılan tarihi kentin kalıntıları Emirdağ'a 13 km. mesafede yer almaktadır.

Erich Fromm

(23 Mart 1900, Frankfurt - 18 Mart 1980), Musevi kökenli Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur. Ruh bilimine Marksist-Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir. Fromm ailesi, Yahudi geleneğine aşırı derecede bağ-lıdır. Fromm’un ataları, Talmud’u okuyup yorumlamakla günlerini geçiren, dünyevi işler olan ticaret gibi ilişkileri olmayan haham kimselerdir. Atalarından aldığı Yahudiliğe ilişkin eğitimi ve zihinsel birikimi, hayatında oldukça önemli bir işleve sahiptir. Heidelberg ve Münih Üniversiteleri'nde toplum bilim ve psikanaliz eğitimleri gördü. 1922 yılında Heidelberg Üniversitesi'nde doktora öğrenimini tamamladı. Münih'te ruh hekimliği ve ruh bilim üzerine ek incelemeler yaptıktan sonra, Berlin Psikanaliz Enstitüsü'nde eğitim gördü ve 1931 yılında mezun oldu.

Erich von Daniken

Erich Von Däniken, araştırmacı yazar, 14 Nisan 1935 tarihinde Zofingen, İsviçre'de dünyaya geldi. Fribourg kentinde St. Michel Koleji'nde öğrenim görürken zamanının çoğunu kutsal antik yazıları inceleyerek geçirdi. 5 yıldızlı bir otelin yöneticiliğini yaptığı 1968 yılında, Tanrıların Arabaları (Erinnerungen an die Zukunft) adlı ilk New Age kitabını yayınladı. İlk başta çok popüler olan yazar, daha sonra Carl Sagan ve I. S. Shklovsky gibi bilim adamları tarafından aldığı eleştirilerle gözden düşmüştür.

Erol Gedikli

Trabzon ilinin Akçaabat ilçesinde 1953 yılında doğdu. İlkokulu doğduğu, Kuruçam Köyünde okuduktan sonra Trabzon Lisesi orta kısmında ortaokulu ve aynı okulda lise öğrenimini tamamladı. Daha sonra girdiği Karadeniz Teknik Üniversitesi Temel Bilimler Fakültesi Matematik bölümünden 1976’da mezun olduktan sonra, matematik ve geometri öğretmeni olarak sırasıyla; Maçka Lisesi, Akçaabat Lisesi, Sürmene Lisesi, Trabzon İsmetpaşa İlköğretim Okulu, Trabzon Büyük Fen Dershanesi, Trabzon Esiroğlu M. Akif Ersoy Lisesi, Trabzon Yomra Fen Lisesi ve Trabzon lisesinde görev yaptıktan sonra 2003’de emekli oldu. Emekli olduktan sonra Akçaabat ve Trabzondaki değişik özel dershanelerde matematik ve geometri öğretmeni olarak görev yaptı. Halen Trabzon da ki bir özel dershanede matematik ve geometri öğretmeni olarak görev yapıyor. Evli ve üç çocuk babasıdır.

Fatma Topak

Fatma Topak of 1977 depending on the virtuous town of Mersin province Limonlu was born. He completed elementary and secondary education in the Limonlu. In 1995,she graduated from the Vocational School of Health nursing department virtuous. 1995 at Gazi University Vocational School of Health Services in 1997, Gazi University Faculty of Education from 1997-2002 she studied in French Teaching. 2003-2004 education, training attended during the Gazi University English Language Teaching Program and subsequently was appointed as an English teacher. Gazi University Medical Faculty Hospital in the 1996-1997 period, between 1997-2003 he worked as a nurse at the Ministry of Health. Between 2004-2009 the Ministry of Education within the Army, Batman, and she taught Tarsus of Mersin. Since 2009, Mersin Family and Social Policies is working as a teacher in the Provincial Directorate. Authors outside of their professional activities, 2011- 2015 years in Ankara, Istanbul, Izmir, Cyprus, Adana and Mersin received specialized institutions and academics in the fields of provincial "Personal Development" training with "Personal Development Expert" and "Breath Therapist", also operates in a separate area. Between the years 2011-2015 "Project Cycle, Project Preparation and Management" area with training received in the institution where she currently works and other public institutions, the European Union and support for the agency programs are involved in the execution of the project prepares and approved projects. Lump interested in table tennis as an amateur in this sport and in the Championship two years in a row in Turkey Gazi University received degrees in Table Tennis Tournament. Author’s vision; Before her, her family and then later to live a useful individual to society as a whole is to be a guide and light to people's lives.

Franz Kafka

Franz Kafka,(d. 3 Temmuz 1883 – ö. 3 Haziran 1924) modern dünya edebiyatının ikonik ve özgün yazarlarından biridir. Temmuz 1883'te Prag’da ufak moda eşyalar satan bir dükkan işleten Hermann ve Julie Kafka'nın 6 çocuğunun ilki olarak dünyaya gelmiştir. İki erkek kardeşi daha bebekken ölmüştür. 3 kız kardeşi de kendinden uzun yaşamıştır. Hukuk okumuş, boş zamanlarında yazmaya başlamıştır. Yazıları, ilk olarak Betrachtung, 1912 yılından itibaren yayımlanmaya başlamıştır. Kafka'nın duygusal deneyimleri ve ailesiyle olan ilişkileri eserlerinde özellikle günlük ve mektuplarında ifade bulmuştur. Babaya Mektup'ta (Almanca: Brief an den Vater) Kafka'nın bakış açısından babasıyla olan ilişkisi gözükmektedir. Hayatta olduğu süre içerisinde 7 kitap yazmıştır, bunların yanında 3 tamamlanmamış roman ve birçok mektup ve günlük bırakmıştır gerisinde. Kafka yakın arkadaşı Max Brod'dan öldüğünde tüm bu eserlerini yakmasını istemiştir. Max Brod'un Kafka'nın bu isteğini yerine getirmemesi sayesinde bugün bu eserleri okuma şansına sahibiz.

Gamze Gazeteci

Gamze Gazeteci, 1989 İzmit doğumlu. İlkokulu ve Orta Okulu Hızır Reis'te, Liseyi İzmit Lisesi’nde ve Üniversiteyi de Bilecik Üniversitesinde okudu. Halen kişisel yazılarına ve Roman çalışmalarına devam etmektedir..

George Orwell

George Orwell, asıl adı ile Eric Arthur Blair (d. 25 Haziran 1903, Bihar; ö. 21 Ocak 1950, Londra)[1] , 20. yüzyıl İngiliz edebiyatının önde gelen kalemleri arasındadır. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı romanı ve bu romanda yarattığı Big Brother (Büyük Birader) kavramı ile tanınır. Eserlerinde yer alan netlik, zeka, sosyal adaletsizliğe karşı farkındalık ve totalitarizm'e karşı duruşu onun imzası niteliğindedir. Orwell'ın hayatı, sonradan yazılarını etkileyecek olan deneyimlerle doludur. Eton Koleji'nden mezun olduktan sonra, o sırada bir İngiliz sömürgesi olan Burma'da bulunmuş; kısa süreliğine buranın polis teşkilatında görev yapmıştır. Bu memuriyet döneminde şahit olduğu acımasız uygulamalar, emperyalizme karşı geliştirdiği derin öfkeye katkıda bulunmuştur. Gençlik döneminde Fransa'da bulunmuş, türlü mesleklerde çalışmış, para sıkıntısı gerek yazarlığa başlamadan önce, gerekse ilk yapıtlarını kaleme aldığı yıllarda yakasını bırakmamıştır.

Gizel Hazan

Gizel Hazan (Ender) TED Ankara Koleji ve Boğaziçi Üniversitesi ilk bilgisayar programcılığı mezunlarındandır. O yıllarda merak sardığı Yoga konusunu yıllar içinde devamlı geliştirmiştir. İzmir’de evlendikten sonra çalışma hayatında bankacılık ve bilgisayar öğretmenliğinin yanı sıra, çocuk psikolojisi konusunda da, Holistic (Bütünsel) çocuk psikologu diplomaları almış, Uzakdoğu bilgilerini de sürekli geliştirmiş, Reiki Master olduktan sonra, yaşam onun önüne, yıllarca korkudan yaklaşamadığı sokak hayvanlarını çıkartmış, uzun yıllar onların yaşam hakları için mücadele vermiştir.

Hakan Aras

Hakan Aras, Mart 1987 istanbul kadıköy doğumludur. Koşuyolunda yaşamaktadır. Okul hayatı aynı semtte bulunan ilköğretim okullarında ve yine aynı bölgede bulunan lisede sürdü. Lisans eğitimini ise Anadolu Üniversitesinde Kamu Yönetimi bölümünden mezun olarak tamamladı. Çocukluk dönemlerimde okula giderken aynı zaman da atletizm ile ilgilendi ve dokuz yıl spor yaptım. Spor akademisine girmeyi başaramayınca spor hayatını sonlandırdı. Renkli bir karaktere sahip olduğunu düşünen yazar müzikten, Türk Sanat Müziği ve Klasik Müzik tutkunudur. Lisede, Tarih en sevdiği dersti, iyi bir tarihçi olduğunu düşünüyor. Maket yapıyor ve hobileriyle oldukça fazla zaman ayırmaya özen gösteriyor. Felsefe alanında bir eğitimi olmamasına rağmen aforizmalar yazıyor ve kendi alanını devlet felsefesi olarak tanımlıyor ve bu konuda bir kitabı da var. Özel sektörde, kitapçılık alanında çalışıyor. Dünyanın en güzel işi ile ilgileniyor kendince ve kitaplardan asla kopamıyor. Askeri tarih, siyasi tarih ve de özellikle devletlerin bilinmeyen, anlatılmayan tarihleri ile ilgileniyor. Askerliğini Ankara’da kısa dönem olarak yaptı ve ardından iş hayatına atıldı. Hobileri ve yazar kişiliği ile hayatın vermiş olduğu monotonluktan sıyrılmaya özen gösteriyor. Ailesi, çekirdek bir aile. Koşuyolu gibi güzel bir semtte yaşıyor. Yazar, İkinci kitabı e-kitap olarak yayında, başarılı olacağına inanıyor ve ikinci kitabının, başarısının paralelliği ile birlikte seri halinde devamının gelmesini diliyoruz ve geleceğini şimdiden tasarlıyor ve de ideallerinin peşinden koşmaya devam ediyor.

Halide Edip Adıvar

Halide Edip Adıvar (Osmanlıca: خالده اديب اديوار; d. 1884 - ö. 9 Ocak 1964) Türk yazar, siyasetçi, akademisyen, öğretmen. Halide Onbaşı olarak da bilinir. Halide Edip, 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. Kurtuluş Savaşı'nda cephede Mustafa Kemal'in yanında görev yapmış, sivil olmasına rağmen rütbe alarak bir savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı'nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır. II. Meşrutiyet'in ilanı ile birlikte yazarlığa başlayan Halide Edip; yazdığı yirmi bir roman, dört hikâye kitabı, iki tiyatro eseri ve çeşitli incelemeleriyle Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri Türk edebiyatının en çok eser veren yazarlarındandır. Sinekli Bakkal adlı romanı, en bilinen eseridir. Eserlerinde kadının eğitilmesine ve toplum içindeki konumuna özellikle yer vermiş, yazıları ile kadın hakları savunuculuğu yapmıştır. Birçok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır.

Halil Erdem

1961 Dirmil-Burdur doğumlu. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliğini bitirdi. Türkçe Bölümünde lisans tamamladı. Kar Aydınlığı (Roman) Fam Yayınları 2014 Dirmil Ömürcüsü (Roman) Fam Yayınları2006- 2014 Goca Meryem (Roman) Fam Yayınları 2014 Tokatçı (Çocuk Romanı) Kendi Yayını 2013 Teke Yöresi Halk İnançları (Araştırma - inceleme) Kendi Yayını 2008 Karacaoğlan Geleneğinde Dirmil Güzellemeleri ve Öyküler (Araş-tırma inceleme) 2011 Alter Yay. Gece Mavisinde Aşk (Şiir) Kendi Yayını 1998 Ve Alışıldı Ölüme (Şiir ) Temmuz Yayınları 1990 Kardan Adam (Çocuk şiirleri) Kendi Yayını 1998 Işık Avcıları (Çocuk şiirleri) Kendi Yayını) 2013 Çöpten Öğrendiğim Hayat Çocuk Kitabı 2015 Göl Hikayeleri (Öykü) 2015 Şiir ve yazılarını Bahçe, Mavi Umut, Bahar, Çalı, Öğretmen Dünyası, Dirmil, Noktam, Bezuvar, süje, Kar dergilerinde yayınladı. Beykonak Eğitim ve Kültür Vakfı Yirce Şiir Yarışmasında. Ne-Var Yok şiiriyle Birincilik aldı.(2004) Resim çalışmalarını da yürüten Halil ERDEM 3 kişisel, 25 karma re-sim sergi etkinliğinde bulundu.

Halit Durucan

1960 yılında Kırıkkale’de doğdum. İlkokulu Kırıkkale’de, ortaokulu ve liseyi Ankara’da tamamladım. 1980 yılında vatani görevimi yapmak üzere askere gittim. Askerliğimi tamamlayıp döndükten sonra Yükseköğretim Kurumu’nda memur olarak çalışmaya başladım. 1984 yılında evlendim ve bu evliliğimden üç çocuğum dünyaya geldi. 2005 yılında Gazi Eğitim Fakültesi son sınıfta okuyan kızım Çiğdem’in arkadaşlarının hayat hikâyelerinden oluşan “İsimsiz Sevda” isimli çalışmasını kendi imkânlarımızla kitaplaştırdık. Kızımın bu çalışması başta bizler olmak üzere; hem üniversite hocalarını ve hem de arkadaş çevresini çok sevindirdi. Kızımın bu çalışması içimde var olan yazma hevesimin ortaya çıkmasına sebep oldu. Bu sebeple; ortaokul ve lise yıllarımda oluşturduğum arşivimi büyük bir hevesle aralayıp, kesintiye uğrayan çalışmalarıma yeniden başladım. O günden bu güne kadar; biri araştırma, diğeri gerçek yaşanmış insan öyküleri ve bir diğeri de kurgu roman olmak üzere üç eser yazdım.

Halit Fuat Beşik

Halit Fuat Beşik kimdir? 1952 yılında Fatsa'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Fatsa'da, üniversite öğrenimini ise İstanbul'da tamamladı. Kapalı çarşıda ticaret hayatına atıldı. Bu arada dünyanın pek çok ülkesini gezme fırsatı buldu. Önceleri rezaletten kaçmayan ve "Hep ben" mantığıyla maceralı bir hayat yaşadı. Okumayı ve not almayı çok sevdiği için pek çok kitap ve notlara sahiptir. Yazmak konusuna otuz yıllık bir emek vermesine rağmen, bu konuda daha pek çok şey yapması gerektiğine inanıyor. 2003 yılında "Talan Mevsiminde Adam gibi yaşamak.” 2010 yılında, ”Sokrates’in İsyanı.” Ve son olarak ta, Haçlılar Çanakkale’de.” adlı kitapları yayınlanmıştır. İnanç, Adalet, İnsan sevgisi ve Kuran ahlakına dayalı o muhteşem denge içinde eserler vermeye çalışıyor. Şu anda sizler için değişik konularda pek çok kitaplar daha hazırlamaktadır. Gerçek eserlerini bundan sonra sunacağına inanıyor...

Haşim Reşit Tunalı

1950 yılında, Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde doğdu. 14 yaşına kadar çocukluğu burada geçti. 1964 yılında ailece İstanbul'a yerleştiler. İstanbul'da iş hayatına başladı. 17 yaşında şiir denemelerine başladı. Askerlik görevini yaptıktan sonra, 1974 yılında İsviçre'de çalışmaya gitti. 1975 yılında Şahsine Hanım'la evlendi. Gürkan 1976, Gülay 1980 doğumlu iki çocuk babasıdır. Şairimiz, şiirle ilgili duygularını şöyle dile getiriyor: "Şiir yazma duygusu bambaşka bir şey. Bunu yazmayan anlayamaz. Her zaman en büyük arzum şiiri çevremdekilere sevdirebilmektir." İsviçre'de uzun yıllar yaşadıktan sonra, oradaki şairleri ve şiirseverleri biraraya getirerek şiir toplantıları yaptı. Zürih'te her yıl "Gurbet Şairleri" adıyla "Şairler Günü" kutlamaları düzenledi. Şiirleri Avrupa'daki türk gazetelerinde ve sanat dergilerinde yayınlandı. Türkiye'de sanat dergilerinde ve antolojilerde şiirleri yayınlandı. Sanat dergilerinin düzenlemiş olduğu şiir yarışmalarında dereceler ve plaketler aldı. 1993 yılında "Yaşadığım Gurbet" adlı kendi şiir kitabını yayınladı. İsviçre'de 35 yıl çalıştıktan sonra, Türkiye'ye temelli dönüş yaptı ve emekli oldu. İlham geldikçe şiirlerine devam ediyor. Bu ikinci kitabıyla, siz saygı değer şiirsever okurlarıyla buluşturmaktan sevinç ve gurur duymaktadır..

Henry Gray

Henry Gray (1827 – 13 June 1861) was an English anatomist and surgeon most notable for publishing the book Gray's Anatomy. He was elected a Fellow of the Royal Society (FRS) at the age of 25. Biography: Gray was born in Belgravia, London, in 1827 and lived most of his life in London. In 1842, he entered as a student at St. George’s Hospital, London (then situated in Belgravia, now moved to Tooting), and he is described by those who knew him as a most painstaking and methodical worker, and one who learned his anatomy by the slow but invaluable method of making dissections for himself. While still a student, Gray secured the triennial prize of Royal College of Surgeons in 1848 for an essay entitled The Origin, Connexions and Distribution of nerves to the human eye and its appendages, illustrated by comparative dissections of the eye in other vertebrate animals. In 1852, at the early age of 25, he was elected a Fellow of the Royal Society, and in the following year he obtained the Astley Cooper prize of three hundred guineas for a dissertation “On the structure and Use of Spleen.” In 1858, Gray published the first edition of Anatomy, which covered 750 pages and contained 363 figures. He had the good fortune of securing the help of his friend Henry Vandyke Carter, a skilled draughtsman and formerly a demonstrator of anatomy at St. George’s Hospital. Carter made the drawings from which the engravings were executed, and the success of the book was, in the first instance, undoubtedly due in no small measure to the excellence of its illustrations. This edition was dedicated to Sir Benjamin Collins Brodie, Bart, FRS, DCL. A second edition was prepared by Gray and published in 1860. The book is still published under the title Gray's Anatomy and is widely appreciated as an extraordinary and authoritative textbook for medical students. Gray held successively the posts of demonstrator of Anatomy, curator of the museum and Lecturer of Anatomy at St. George’s Hospital and was in 1861 a candidate for the post of assistant surgeon. Death: Gray was struck by an attack of confluent smallpox, the most deadly type of the disease where individual lesions become so numerous that they join as a continuous, "confluent" sheet. He is assumed to have been infected due to his extended and meticulous caring for his ten-year-old nephew, Charles Gray, who did eventually recover. On the day he was to appear for an interview as a final candidate for a prestigious post at the St. George's Hospital, he died in London - 13 June 1861 - at the age of 34. He was buried at St James, Pancras and Highgate Cemetery. Of note is the fact that Gray had been vaccinated against smallpox as a child with one of the early forms of the vaccine.

Homeros

Homeros (Grekçe: Ὅμηρος, Hómēros) Antik Çağ'da yaşamış İyonyalı ozan. İlyada ve Odysseia destanlarının derleyicisi olduğu kabul edilir. Smyrna (İzmir) bölgesinde yaşamış olduğu sanılmaktadır. Hayatı: Yaşamı hakkında çok az bilgi vardır. Homeros Antik Yunancada cins isim olarak “köle” anlamına geliyordu. Kendisinden çok sonraları gelen Klasik Çağ yazarlarınca Truva Savaşı sırasında yaşadığı rivayet olunmuştur. Ayrıca MÖ 8. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış olduğu da tahmin edilmektedir. İngiliz bilim adamı George Thomson Tarih öncesi Ege adlı eserinde yaptığı incelemeler sonucunda Homeros'un doğduğu yer olarak en yüksek olasılığın Sakız Adası olduğunu belirtir. Sonra ise diğer bir yüksek olasılık olan Smyrna'ya (bugünkü adıyla İzmir) vurgu yapar. Ancak gerçekte Homeros isimli bir şair yaşadıysa bile bu destanları yaratan veya derleyen tek bir ozan olmadığını düşünen araştırmacılar da vardır. Hayatıyla ilgili bir başka rivayet ise kör olduğudur.

İbn-i Sina

İbn-i Sina (Farsça: ابن سینا; d. 980 Afşana Köyü, Buhara - ö. 1037 Hamedan) Tıp adamı, yazar, filozof ve bilim adamı. Buhara yakınlarındaki Afşana köyünde (Özbekistan) Hicri 370 (M.S 980) yılında dünyaya gelmiş ve Hamedan şehrinde (İran) 427 Hicri (Miladi 1037) tarihinde vefat etmiştir. Tıp ve Felsefe alanına ağırlık verdiği değişik alanlarda 200 kitap yazmıştır. Batılılarca, Orta Çağ Modern Biliminin kurucusu ve hekimlerin önderi olarak bilinir ve "Büyük Üstad" ismi ile tanınır. Tıp alanında yedi asır boyunca temel kaynak eser olarak süre gelen El-Kanun fi't-Tıb (Tıbbın Kanunu) adlı kitabı ile ünlenmiş ve bu kitap Avrupa üniversitelerinde 17. asrın ortalarına kadar tıp biliminde temel eser olarak okutulmuştur. Fars veya Türk bilim adamıdır. İbn-i Sina, Kuşyar isimli bir hekimin yanında tıp eğitimi aldı. Değişik konular üzerine 240'ı günümüze gelen 450 kadar makale yazdı. Elimizdeki yazıların 150 tanesi felsefe 40 tanesi de tıp üzerinedir. Eserlerinin en ünlüleri felsefe ve fen konularını içeren çok geniş bir çalışma olan Kitabü'ş-Şifa (İyileşme Kitabı) ile El-Kanun fi't-Tıb'dır (Tıbbın Kanunu). Bu ikincisi ortaçağ üniversitelerinde okutulmuştur. Hatta bu eser Montpellier ve Louvain'de 1650 yılına kadar ders kitabı olmuştur. Samanoğulları sarayı kâtiplerinden Abdullah Bin Sina'nın oğlu olan İbn-i Sina (Batı'da Avicenna adıyla tanınır), babasından, ünlü bilgin Natili'den ve İsmail Zahit'ten ders aldı. Geometri (özellikle Öklid geometrisi), mantık, fıkıh, sarf, nahiv, tıp ve doğabilim üstüne çalışmalar yaptı. Farabi'nin el-İbane's aracılığıyla Aristoteles felsefesini ve metafiziğini öğrenip, hastalanan Buhara prensini iyileştirince (997) saray kütüphanesinden yararlanma olanağına kavuştu. Babası ölünce, Cür-can'da Şirazlı Ebu Muhammed'ten destek gördü (Tıp Kanunu'nu Cürcan'da yazdı). Çağında tanınan bütün Yunan filozoflarının ve Anadolu doğacılarının yapıtlarını incelemiştir.

İbrahim Çakır

16-5-1978 Tarihinde Edirne’de doğdum. İlk orta ve lise tahsilimi Edirne’de tamamladıktan sonra, 2001 yılında Denizli Pamukkale Üniversitesi TARİH bölümünden, daha sonra 2009 yılında Anadolu Üniversitesi KAMU YÖNETİMİ bölümünden mezun oldum. Şu anda Emlakcılık ve Arıcılıkla uğraşmakta olup, ÇAKIR EMLAK’ın sahibiyim, evliyim, Edirne doğayı hayvanları koruma ve yaşatma derneği üyesiyim, PAMUK isminde dünyalar tatlısı bir köpeğim var. "NEKBETLİK DELALETİ" isimli eserimi 2009-2012 yılları arasında kaleme aldım. Edirne'de yaşamaktayım…

Immanuel Kant

Immanuel Kant, 22 Nisan 1724 – 12 Şubat 1804 (Königsberg) tarihleri arasında yaşamış olan Alman filozofu. Alman felsefesinin kurucu isimlerinden biri olmuş ve felsefe tarihinin kendisinden sonraki dönemini belirleyici olarak etkilemiştir. Kant, eleştirel felsefenin babası olarak kabul edilir. Doğu Prusya'nın Königsberg (Kaliningrad) kasabasında doğdu. Hep burada yaşadı. Üniversite eğitimi sırasında birkaç yıl öğrencilere özel dersler verdi. Eğitimi sırasında Leibniz ve Wolff'tan etkilendi. 1755 tarihinde doçent derecesi aldıktan sonra üniversitede çeşitli sosyal bilimler alanlarında dersler vermeye başladı. Kant başlangıçta fizik ve astronomi alanında yazılar yazdı. 1755 yılında "Evrensel Doğal Tarih ve Cennetlerin Teorisi" adlı eserini yazdı. 1770 yılında Königsberg'de mantık ve metafizik kürsüsüne atandı. 1770'den sonra Hume ve Rousseau etkisiyle eleştirel felsefesini geliştirdi.12 şubat 1804'de Königsberg'te öldü. Felsefesi Modern felsefenin gelişim seyrine uygun olarak bilgi kuramını ön plana çıkartmıştır. Kant'ın gözünde bilim, liderleri kesin olan ve yöntemleri, ancak Hume'unki gibi felsefi bir kuşkuculuk benimsendiği zaman sorgulanabilen evrensel bir disiplindir. Bilim yansızdır ve nesneldir. O, felsefedeki ilk ve temel misyonunun bilimi temellendirmek, daha sonra da ahlakın ve dinin rasyonelliğini savunmak olduğuna inanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için, hem Descartes'ın rasyonalizminden ve hem de Hume'un empirizminden önemli gördüğü öğeleri alarak, transsendental epistemolojik idealizm diye bilinen kendi bilgi kuramını geliştirmiş, yükselen bilimin felsefi temellerini gösterdikten sonra, özgürlük ve ödev düşüncesine dayanarak Hristiyan ahlakını savunma çabası vermiştir. O, fenomenal gerçeklikle, yani bizim duyular aracılığıyla tecrübe ettiğimiz dünya ile numenal gerçeklik, yani duyusal olmayan ve hakkında bilgi sahibi olunamayacak dünya arasında bir ayrım yapmıştır. Kant öğretisiyle bilimsel bilginin olanaklı olduğunu göstererek, Newton fiziğini temellendirir.

İrina Andreeva

İrina Andreeva, 1970 senesinde Gürcistan’ın Dedoplisckaro kasabasında fakir bir ailede dünyaya geldi. 1992 senesinde Tiflis’te meslek yüksekokulunu bitirdi ve o senelerde güçlü bir bağımsızlık hareketiyle sarsılan memleketini terk ederek, hayatını kazanmak için annesinin memleketi olan Rusya’ya yerleşti. “Hayat dipsiz bir kuyu”, sözünü sık sık dile getiren yazar, şimdilerde yaşamını Türkiye’de, iki oğlu ve eşiyle sürdürmekte. Kitapları: 1. LANETLİ EV. (Basılmış kitap) 2. KURUTULMUŞ KELEBEKLER. (Basılmış kitap) 3. AKLIMDAKİ ŞEYTAN. (Basılmış kitap) 4. KÖRDÜĞÜM (Basılmış kitap) 5. KUŞLARA EMANET (Basılmış kitap) 6. Şu an “AĞAÇTAN KIZLAR” (dosya) üzerinde çalışmaktayım.

Jack London

Jack London (12 Ocak 1876, San Francisco - 22 Kasım 1916, Kaliforniya), ABD'li gazeteci ve roman yazarı. Vahşetin Çağrısı, Martin Eden, Demir Ökçe, Beyaz Diş ve Deniz Kurdu başta olmak üzere elliden fazla kitabın yazarı olan Jack London, Dünya ticari dergi romanının öncüsü ve yazarlıktan yüksek gelir elde edebilen Amerikalıların ilklerindendir. John Griffith "Jack" London (born John Griffith Chaney, January 12, 1876 – November 22, 1916) was an American author, journalist, and social activist. He was a pioneer in the then-burgeoning world of commercial magazine fiction and was one of the first fiction writers to obtain worldwide celebrity and a large fortune from his fiction alone. He is best remembered as the author of The Call of the Wild and White Fang, both set in the Klondike Gold Rush, as well as the short stories "To Build a Fire", "An Odyssey of the North", and "Love of Life". He also wrote of the South Pacific in such stories as "The Pearls of Parlay" and "The Heathen", and of the San Francisco Bay area in The Sea Wolf. London was a passionate advocate of unionization, socialism, and the rights of workers and wrote several powerful works dealing with these topics such as his dystopian novel The Iron Heel, his non-fiction exposé The People of the Abyss, and The War of the Classes.

Jale Muratoğlu

Evli ve bir çocuk annesi olan Jale Muratoğlu, 1969 İstanbul doğumludur ve birçok Astrolog gibi Kova Burcu'dur. Astroloji merakı 1993 yılında Astrolog Hülya Koçak ile tanışması ile birlikte kendi doğum haritasının analizi sonucunda başlamıştır. Yapılan inceleme sonuçlarının içeriği, kapsamı, derinliği karşısında büyük bir şaşkınlık yaşayarak, akabinde oğlunun harita yorumunun da yapılmasını istemiştir. Bu süreç zarfında elde ettiği verilere dayanarak, Astroloji'nin insanların hayatlarına ışık tutacak, onlara yol gösterecek, tutunacak bir dal olabileceğine inanmıştır. Jale Muratoğlu’nun Astrolojiye olan ilgisi yıllarca devam etmiş, bu konuda kitaplar okuyarak bilgisini artırmaya çalışmıştır. 2006 yılında hayatının dönüm noktası olarak; Türkiye’nin sayılı Uzman Astrologlarından biri olan Sn. R. Hakan Kırkoğlu’nun Göklerin Bilgeliği okuluna girerek eğitimlerine başlamıştır. 2006-2010 yılları arasında Göklerin Bilgeliği Okulu Eğitim Programı çerçevesinde Hesaplama, Temel Astroloji Bilgileri yazılı sınavı ile birlikte, Yorumlama Projesi’ni de başarı ile tamamlayarak 2009 tarihinde diploma almaya hak kazanmıştır. İlerleyen zaman içinde birçok seminere katılarak, öngörüm teknikleri üzerine eğitimlerini de tamamlamıştır. 2010 senesinde ise, daha kadim bilgilere ulaşmak adına, Horary Astrolojisi’yle eğitimlerine devam etmiştir. Jale Muratoğlu kendi dalında duayen olan; Karma Astroloji Uzmanı, Sn. Oğuzhan Ceyhan’ın birebir derslerine devam etmekte, ileri seviyede Harita Yorumlama Analiz ve Teknikleri konusunda üstadlık derecesine ulaşmak için kendisini geliştirmektedir. 2010 senesinden beri aldığı eğitimlerin ve tecrübelerinin doğrultusunda talep edenlerin harita analizlerini yapmaya başlamıştır. Her danışanın haritasını yorumlarken gökyüzü ve yeryüzü arasındaki senkronizasyona tanık olmuş, insanlara yardım etmenin, Astroloji ile aydınlanmalarına vesile olmanın, mutluluğunu yaşamış ve halen yaşamaktadır… KATILDIĞI SEMİNERLER - 18 Ağustos 2007, The Ascendant, the Descendant, the Midheaven and the IC; (Haritadaki köşe noktaları semineri) ; Darellyn /Gunzburg. - 03 Kasım 2007, Pluton Oğlak Transiti Hayatımıza Neler Getirecek Semineri; R. Hakan Kırkoğlu - 9 Aralık 2007 , Helenistik Astrolojide zaman yöneticileri alanında Zodiacal Releasing Yönetimi Semineri; R. Hakan Kırkoğlu - 22 Mart 2008, Jeodetik Haritalar, Tutulmalar ve Ay Düğümleri Semineri ; Chris McRae ve Monica Dimino - 22 Kasım 2008, Harita yorumunda Almutenlerin Pratik Kullanımı Semineri; Nicola Smutts - 02 Eylül 2009, Sabit Yıldızlar Hayatınızı Nasıl Şekillendiriyor Semineri - 20 Aralık 2010, Öncü Patlaması Semineri , R. Hakan Kırkoğlu - 04 Haziran 2011, Asteroid Tanrıçalar Semineri; Meltem Tolunay - 2 Ekim 2011, Astrolojiye farklı dokunuşlar (Evlilik ve İlişkiler, Güneş Dönüşü Haritaları); Benjamin Dykes - 29 Ekim 2011, Medikal Astroloji ; Sue Tomkins - 29 Ekim 2011, Kişilerarası Çekimin Sırları; Doğum saati doğrulaması (Rektifikasyon) Wendy Stacey - 30 Ekim Pazar 2011, Püf noktalarım ; R. Hakan Kırkoğlu - 29-30 Ekim 2011; Kolay Harita Analizi Semineri; Sue Tompkins, Wendy Stacey VERDİĞİ SEMİNERLER - Kasım Ayında Gökyüzü Semineri (1 Kasım 2011 – Verde Sağlıklı Yaşam Enstitüsü) - Parçalı Güneş Ve Tam Ay Tutulması Semineri (25 Kasım 2011- Verde Sağlıklı Yaşam Enstitüsü) - Ocak Ayında Gökyüzü Semineri ( 10 Ocak 2012- Verde Sağlıklı Yaşam Enstitüsü) - Jenerasyon Gezegenleri Hayatımızda ne gibi değişiklikler meydana getirecek? (21 Şubat 2012 Verde Sağlıklı Yaşam Enstitüsü) - Temel Astroloji Kavramları nelerdir? (6 Mart 2012- Verde Sağlıklı Yaşam Enstitüsü) - Koç Burcuna Geçen Uranüs Transitinin hayatımızdaki etkileri neler olacaktır? (6 Nisan 2012- Verde Sağlıklı Yaşam Enstitüsü) - Kuzey ve Güney Ay düğümleri. Hayata Gelme Amacımız Nedir? ( 29 Mayıs 2012- Verde Sağlık Yaşam Enstitüsü) - Neptün Transitinin Hayatımızdaki etkileri neler olacaktır? (20 Nisan 2012- Verde Sağlıklı Yaşam Enstitüsü) - Pluto Oğlak’ta Değişim ve Dönüşüm Zamanları? (22 Mayıs 2012- Verde Sağlıklı Yaşam Enstitüsü)

James Matthew Barrie

Sir James Matthew Barrie, (9 May 1860 – 19 June 1937) was a Scottish author and dramatist, best remembered today as the creator of Peter Pan. The child of a family of small-town weavers, he was educated in Scotland. He moved to London, where he developed a career as a novelist and playwright. There he met the Llewelyn Davies boys who inspired him in writing about a baby boy who has magical adventures in Kensington Gardens (included in The Little White Bird), then to write Peter Pan, or The Boy Who Wouldn't Grow Up, a "fairy play" about this ageless boy and an ordinary girl named Wendy who have adventures in the fantasy setting of Neverland. This play quickly overshadowed his previous work and although he continued to write successfully, it became his best-known work, credited with popularising the name Wendy, which was very uncommon previously. Barrie unofficially adopted the Davies boys following the deaths of their parents. Barrie was made a baronet by George V in 1913, and a member of the Order of Merit in 1922. Before his death, he gave the rights to the Peter Pan works to London's Great Ormond Street Hospital, which continues to benefit from them.

Karl Marx

Karl Heinrich Marx (Okunuşu: Karl Haynrikh Marks) (5 Mayıs 1818 Trier - 14 Mart 1883 Londra) 19. yüzyılda yaşamış filozof, politik ekonomist ve en önemli devrimcidir. Komünizmin kuramsal kurucusudur. Bir-çok politik ve sosyal konuda fikri olmakla beraber, en çok Komünist Manifesto'nun (1848) giriş cümlesinde özetlediği tarih analiziyle tanınır: "Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımlarının tarihidir." Marx, bütün sınıflı toplumlarda olduğu gibi kapitalizmin de kendini yok etmeye yol açacak içsel dinamikler barındırdığına inanırdı; onun düşüncesine göre, nasıl ki kapitalizm eskimiş feodalizmin yerini aldıysa, sınıfsız bir toplum olan komünizm de "devletin proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey olmadığı" siyasal geçiş sürecinden sonra onun yerini alacaktır. Marx, sosyo/ekonomik değişimlere belirli bir tarih-sel zorunluluk perspektifinden bakardı; ona göre kapita-lizm, yapısal durumunun dinamiği ve çatışması sonucu yerini komünizme kesin olarak bırakacaktır: « Modern sanayinin gelişmesi, burjuvazi-nin ayaklarının altından bizzat ürünleri ona dayanarak ürettiği ve mülk edindiği temeli çeker alır. Şu halde, burjuvazinin ürettiği, her şeyden önce, kendi mezar kazıcılarıdır. Kendisinin devrilmesi ve proletaryanın zaferi aynı ölçüde kaçınılmazdır. » (Komünist Manifesto) Marx, bu değişimin organize bir devrimci hareketle geleceğini düşünür; bu değişim, ancak uluslararası işçi sınıfının birleşik hareketiyle meydana gelecektir: "Bize göre komünizm, ne yaratılması gereken bir durum, ne de gerçeğin ona uydurulmak zorunda olacağı bir ülküdür. Biz, bugünkü duruma son verecek gerçek harekete ko-münizm diyoruz. Bu hareketin koşulları, şu anda varolan öncüllerden doğarlar." (- Alman İdeolojisi)

Kasım Doğan

Türkiye’de doğdu. Kitaplara olan ilgisi genç yaşta başladı. İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı bölümü mezunu. Üniversite yıllarından beri aktif olarak çevirmenlik yapıyor. Son beş senedir İsveç’te yaşıyor. Demokrasi ve entegrasyon odaklı sosyal projelerle çalışıyor. Aynı zamanda müzisyen.

Kemal Aras

KEMAL ARAS KİMDİR? ZORLU ADAMIN ZORLU HİKÂYESİ? 23.11.1967 yılında 1.100 gr. olarak Konya’da dünyaya geldi. Doktor annesine; “Bu çocuk ölür!” dediğinde merhametli annesi; ”Allah dilerse ölür!” diye cevap verdi. Doktor bu söze çok kızmış… Çocuk yaşlarında simit satmaya, ayakkabı boyamaya başladı. Bazen satış menüsüne kuruyemişleri de ilâve ederdi. Baskülle, Alaaddin Tepe’sinde insanları tartarak üç-beş kuruş kazanmaya çalışırdı. Simit satmada ustaydı, sabah ezânıyla kalkar, 150 simidi çabucak satıp âilesine katkı da bulunursa sevinirdi, Rabbine şükrederdi. Hasat zamanı köyü olan Akburun’da, yakıcı sıcakta nohut ve buğday tarlalarında çalıştı. Gerçi bu konu da azim timsâli olarak gördüğü kardeşi Azmi kadar becerikli değildi. İlk okulu bitirdikten sonra 1979 yılında parasız yatılı okul sınavlarına girdi. Konya’nın güzel ilçesi Ereğli’de ortaokulu okudu. Sonrasında parasız yatılı meslek lisesi sınavlarına girdi, Muğla Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi’ni kazandı. Bu okulu sağlık sorunları sebebiyle, 2. sınıfında bırakmak zorunda kaldı. 1984 yılında Konya Ticaret Meslek Lisesi’ne kayıt yaptırdı. Bu okulun birinci ve ikinci sınıflarını birincilikle bitirince, özel bir dershane ücretsiz üniversite hazırlık kurslarına çağırdı. Bir süre gitti, daha sonra bıraktı…Okumak, araştırmak, öğrenmek, sorgulamak temel nitelikleriydi. Hemen her cemaat ve tarikatle, ekolle, zihniyetle tanışma, konuşma fırsatı buldu… Bir araya gelen kalabalıklar onun ilgisini çekiyordu. Çünkü hakkı söyleyen insanların, doğrusu yanında pek fazla insan toplaması mümkün değildi! Öyleyse kimdi bunlar? Araştırmak gerekliydi… Kavgacı bir ruhu yoktu. Fakat abisi İrfan, ona haksızlığa asla suskun kalmamasını öğretmişti. O da öyle yaptı, haksızlığa boyun eğmedi. Kavga ederken atılan yumrukları saymaya kalkmadı! Bu işi genelde diğer abisi Ömer yapardı. Fakat onun bütün kavgası, Allah’a karşı olanlarla idi. İslâm’a toz kondurmaya çalışanların elbiselerindeki tozu silkemelerine yardımcı olmasını, Allah’ın kendisine sunduğu ayrı bir yetenek olarak görüyordu! Allah için risk almayacaktı da kimin için alacaktı? Gerçi bu yüzden bir kaç kez okuldan atılmanın eşiğine gelse de, Allah, onu asla yardımsız ve yalnız bırakmadı! Lise’den sonra 1987 yılında Bursa Uludağ Üniversitesi İktisâdi ve Ticari İlimler Fakültesi’nin İşletme bölümünü kazandı. Okumak, dürüstlük ve bilgi de örnek aldığı babası, ona hep Kur’ân yolunu gösterdi… O’da hep Kur’ânı bildi. Her türlü cemaatler, solcular, sağcılar, onu kendisine çekmeye çalışsa da, o hiçbirine yüz vermedi. Kaderin bir cilvesi olarak yurttan ayrıldı, bir cemaat evinde kalmaya başladı. Bu süreçte Türkiye’nin önemli âlimlerini, şeyhlerini, mollalarını, liderlerini cemaat kartvizitleri içinde tanıma imkânı oldu… Çoğu zengin, varlıklı, imkânı ve çevresi geniş insanlardı… Çok dürüst, düzgün olanları da vardı. Allah’dan bahseden insanların ne çabuk servet edindiklerini hayretle gözledi. Bugün “Allah!” diyen, yarın hayâlinde bile göremiyeceği işlere, olanaklara kavuşuyordu.. Özellikle imam-hatip okulları ve ilâhiyât okuyanlarca rağbet görüyordu. “Allah Rızası” için namaza duran, niyetlenen, yetmediği için “niyet ettim niyetlendim!” diye tekrar niyet eden bu insanların gözleri, ay sonları bankamatikten maaşlarını çekerken ayrı bir ışıltıya bürünüyordu! Kârlı bir iş olsa gerekti ki, hem çeşidi hem de sayıları sürekli artıyordu… Bu kitaba en düşük, zorunlu olarak konulacak bir ücreti talep ettiği için, okuyucudan hakkını helâl etmesini bekliyor! Ayrıca yazar, eşi Havva’ya, çocukları Aybüke Betül, Gamze Yağmur ve Damla Cansu'ya, kardeşi Azmi'ye ve Dayısı’na müteşekkirdir. 01.03.2013 Beyşehir / Konya / Türkiye Kur’ân: Ebedî Doğrular “Putlara Ultimatom” Cilt I & Cilt II by Kemal Aras Teşekkür ve ithâf: Çok zor şartlarda kâleme alınan bu eser, yazarınca, zorluğun yanında kolaylık olduğunu bir kez daha fiilen öğreten ve cânını alacak olan, Rabb ve Rahmân Allah’a teşekkür olarak ithâf edilmiştir…

Lev Tolstoy

Lev Nikolayeviç Tolstoy (Rusça: Лев Никола́евич Толсто́й; 9 Eylül 1828 - 20 Kasım 1910), Rus yazar. Zengin bir ailenin çocuğu olarak Yasnaya-Polyana'da doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova'ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk"u bu sıralarda yazdı. Leon Tolstoy in May 1908 Tolstoy was born in Yasnaya Polyana, the family estate in the Tula region of Russia. The Tolstoys were a well-known family of old Russian nobility. He was the fourth of five children of Count Nikolai Ilyich Tolstoy, a veteran of the Patriotic War of 1812, and Countess Mariya Tolstaya (Volkonskaya). Tolstoy's parents died when he was young, so he and his siblings were brought up by relatives. In 1844, he began studying law and oriental languages at Kazan University. His teachers described him as "both unable and unwilling to learn." Tolstoy left university in the middle of his studies, returned to Yasnaya Polyana and then spent much of his time in Moscow and Saint Petersburg. In 1851, after running up heavy gambling debts, he went with his older brother to the Caucasus and joined the army. It was about this time that he started writing.

Lewis Carroll

Charles Lutwidge Dodgson (27 January 1832 – 14 January 1898), better known by his pen name, Lewis Carroll, was an English writer, mathematician, logician, Anglican deacon and photographer. His most famous writings are Alice's Adventures in Wonderland and its sequel Through the Looking-Glass, as well as the poems "The Hunting of the Snark" and "Jabberwocky", all examples of the genre of literary nonsense. He is noted for his facility at word play, logic, and fantasy, and there are societies in many parts of the world (including the United Kingdom, Japan, the United States, and New Zealand) dedicated to the enjoyment and promotion of his works and the investigation of his life.

Marcus Aurelius

Marcus Aurelius (26 April 121 AD – 17 March 180 AD) was a Roman Emperor from 161 to 180. He ruled with Lucius Verus as co-emperor from 161 until Verus' death in 169. He was the last of the Five Good Emperors, and is also considered one of the most important Stoic philosophers. During his reign, the Empire defeated a revitalized Parthian Empire in the East; Aurelius' general Avidius Cassius sacked the capital Ctesiphon in 164. In central Europe, Aurelius fought the Marcomanni, Quadi, and Sarmatians with success during the Marcomannic Wars, with the threat of the Germanic tribes beginning to represent a troubling reality for the Empire. A revolt in the East led by Avidius Cassius failed to gain momentum and was suppressed immediately. Marcus Aurelius' Stoic tome Meditations, written in Greek while on campaign between 170 and 180, is still revered as a literary monument to a philosophy of service and duty, describing how to find and preserve equanimity in the midst of conflict by following nature as a source of guidance and inspiration.

Mark Twain

Mark Twain "Samuel Langhorne Clemens" (30 Kasım 1835 – 21 Nisan 1910), daha çok takma adı Mark Twain olarak bilinir, Amerikalı mizahçı, satirist, roman yazarı, yazar ve öğretmen.Tom Sawyer'ın Maceraları adlı ünlü çocuk romanının yazarıdır. Bir diğer ünlü eseri olan Huckleberry Finn'in Maceraları romanı kimi edebiyatçılar tarafından Amerikan edebiyatının ilk büyük eseri olarak değerlendirilir. Eserlerinde gülmenin güzelliğini, esaretin ne kadar kötü bir şey olduğunu anlatmaya çabalamış ve "iki kulaç derinlik" anlamında bir denizcilik terimi olan Mark Twain imzası ile 30 kitap yayımlamıştı.

Mehmet Kuşak

Nisan 1980’de Edirne’de doğdu. Ortaokul ve liseyi Edirne Anadolu Lisesi’nde okudu. Lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi inşaat mühendisliği bölümünde aldı. Ortadoğu’nun değişik ülkelerinde bulundu. Araştırmalarının konusu Kutsal Kitap, Apokrif metinler ve Kur’an-ı Kerim’in karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Üniversite yıllarından beri merakla araştırdığı mukayeseli dinler tarihi konusundaki bulguları bir dizi kitaba dökmeye karar verdi. İlk yazdığı kitap ‘Hristiyanlığın Kurucusu Pavlus ve Hz. İsa'nın Tahrif Edilen Mesajı’dır. Diğer kitap çalışmaları devam etmektedir. Evli, iki çocuk sahibidir. İngilizce ve Rusça bilmektedir.

Mevlana Rumi

Mevlana, bugünkü Afganistan sınırları içerisinde yer alan, horasan bölgesindeki Belh şehrinde 1207 yılında dünyaya gelmiştir. Asıl adı Muhammed Celaleddin’dir. “Mevlaya ait olan” anlamına gelen Mevlana ismi, kendisine genç yaşta ders okutmaya başladığı sıralarda verilmiştir. Anadolulu anlamına gelen Rumi ismi ise kendisine batılılarca verilmiş bir lakaptır. Mevlana, gelmiş geçmiş en büyük tasavvufçulardandır. Tasavvuf bir insan sanatıdır ve Mevlana da ömrünün çoğu döneminde insanlara hizmet için çalışmış, halk tarafından sevilen ve sayılan ayrıca bir tasavvuf şairidir. Mevlana henüz 9 yaşındayken çok büyük zorluklar içinde babası Bahâeddin Veled ve annesi Mümine Hatun ile birlikte Konya’ya göç etmişlerdir. 1225 yılında Şerefeddin Lala’nın kızı olan Gevher Hatun ile Karamanda evlenmiştir. Mevlana’nın Allah aşkını konu alan şiirleri ve sözleri günümüzde hala önemini yitirmemiştir. Çoğu ders kitaplarında, bazı romanlarda konu olan Mevlana, unutulmayacak bir geçmişe sahiptir. Zira kendisi Allah yolunda kalbini eritmiş, nefsini öldürmüş büyük bir tasavvufçudur.

Mihail Bakunin

Bakunin Moskova’nın Kuzeybatısı'nda, Torzok ve Kuvşinovo arasındaki Piramukhino köyündeki aristokrat bir ailenin çocuğudur. 14 yaşındayken Topçuluk Üniversitesinde askerî eğitim aldığı St. Petersburg’a gitti. Eğitimi 1832 yılında tamamlandı ve Rusya İmparatorluk Muhafız Alayı’na düşük rütbeli bir subay olarak atandı ve Minsk’e, Gardinas’a, Litvanya’ya (artık Belarus) gönderildi. Babası Bakunin’in askerî veya sivil göreve devam etmesini istiyorduysa da, o 1835 yılında ikisini de terk ederek, felsefe okumayı umut ettiği Moskova’ya geçti. Bakunin Moskova’da eski üniversitelilerden oluşan bir grupla arkadaşlık kurdu ve ardından sistematik bir idealist felsefe çalışmasına başladı. Özellikle de Schelling, Fichte ve Hegel’e yoğunlaştı. Başından beri o ve arkadaşları çalışmalarını, o dönem modern bilimin başkenti sayılan Berlin’e bir seyahat yaparak tamamlamak istiyorlardı. Bakunin’in âilesi bu yolculuğun masraflarını karşılamayı reddetti; ama sonunda yumuşadılar ve 1840 yılında yolculuğa çıktı. O sıralar Bakunin’in plânı üniversitede profesör olmaktı (arkadaşlarının deyimiyle “doğruluğun râhibi”). Fakat daha sonra “Sol Hegelciler” adı verilen radikal öğrencilerle karşılaştı ve onlara katıldı. Berlin’deki sosyalist harekete dâhil oldu. Buradan Proudhon ve George Sand’le karşılaşacağı, Polonyalı sürgünlerin lideriyle tanıştırılacağı Paris’e geçti. Paris’ten İsviçre’ye seyahat etti. Burada bir süre kalarak sosyalist hareketlerde faâl olarak bulundu. İsviçre’deyken, Bakunin Rusya hükûmeti tarafından Rusya’ya çağrıldı ve çağrıyı reddetmesi üzerine mallarına el konuldu. 1848 yılında Paris’e döndüğünde, Rusya’ya karşı ateşli bir saldırı başlattı ve bu Bakunin’in Fransa’dan sürülmesine neden oldu. 1848’in devrimci hareketleri kendisine demokratik ajitasyon yapan köktenci bir kampanyaya katılma fırsatını verdi ve 1849 Mayısındaki Dresden ayaklanmasına katılması nedeniyle tutuklandı ve ölüm cezasına çarptırıldı. Bununla birlikte idam hükmü ömür boyu hapse çevrildi ve Rus yetkililere teslim edildi. Hapsedildi ve 1855 yılında doğu Sibirya’ya gönderildi. Bakunin Amur bölgesine gitmek için izin talep etti ve buradan kaçmayı başararak Japonya’ya, ardından da 1861 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nden İngiltere’ye geçti. Geri kalan yaşamını batı Avrupa’da, özellikle de İsviçre’de sürgünde geçirdi. 1869 yılında Sosyal Demokratik Birliği kurdu. Bununla birlikte Birinci Enternasyonal’in uluslar arası bir organizasyon olduğu ve yalnızca ulusal organizasyonların üyeliğe kabûl edildiği bahanesiyle Bakunin’in kurduğu birlik Birinci Enternasyonal’e alınmadı. Oluşturulduğu yıl dağılan bu birliği oluşturan çeşitli gruplar daha sonra Enternasyonal’e ayrı ayrı katıldılar. 1870 yılında Bakunin Lyons’taki başarısız bir ayaklanmaya önderlik etti. Ayaklanma daha sonra Paris Komünü için örnek teşkil etti. Karl Marx ve Friedrich Engels daha sonra bu komünü onayladılar ve onu proletarya diktatörlüğünün bir örneği olarak tanımladılar; bununla birlikte Marx Lyons’taki ayaklanmanın erken ve maceracı bir ayaklanma olduğu görüşündeydi. Çünkü başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Aynı zamanda da Bakunin'in önderliğinde olması böyle bir değerlendirmeyi getirebilirdi.

Murat Hanili

Murat HANİLİ- 1975 Diyarbakır Hani’de doğdu. İlk ve ortaokulu Eskişehir ve Ordu’da, lise öğrenimini de Gaziantep’te tamamlamıştır. Yükseköğrenimini Malatya İnönü Üniversitesi İİBF’nde ve yükseklisans’ını Dicle Üniversitesi SBE’nde yaptı. Bölgenin değişik illerinde 15 yıllık özel sektör pazarlama, satış ve finans yöneticiliği deneyimi var. Bu sürede değişik kurumlardan çok sayıda başarı ödülü kazanmıştır. Halen özel bir finans kuruluşunda üst düzey yönetici olarak çalışmaktadır..

Murat Ukray

MURAT UKRAY, Who is Author was born in 17 August 1976, Istanbul and lives in Istanbul. Also graduate from Yildiz Technical University, Electronics Engineering and after Mastering in Istanbul and go on his studies and works (such as 5-D relativity-2007-, Doomsday Reality:2012-2006- and Jesus Signs-2008-) in here.. Murat UKRAY isimli yazar & yayıncı, aslen UKRAYNA göçmeni olan İstanbullu bir ailenin tek çocuğu olarak 17 Agustos 1976 tarihinde İSTANBUL'da doğdu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini istanbul'da tamamladı. Bakırköy Anadolu Ticaret Lisesi'ni başarıyla bitirdikten sonra, YILDIZ TEKNİK üniversitesi ELEKTRONİK Mühendisliği Bölümünde 1995-2000 yılları arasında eğitim gördü ve 2000 yılında mezun oldu ve aynı Üniversitenin FEN BİLİMLERİ Enstitüsünde 2002-2004 yılları arasında Yüksek Lisans öğrenimi gördü, burada ileri teknolojik araştırmalara ve bilimsel çalışmalara katıldı. Daha sonraki yıllarda ise, AMERİKA'daki GÜNEY CALİFORNİYA ÜNİVERSİTESİ (University of Southern California)'da ileri araştırmalar enstitüsünde Bulanık Cebir (Fuzzy Lojik) yapay zeka temelli elektronik devre sistemleri ve Kaotik zaman serilerinin zaman domeni incelemeleri konusu ile Einstein'ın Birleşik Alan Kuramı üzerinde çalışmalar yaptı. Bu çalışmalarının önemli sonuçlarını Akademik makaleler ve Kitap olarak da 2007-2010 yılları arasında yine Amerikada tanıştığı POD (Print on Demand) sistemiyle yayınladığı gibi, bu yayıncılık sistemini 2011 yılından itibaren Türkiyeye getirmek ve modifiye etmek için, 2006 yılından beri yazdığı diğer eserlerle birlikte KLASİK yayıncılıkla eserlerini yayınevlerinde yayınlamak yerine, alternatif olacak bir yayıncılık sistemi şeklinde web yayıncılığının temellerini ilk kez atarak, web çalışmalarına da başlamış ve böylelikle ilk kez dijital ve basılı ortamda kitap yayıncılık hayatına da Türkiye'de başlamış oldu. 2010 yılından beri zaman zaman gittiği AMERİKA'daki aynı isimde kurmuş olduğu (www.kiyametgercekligi.com) web sitesi üzerinden kitaplarını sadece dijital elektronik ortamda, hem düzenli olarak yılda yazmış veya yayınlamış olduğu diğer eserleri de yayın hayatına e-KİTAP ve POD (Print on Demand -talebe göre yayıncılık-) sistemine göre yayın hayatına geçirerek okurlarına sunmayı ilke olarak edinirken; diğer yandan da, projenin SOSYAL yönü olan doğayı korumak amaçlı başlattığı "e-KİTAP PROJESİ" isimli yayıncılık sistemiyle KİTABINI KLASİK SİSTEMLE YAYINLAYAMAYAN "AMATÖR YAZARLAR" için, elektronik ortamda kitap yayıncılığı ile kitaplarını bu sistemle yayınlatmak isteyen PROFESYONEL yayıncılar ve yazarlar için de hemen hemen her çeşit kitabın (MAKALE, AKADEMİK DERS KİTABI, ŞİİR, ROMAN, HİKAYE, DENEME, GÜNLÜK TASLAK) elektronik ortamda yayıncılığının önünü açan e-YAYINCILIĞA başlamıştır..

Mustafa Çoruh

Dr. Mustafa Çoruh İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Endüstri Mühendisliği’nden 1984 ve İTÜ Endüstri Mühendisliği master’ından da 1987 yılında mezun olmuştur. Ayrıca İşletme Master’ını (MBA) ABD’de 1994 yılında South West Missouri State University (SMSU) almıştır. 2003 yılında ise Claremont Graduate Üniversitesi’nden (CGU) Bilgi Sistemleri Yönetimi (MIS) konusunda Master diploması almıştır. International School of Management’ta (ISM) Uluslararası İşletme Yönetimi alanında Doktorasını (Ph. D) 2010 yılında tamamlamıştır. Bilişim Teknolojileri uzmanı olan Mustafa Çoruh, University of Phoenix (UOP)’de Veritabanları, Veri Ambarları, Bilgisayar Programlama, Web Tasarımı, Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri konularında ve SMSU’da ise Matematik dersleri vermiştir. ABD, Kanada, İngiltere ve Türkiye’de küçük büyük birçok firmaya danışmanlık yapmış ve 100’e yakın Bilişim Sistemleri tasarlamıştır. Çalıştığı firmalardan bazıları şunlardır: Alarko, Mavi Jeans, Escort Bilgisayar, Erensan, Ebil Eğitim, MCI, SHL, Syncor International, PTC Therapeutics, Citi Bank, Texas Utilities, Allstate, Banctec, Strasburger & Price L.L.P., Fiber Optics, CompuCom, Movo Media ve CRF. Halen bir ABD Firmasında Intranet, Veritabanları ve Veri ambarları (DW) alanında Sistem Tasarımları yapmaktadır. Mustafa Çoruh 2005-2008 yılları arasında Kdz. Ereğli Demokrat TV’de ‘Bilgi Teknolojileri Dünyası’ adlı TV programına Bilişim Teknolojileri uzmanı olarak katılmıştır. Demokrat Gazetesinde ve diğer yerel yayınlarda Bilişim Teknolojileri konusunda yazıları çıkmaktadır. Okullara ve özel şirketlere Bilişim Teknolojileri ve Internet alanlarında seminerler vermektedir. Mustafa Çoruh’la ilgili detaylara ve çalışmalarına ve kitap siparişi için, kendi sitesinden (Http://www.mustafacoruh.com) ulaşılabilir.

Namık Kemal

Namık Kemal (21 Aralık 1840, Tekirdağ - 2 Aralık 1888, Sakız Adası), Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu yazar, gazeteci, devlet adamı ve şairdir. Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına bağlı bir Tanzimat Devri aydınıdır. Bu kavramları Türk fikir hayatına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir.[1] Heyecanlı, kavgacı kişiliği, akıcı, parlak üslubu nedeniyle devrinin diğer yazarlarından daha fazla tanındı.[2] “Vatan Şairi” ve “Hürriyet Şairi” olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra tenkit, biyografi, tiyatro, roman, târih ve makale türlerinde eserler verdi. Özellikle Türk Edebiyatının ilk edebi romanı olan "İntibah" ve batılı anlamda Türk Edebiyatının sahnelenen ilk tiyatro eseri olan "Vatan Yahut Silistre" eserleriyle ünlüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü eserleri ve fikirleriyle etkiledi. Eserleri: İntibah Cezmi Celalettin Harzem Şah Vatan Yahut Silistre Zavallı Çocuk Gülnihal Karabela Akif Bey Tahrib-i harabat Evrak-ı Perişan Devr-i İstila Berika-i Zafer Kanije Muhasarası Tasvir-i Efkar Hürriyet Hilali osmani

Nathaniel Hawthorne

He was born in 1804 in Salem, Massachusetts to Nathaniel Hathorne and the former Elizabeth Clarke Manning. His ancestors include John Hathorne, the only judge involved in the Salem witch trials who never repented of his actions. Much of Hawthorne's writing centers on New England, many works featuring moral allegories with a Puritan inspiration. His fiction works are considered part of the Romantic movement and, more specifically, Dark romanticism. His themes often center on the inherent evil and sin of humanity, and his works often have moral messages and deep psychological complexity. His published works include novels, short stories, and a biography of his friend Franklin Pierce.

Neslihan Gültepe Maden

Neslihan Gültepe Maden, 1987 Konya doğumlu. Selçuk Üniversitesi Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalı mezunudur. Antalya’da Türkçe öğretmeni olarak görev yapmakta, Evli ve üç çocuk annesi..

Oksana Esina

Родилась в городе Харькове на Украине. Закончила Национальную Юридическую Академию Украины имени Ярослава Мудрого по специальности «Правоведение» с красным дипломом. Написала 5 научных статей при кафедре финансового права Национальной Юридической Академии Украины имени Ярослава Мудрого. Занятие юридической наукой имело значительное влияние на мою литературную деятельность и обогатилo меня истинными знаниями, которые являлись направляющими в жизни. Успешно сделала карьеру – начальник юридического отдела в налоговой инспекции. Счастлива в браке.

Öz'ün İfadesi

Diz çöker umutlarım, O Yüce Sultanın huzurunda, O öyle bir Sultan ki, bölebilsem canımı yüz bin parçaya, Yüz bini de secde etse huzurunda, yetişsem, koşsam emrinde dört nala..! Bu can, kurbandır, köledir senin yolunda...! Bir kez kulum de, yeter bana..! Özüme çıkmış olduğum yolculukta içimden geldiği gibi klavye den satırlara yansıyanlar… Başkaları yazıyor şimdi hikayemi; Başkaları da bende okuyacak kendi hikayelerini…! www.facebook.com/ozunifadesi twitter.com/Ozunifadesi ozunifadesi.blogspot.com.tr

Özlem M. Boğahan

1995 yılında üniversiteye girdiğimde, İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü çok da bilinçli seçmemiştim aslında. Başarılı, zeki olarak tanımlanan bir öğrenciydim. Kendi kendime düşündüm; ‘Çalışmadan bu sınavda nasıl başarılı olurum?’ En iyi olduğum alan dil dedim ve lisede yabancı dil bölümünü seçtim. Tüm öğretmenlerim ilk tercihime gireceğimi düşünürken, ben tüm yılı, çalışmak yerine gezerek geçirdiğim için yanlış hatırlamıyorsam üçüncü tercihime girdim. Hacettepe İngiliz Dili ve Edebiyatı. Harika lise yıllarımın ardından (ki bunun için aileme ve dostlarıma teşekkür borçluyum) harika üniversite yıllarım başladı. Ben hayatı olumlu bir bakış açısıyla yorumlayan biriyim. Mutlaka olumsuzluklar yaşanmıştır ama hep mutlu bir insan oldum. 1996’da üniversitenin ikinci yılında, gazetede bir ilan gördüm. “Sunuculuk ve Spikerlik Kursu.” O ana kadar hiç düşünmediğim bir alan. Neden bilmiyorum, içimde o kursa katılmak için inanılmaz bir istek duydum ve hemen ailemi aradım. Gittiğim kursları yarım bırakmakla ünlü bir insan olduğum için (sıkılgan bir ruhum var, ağır ilerliyor ağır!) annem ve babam, “Bunu da yarım bırakma ama”, diyerek bana kurs için gerekli parayı gönderdiler. Kaydoldum. O ana kadar hiç düşünmediğim bir alan dedim ama aslında küçüklüğümden beri gösterilerde hep sunucu olmak isterdim.

Pat Morin

Yazar Hakkında PAT MORIN, Carleton Üniversitesi’nde Bilgisayar Bilimleri Okulu’nda Profesör olmasının yanı sıra, açık erişimli Hesaplamalı Geometri Dergisi’nin kurucusu ve yönetici editörüdür. Hesaplamalı geometri, algoritmalar ve veri yapıları konularında çok sayıda konferans makaleleri ve dergi yayınlarının yazarıdır.

Prof. Latif Mutlu

21 Haziran 1924, Nazımiye do-ğumludur. Evli ve iki oğlu vardır. Petrol Ofisi’nde 15 yıl müdür ola-rak görev yaptı (1951-1965). En önemli görevinin, Türkiye’nin ilk boru hattı olan İskenderun-Batman Boru Hattı’nın kurucu müdürlüğü olduğunu söyler. Özel İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nin kuruluşuna katıldı. Akademinin Genel Sekreteri ve Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. 1968 yılında Özel Diş Hekimliği ve Eczacılık Özel Yüksekokullarını kurdu. Latif MUTLU önem verdiği diğer hizmetlerini söyle sıralamaktadır; 1979 yılında Bursa’da elektrikle karbondioksit üretimi için tesisler kurdu. 1983’de karbondioksit üretim sistemini değiştirerek diğer üreticilere kendi yöntemlerini kullanmaları için izin vermiştir. 1991 genel seçimlerinde (SHP) Sosyal Demokrat Halkçı Parti, İstanbul 2. Bölge’de Milletvekili adayı olarak seçime katıldı ise de bu bölge se-çim barajını aşamadığından Milletvekili çıkaramadığı için seçilemedi. 1991’de İstanbul Eğitim ve Kültür Vakfı okullarında 3 yıl kadar genel müdürlük yaptı. 1994’te İngiltere’de bir üniversiteden aldığı yetkiyle İstanbul’da (ISIS - İstanbul School of International Studies) “İstanbul Uluslararası Bilimler Merkezi”ni kurdu. 1995’de üniversite kurmak için, Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı’nı kurdu. 1996’da TBMM’nin kabul ettiği kanunla İstanbul Bilgi Üniversitesi resmen kuruldu. Latif MUTLU, 11 yıl bu vakfın başkanlığını yaptıktan sonra, 2006’da İstanbul Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı ol-du. Halen bu üniversitenin Kurucular Kurulu Onursal Başkanı ve Vak-fın Mütevelli Heyet Üyesi olarak görev yapmaktadır.

Reşat Nuri Güntekin

Reşat Nuri Güntekin (25 Kasım 1889; İstanbul - 7 Aralık 1956; Londra), Cumhuriyet dönemi edebiyatında önemli bir yeri olan Çalıkuşu, Yeşil Gece ve Anadolu Notları gibi eserlere imza atmış roman, öykü ve oyun yazarıdır. Müfettişlik görevi ile Anadolu'da gezdiği için Anadolu insanı yakinen tanımıştır. Eserlerinde Anadolu'daki yaşamı ve toplumsal sorunları ele almış insanı insan çevre ilişkisi içinde yansıtmıştır. Romanları: Gizli El (1922) Çalıkuşu (1922) Damga (1924) Dudaktan Kalbe (1925) Akşam Güneşi (1926) Bir Kadın Düşmanı (1927) Yeşil Gece (1928) Acımak (1928) Yaprak Dökümü (1930) Kızılcık Dalları (1932) Gökyüzü (1935) Eski Hastalık (1938) Ateş Gecesi (1942) Değirmen (1944) Miskinler Tekkesi (1946) Harabelerin Çiçeği (1953) Kavak Yelleri (1961) Son Sığınak (1961) Kan Davası (1961)

Salih Aslanparçası

MEHMET SALİH NEZİH Müstear isimli, şiir yazarı Salih Aslanparçası; 1 ocak 1989 tarihinde, Diyarbakır'ın Çermik ilçesine bağlı, Petekkaya köyünde dünyaya geldi. Şiir'e olan ilgisi küçük yaşlarda başladı.. İlk şiir'ini 16 yaşında iken yazdı, 2007 yılının haziran ayında, Ailesi ile birlikte Antalya'ya taşındı, Halen Anyalya'da ikamet etmektedir..

Samed Behrengi

Samed Behrengi (Fars, Azerbaycan: Səməd Behrəngi; 1939; Tebriz, İran Şahlığı; ö. 31 Ağustos, 1967; Aras Nehri) Azeri asıllı İranlı öğretmen ve çocuk hikâyeleri ile halk masalları yazarı-derleyicisidir. Hayatı: Babasının adı İzzet, annesinin adı Sara idi. İran genelinde seyahatler ile Fars ve Azeri halk kültürü üzerine incelemeler yaptı. Halkın dilinde dolaşan masalları, söylenceleri derledi, yorumladı, yeniden yazdı. Bunları derlemenin yanı sıra, çocuk öyküleri yazdı. Ne var ki kimilerince çocuk öyküleri olarak görülen bu yapıtlar kimilerince de İran ve diğer dünya halklarına, adalet, eşitlik, dogmayı sorgulama, direnebilme gibi öğütlerde bulunan metinlerdir. Zamanının Şah yönetimine karşı masal ve hikâyeler yazarak karşı koymaya çalışmış, başkaldırmıştır. Samed Behrengi öğretmen okulunda okumuştur. Öğrenimini tamamladıktan sonra köy okullarında öğretmenliğe başlamıştır. Kısa hayatı boyunca her zaman çocuklara hayatı anlatmaya çalışmış ve öğret-menlik görevinde kalmıştır. Samed Behrengi (1967) 28 yaşındayken şüphe uyandıran bir biçimde Aras Nehri'nde ölmüştür. Yüzerken boğulduğu söylentisi yayılsa da buna kimse inanmadı, çünkü Behrengi, yazdığı masallarla, ülkesinin başına çöreklenmiş Şahlık düzenini açıkça eleştiriyor, her türlü baskı yönetimine karşı çıkıyordu. Bu yüzden suikasta uğradığı düşünülmektedir. Yapıtları onlarca dile çevrilmiştir. Yapıtları: • Bir Vardı Bir Yoktu • Bir Şeftali Bin Şeftali • Küçük Kara Balık (Bu Eser) • Yıldız ve konuşan Bebek • Yıldız'ın Kargaları • Pancarcı Çocuk • Kel Güvercinci • Ulduz ve Kargalar • Bir Günlük Düş ve Gerçek • Köroğlu Geliyor • Püsküllü Deve • Sevgi Masalı • Bir Aşk Masalı • Ah Masalı • İnatçı kediler • Beyaz diş

Sedat Aksoy

Sedat AKSOY: 1976 yılında Bafra-Samsun’da doğdum. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanecilik Bölümünden 2002’de mezun olup aynı yıl İstanbul Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimine başladım. 2002’de girdiğim İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesinde kütüphaneci olarak çalışmaktayım. 2014’te hazırladığım “İstanbul Üniversitesi Yayınları Bibliyografyası 1933-2014: Kitaplar (Üniversite Mensuplarının Kurum ve Kurum Dışı Yayınları)” adlı çalışma aşağıda belirtilen adreste Excel ve PDF dosyası seçenekleriyle açık erişim kullanıcıların hizmetine sunulmuştur: http://kutuphane.istanbul.edu.tr/?p=5539

Selma Mehtap Metin

İzmir' in Aliağa ilçesinde 08.09.1985 yılında doğdu. Gazi Ortaokulu ve Alp Oğuz Anadolu Lisesi'ni bitirdikten sonra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde Fen Bilimleri Öğretmenliği'nden mezun oldu. Kendini bildi bileli şiir, müzik, roman tutkunudur. Şarkı söylemek ve kelimelerle oynamak yaşamının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.

Seyfullah Aydın

SEYFULLAH AYDIN , ÖZGEÇMİŞ: Söz - Fen, BilQ ve Sınav Dershanelerinde kurucu müdür ve Emekli Müdür, September 2003 – June 2011 (7 years 10 months), Erzurum..... EDUCATION: İstanbul Üniversitesi Tarih, Yakınçağ, iyi ki İstanbul üniversitesinde okumuşum (1977 – 1981) çeşitli özel sektör eğitim kurumlarında yöneticilik ve öğretmenlik yaptım; emeklilik döneminde bazı İnternet sitelerinde köşe yazarlığı yapmaktayım. basılmış, A'den Z'ye dünya tarihi ve basım aşamasında; "Vatansız Irk" kitabı.

Sezai Topal

SEZAI TOPAL, Having been born in Kahramanmaraş, He spent his childhood and youth in K. Maraş, Adıyaman, Adana, Ankara and Mersin. He graduated from the Department of Teaching Philosophy in Çukurova University in 1998. He worked in various schools as a teacher. Currently, he works as a teacher in Mehmet Serttaş Anatolian High School. He has been doing his masters' degree in the department of Psychology in Toros University. He is interested in the psychology of childhood and adolescent, early adulthood problems and the problem of loneliness of people in our era.

Shopenauer

Hegel’in “iyimserci usçuluk” anlayışına karşı temellendirdiği “kötümserci istenç felsefesi”yle, Tolstoy ile Conrad’dan Thomas Hardy’e, Proust ile Wagner’den Thomas Mann’a, Nietzsche ile Freud’dan Wittgenstein’a dek kendisinden sonraki pek çok yazar, sanatçı ve filozof üstünde derin etkiler bırakmış “Kant sonrası” Alman filo-zofu. İngiliz dostu olmasıyla tanınan varlıklı ve açık görüşlü bir ailenin oğlu olarak Danzig’de dünyaya gelen Schopen-hauer, çocukluğu boyunca ailevi nedenlerle sürekli yolcu-luk etmek durumunda kalmıştır. Nitekim eğitiminin deği-şik aşamalarını Almanya dışında, en çok da İngiltere ile Fransa’da sürdürmüş olması, klasik diller ile çoğu modem Avrupa dilini iyi derecede konuşabilmesinin başlıca nedenidir. Kendisinden sonra yerine geçmeye ısınsın diye, henüz çocuk denebilecek bir yaşta babasının dayatmalarıyla iş yaşamına girmiş olmakla birlikte, babasının ölümünden sonra kendi isteği doğrultusunda tıp eğitimi almak üzere 1809 yılında Göttingen Üniversitesi’ne kayıt yaptırmış; babasından kalan hatırı sayılır mirasla yaşamının sonuna dek en ufak bir maddi güçlük çekmeden yaşamıştır.. Tıp eğitimi almaya daha yeni başlamışken ilgisi bütünüyle felsefeye kayan Schopenhauer, çok geçmeden kendilerine nefret derecesinde tepki duyacağı Fichte ile Scweier-macher’den de dersler aldığı Berlin Üniversitesi’nde iki dönem felsefe öğrenimi görmüştür. O bunu hiçbir zaman kabul etmeyecek olsa da özellikle “istenç” anlayışının oluşumu üzerinde Fichte’den aldığı bu derslerin büyük bir payı olduğu kuşku götürmezdir. Bu arada annesinin bir romancı olması onun gençlik yıllarını geçirdiği Weimar’ da Goethe, Scwegel ve Grimm Kardeşler ile tanışmasına vesile olmuş; 1813-1814 kışında kısa bir süreliğine de olsa Goethe ile düşünsel bir yoldaşlık kurmasına olanak tanımıştır. Goethe, en azından başlarda, Schopenhauer’un felsefesi ile Newton’a karşı geliştirdiği kendi “renkler kuramı” (Farbenkhre) arasında birbirini bütünleyen bir ilişki olduğunu belirtmiş; buna karşı Schopenhauer da 1816 yılında tamamladığı “Uber das Sehn und die Farben” (Görme ve Renkler Üzerine) adlı incelemesini Goethe’nin renkler kuramından aldığı esinle yazdığını içtenlikle dile getirmiştir.

Süleyman Üstüner Dede

Hacı Bektaş-ı Veli’nin, kendisine “Cemalimdir, Cemalimdir.” dediği, baş halifesi ve amcazadesi olan Seyit Cemal (Künyesi: Şeyh Seyyid-i Cemal-i Nureddin) evlatlarındandır. 1962 yılında doğmuştur. Erciyes Üniversitesi Elektronik Mühendisliği mezunudur. Tüm hayatını iki soru şekillendirmiştir. Birincisi, radyoyu ilk gördüğündehayrette kalarak, radyonun nasıl ses çıkardığı sorusudur. Bu soruyu ilk sorduğunda, “İçinde küçük adamlar var, onlar konuşuyor.” diye cevap almıştır. O halde radyonun içinde küçük insanlar ve bizim dışımızda bambaşka bir dünya olmalıdır diye, düşünmüştür. Bir gün radyo bozulmuş ve radyonun tamiri için eve tamirci çağrılmıştır. Bu onun için en önemli gündür. Nihayet radyo açılacak ve çok merak ettiği dünya ile küçük adamlar görülecektir. Radyocu gelir ve radyo açılır. Hayal kırıklığı! İçinde bobin, hoparlör, elektronik parçalardan başka bir şey yoktur. Peki, içinde küçük adamlar yoktur ama gerçekten nasıl ses çıkartmaktadır, sorusuna radyo tamircisi dahil olmak üzere kimseden tatmin edici bir cevap alamaz. Bu sorunun en doğru ve en detaylı cevabını bulma arzusu mesleğini seçmesine neden olur. İkinci soru ise Alevi-Sünni kavramlarını ilk duyduğu günden beri bu farklılığın gerçeğinin ne olduğu sorusudur. Bu soruya aldığı cevaplar da tatmin yönünden radyonun nasıl çalıştığına verilen cevaplardan pek farklı değildir ve ömrünü bu işin gerçeğinin ne olduğunu anlamaya adar. Bu konuda bulabildiği maddi ve manevi ne kadar kaynak ne kadar yazılmış eser varsa bulup objektif olarak okumaya, araştırmaya başlar. “Bulanlar ancak arayanlardır.” Bu maddi ve manevi derin araştırma, Allah’ın izni ve Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli’nin nefesiyle nasip sahipleri için bu eserlerle vücut bulmuştur. http://www.suleymanustuner.com.tr/

Tarkan Özhan

[Tarkan Özhan, 1969-] ÖĞRENİM DURUMU: Trakya üniversitesi Bölüm: Fen Fakultesi Kimyager MESLEĞİ: Borsacı, Trader, Portfoy Yönetimi Aktif Çalışma süresi; 25 yıl

Tayfun Çavuşoğlu

Tayfun ÇAVUŞOĞLU (1964 / …) Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Alman Dili Anabilim Dalı (1985) mezunu. Öğrenciyken 1983 yılı başlarında Türk Haberler Ajansı (THA) Bursa Bürosu’nda muhabirliğe başladı. Bursa’daki yerel gazeteler Hâkimiyet, Olay, Bursa hâkimiyet ve Kent gazetelerinde muhabir, istihbarat şefi, haber müdürü, yazı işleri müdürü olarak çalıştı. Bursa hâkimiyet ve Bursa Haber gazetelerinde genel yayın yönetmenliği görevinde bulundu. Halen Bursa yerel basınındaki çalışmalarını sürdürüyor. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şubesi’nde iki dönem (1997-2001) başkanlık yapan Tayfun Çavuşoğlu, Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nde (BGC) bir dönem (2009-2012) yönetim kurulu üyeliğinde de bulundu. Basın meslek örgütlerinden çok sayıda ödül de alan, sürekli basın kartı sahibi Tayfun Çavuşoğlu, İngilizce Öğretmeni Nesrin Çavuşoğlu ile evli olup, Altuğ ve Alper’in babasıdır. İlk kitabı “Çanakkale 1915, İftiralar, Yalanlar, Polemikler”, 2014’ün şubatında Kastaş Yayınevi (İstanbul) tarafından yayınlandı. www.bursahaber.com http://bursatime.net/ http://www.bursahaber.tv/ http://www.tayfuncavusoglu.com https://www.facebook.com/Canakkale.1915.kitap

Thomas Malthus

He (Thomas) Robert Malthus (13 February 1766 – 23 December 1834) was a British cleric and scholar, influential in the fields of political economy and demography. Malthus himself used only his middle name Robert. Malthus became widely known for his theories about change in population. His An Essay on the Principle of Population observed that sooner or later population will be checked by famine and disease. He wrote in opposition to the popular view in 18th-century Europe that saw society as improving and in principle as perfectible. He thought that the dangers of population growth precluded progress towards a utopian society: "The power of population is indefinitely greater than the power in the earth to produce subsistence for man". As a cleric, Malthus saw this situation as divinely imposed to teach virtuous behaviour. Malthus wrote: That the increase of population is necessarily limited by the means of subsistence, That population does invariably increase when the means of subsistence increase, and, That the superior power of population is repressed, and the actual population kept equal to the means of subsistence, by misery and vice. Malthus placed the longer-term stability of the economy above short-term expediency. He criticised the Poor Laws, and (alone among important contemporary economists) supported the Corn Laws, which introduced a system of taxes on British imports of wheat. His views became influential, and controversial, across economic, political, social and scientific thought. Pioneers of evolutionary biology read him, notably Charles Darwin and Alfred Russel Wallace. He remains a much-debated writer.

Ümit Turan

1982 Bitlis/Tatvan doğumlu olan Yazar, Tatvan Çok Programlı Lisesinden mezun oldu. Açık öğretim fakültesi halkla ilişkiler bölümünde okudu. Değişik şehirlerde, değişik sektörlerde çalıştı. İstanbul’da yaşamaktadır. Değişik TV kanallarında kameraman olarak çalıştı ve profesyonel kameramanlık görevini halen devam ettirmektedir. Kameramanlık dışında, kısa film senaryoları yazdı ve çektiği kısa filmlerin yönetmenliğini yaptı. Diğer roman proje-leri üzerindeki çalışmalarını da devam ettirmektedir.

Ümmühan Yaşar

Kısa Özgeçmiş: Yazar, 01.06.1977 tarihinde doğdu. Ankara Üniversitesi, Eğitim Psikolojisi Hizmetleri (EPH) bölümünü kazanıp, yatay geçiş yaparak OMÜ Psikolojik Danışmanlık & Rehberlik (PDR) Bölümünden 2001 yılında mezun oldu. 2001 yılından bu yana, Milli eğitim bakanlığına bağlı çeşitli okullarda il il görev yaptı. En son ve halen, Bodrum'da görev yapmaktadır.. Ümmühan Nimet Yaşar, Eylül / 2013

Veysel Altunbay

1981 GaziAntep doğumlu. Öğrenini K.Maraş’ta tamamladı. Evli ve 2 çocuk babası olan yazarın, Bu eseri hazırlamakta ki tek maksatı: "Ben o Müslümanlar için ne yapabilirim? Sorusuna cevap içindi. Allahu Teâlâ dünya Müslümanlarına yardım etsin.

Veysel Topaloğlu

Geçmiş, herkesin kendi geçmişi; Bana ne? Başkasının geçmişinden demeyin! Ben, size bunun nedenlerini söyleyeyim: Geçmiş, geçip gitmiş de: Giderken neler neler götürmüş? Onlara bakmalı! Budur: Konunun özü, "Gemi dolusu" sözü; İse geride bırakmalı! Bilelim ki: Bazılarının geçmişi toza (pembe), Bazılarının ise köze (kor) benzer! Benimki hangisi? Onu da siz söyleyiniz! Manisa'nın Demirci kırsalında: Bir Çiftlik evinde: (Bin dokuz yüz altmış yılının: Yirmi altı Mayısında) Dünyaya geldim. Ve Dünyanın gailesine öyle daldım. Sadece, şu kısacık ömrümde: Bu kadar çok canavarla, Tanışmak zorunda kaldığım için; İçimde hep burukluk ve tiksinti vardır! Özetle, diyenler için; Gazi üniversitesi, iktisadi İdari Bilimler Fakültesi, Maliye Bölümünden mezun oldum. Askerliğimi, yedek subay olarak yaptım. Uzun yıllar; bir bankada: Mali Analist ve Şube yöneticisi (Müdür) olarak çalıştım. Evli, barklı, çocuklu; kendi halinde ve mutlu bir insanım..

Veysi Topkaç

1989 yılında diyarbakırda doğdum. 1990 yılında İstanbula taşındık. İlk ve Orta okulu Adem Çelik İ.Ö. Okulunda, Liseyi 75. Yıl Cumhuriyet lisesinde okudum. 2008 yılında Beykent üniversitesini okurken bazı sorunlar nedeniyle okulu yarım bırakmak zorunda kaldım. Bu olaydan sonra üniversite hayatıma 2012 yılına kadar ara verdim. 2012 yılında Anadolu üniversitesi tarım fakültesini kazandım. Bu bölüme şu anda devam ediyorum. Kızsız Hayat’ı 05.12.2011 yılında yazmaya başladım..

Yahya Güneşer

Yahya Güneşer 1960 yılında İstanbul’da doğdu. Uzun yıllar ticaretle uğraştı. Edebiyatın pek çok dalı ile ilgilenen Yazarın ayrıca yazmış olduğu roman, öykü, mesleki kitap ve şiirleri bulunmaktadır. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Sosyoloji bölümü’ne devam etmektedir. Ayrıca Kantincilik “Usta Yetiştirici Belgesi” ve TURSAB İngilizce ve almanca enformasyon memurluğu dil sınavı başarı belgeleri olmak üzere bazı sertifikalara sahiptir. https://www.facebook.com/yahya.guneser https://twitter.com/yahyaguneser https://www.instagram.com/yahyaguneser/

Yalçın Ceylanoğlu

“1972 yılında Adana'da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Adana'da tamamladı. Çukurova Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nden 1994 yılında mezun oldu. Çeviri işiyle uğraştı. 2004 yılından bu yana, özel bir şirkette muhasebe elemanı olarak çalışıyor. Hobi olarak, blog yazarlığı, editörlük (Adana Blog Yazarları Facebook sayfası) ve çeviri yapıyor. Yabancı dil olarak, İngilizce biliyor. Mitoloji ve simgecilik konularıyla ilgileniyor." • bokbocekleri.blogspot.com.tr • simgelerdensecmeler.wordpress.com • cikolatamitivetarihi.wordpress.com • ikarosmitosu.blogspot.com.tr • davincininkalpcizimleri.blogspot.com • misirulkesinedair.wordpress.com • twitter.com/dorkasdes

Yeşim Büyük Adıgüzel

1982 yılında Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesinde doğdu.İlköğretim ve Lise öğrenimini Kırklareli'nde tamamladı.2001 yılında Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü'nü kazandı.Üniversite'de okurken 2007 yılında düzenlenen Best Model Of Turkey 2007 modellik yarışmasına katıldı ve 'My Best Friend Ship' seçildi. Aynı yıl düzenlenen Miss Turkey 2007 güzellik yarışmasına katıldı. Ancak final sınavları yüzünden kamptan ayrılmak zorunda kalıp, yarışmadan çekildi. Üniversite'de okuduğu yıllarda kısa film senaryoları yazdı ve bunları hala saklıyor. 2008 yılında Üniversiteden mezun oldu. Yaz tatilini İngiltere’nin Brighton şehrindeki bir dil okulunda geçirdi. Yaz bittikten sonra Kırklareli'ne dönüp Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı liselerde sekiz yıl Coğrafya Öğretmenliği yaptı. İngilizce, tarih, sosyal bilgiler alanlarında dersler verdi. 2012 yılında ''Sen Benimsin, 2015'te geçen bir aşk hikayesi'' adlı senaryosunu yayımladı. Otuz bölümden oluşan ilk senaryo kitabı toplam üç seriden oluşmaktadır. Şuanda ilk senaryo kitabından sonra kaleme aldığı çocuk romanı üzerinde çalışmaktadır.. ÖZ GEÇMİŞ (Biography) Yeşim Büyükadıgüzel was born in Lüleburgaz county of Kırklareli on November 26, 1982. She completed her primary and high school educations in Kırklareli. She won geography department of Balıkesir University faculty of science and letters in 2001. She joined to Best Model of Turkey 2007 modeling contest in 2007 and was chosen “My Best Friend Ship”. Yeşim wrote short movie scripts in the years, which she was studying in university and she has still kept them. After she graduated from the university in 2008, she worked as a geography teacher in high schools connected to ministry of national education. Yeşim Büyükadıgüzel, who has work as a geography teacher for approximately 4 years, has been writing the suite of her novel named You are mine 2015, she has written first time, at her home now..

Yunus Emre

HAYATI (1238 – 1320) Yaşamı konusunda yeterli bilgi olmadığı gibi onunla ilgili kaynaklarda anlatılanlar da birbirini tutmaz. Nerede, hangi yılda doğduğu kesinlikle bilinmiyor. Kimi kaynaklarda Anadolu'ya Doğu'dan gelen Türk oymaklarından birine bağlı olup, 1238 dolaylarında doğduğu söylenirse de kesin değildir. 1320 dolaylarında Eskişehir'de öldüğü söylenir. Batı Anadolu'nun birkaç yöresinde 'Yunus Emre' adını taşıyan ve onunla ilgili görüldüğünden 'makam' adı verilen yer vardır. Yapılan araştırmalara göre şiirlerinin toplandığı Divan ölümünden yetmiş yıl sonra düzenlenmiştir. Anadolu'da 'Yunus Emre' adını taşıyan ve Yunus Emre'den çok sonraları yaşamış başka şairlerin yapıtlarıyla karışan şiirlerinin bir bölümü dil incelemeleri sonunda ayıklanmış, böylece 357 şiirin onun olduğu konusunda görüş birliğine varılmıştır. Gene Yunus Emre adını taşıyan ve başka şairlerin elinden çıktığı ileri sürülen 310 şiir daha derlenmiştir. Onun dil, şiir ve düşünce bakımından özgünlüğü ve etkisi, ilk düzenlenen Divan'daki şiirleri nedeniyledir. Yunus Emre'nin şiirinde, edebiyat tarihi bakımından, dil, düşünce, duygu ve yaratıcılık gibi dört önemli sorun sergilenir.

Yunus İlik

YUNUS İLİK: 1971, Rize doğumlu

Ziya Gökalp

Mehmet Ziya Gökalp (23 Mart 1876, Diyarbakır – 25 Ekim 1924, İstanbul), Osmanlı ve Türk toplumbilimci, yazar, şair ve siyasetçidir. Meclis-i Mebusan'da ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde milletvekilliği yapmıştır. "Türk milliyetçiliğinin babası" olarak da anılır. Eserleri: Limni ve Malta Mektupları Kızıl Elma (1914) Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak (1929) Yeni Hayat (1930) Altın Işık (1927) Türk Töresi (1923) Doğru Yol (1923)[9] Türkçülüğün Esasları (1923) : Eserin ilk baskısı Osmanlı alfabesiyle yayınlanmıştır[10]. Türk Medeniyet Tarihi (1926, ölümünden sonra) Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler (ölümünden sonra) Altın Destan Üç Cereyan

Bir Kitap, 10 Ağaç!

Bir Kitap, 10 Ağaç!

Bir kitabın ilk baskı tirajı, kitaptan kitaba değişmekle birlikte, -ülkemizdeki genel uygulamaya göre- 2000 adettir. Satış kaygısı hesaba katıldığında 1000 veya 500 adet baskı da yapılmakla birlikte, popüler yazar kitaplarının maliyetini düşürerek ucuza satmak için başvurulan yüksek tirajlı baskılar ise bir seferinde yüzbin adete kadar çıkmaktadır.

Biz sıradan bir kitabı (sıradanlığı kitaplığından değil de sayfa sayısı, kâğıt gramajı ve tirajından kaynaklansın) ele alalım.

2000 adet kitap, tanesi ortalama 300 gramdan 600 Kg. eder. Yanisi 0,6 Ton!

Çevre ve Orman Bakanlığı web sitesinde bulunan ve Prof. Dr. Mustafa Öztürk tarafından 2005 yılında kaleme alınan yazıda belirtilen verilere göre;

Bir Ton kâğıt, 2,4 ton odundan yapılıyor. 2,4 ton odun elde etmek için ise 17 yetişkin çam ağacının kesilmesi gerekiyor. O bir ton kağıdı elde etmek için ayrıca 440 ton su ve 7600 kWh elektrik enerjisi kullanılıyor.

Kâğıt elde etmek için atık kâğıt veya az gelişmiş ülkelerdeki gibi alternatif bitkilerden faydalanılması durumunda yukarıdaki hesaplama geçerli olmamakla birlikte, su ve enerji kullanımı ile doğaya zararlı kimyasal madde kullanımı, ağaçtan üretilen kâğıttan çok daha farklı değil. Bu kimyasal madde çeşitlerini öğrenmek veya ağaçların kesilmesinden başlayarak kağıda kadarki yolculuğunun dehşetini yaşamak isteyenler, Çevre ve Orman Bakanlığı web sitesindeki belgeyi (MS Word dokümanı) inceleyebilirler.

Yine aynı kaynağa göre, her yıl dünya ormanlarının %1,3′ü (40 milyon hektar!) kâğıt üretiminde kullanılmakta. Bu da yaklaşık olarak bir İsviçre veya Paraguay yüzölçümüne denk geliyor.

Yani, 2000 tirajlı tek baskıda kalan mütevazı bir kitap basmak demek, doğaya ve insana karşı diğer maliyetlerinin haricinde 10 ağaç kesilmesi anlamına geliyor.

Bu kitaplar ne yazık ki, siz alsanız da almasanız da kitapçılardaki ve büyük marketlerdeki kitap reyonlarındaki rafları süslemeye devam ediyor ve böyle devam etmemesi için de ortada bir neden görünmüyor.

E-Kitap mı? O da ne ola ki? Şimdi ona değineceğiz:

Evrenin Yeni Belleği: Sanal Kitaplık*

“Web, ışıkları yanmayan ve bütün kitapların yerde yığılı olduğu bir kitaplığa benziyor…”
—Gerry McGovern¹

İskenderiye Kitaplığı’ndan, hatta belki de en başından beri, kitaplıklar bellek ile ilişkilendirilmiştir. “Çok sayıda cilt toplanmalıydı çünkü görkemli kütüphanenin amacı insan bilgisinin tümünü bir yere toplayabilmekti. Aristoteles için kitap toplamak bilim adamının çalışmalarından biriydi ve bir ‘anımsatma aracı olarak’ gerekliydi. Öğrencilerinden biri tarafından kurulan kütüphane ise genişletilmiş bir türdü: bu ‘Evrenin Belleği’ olacaktı.”²

Kitap hep bellek taşıyan bir ortam olarak görülmüştür. Bu düşüncenin uçları, Borges’in “Babil Kitaplığı”nın hayali “merkez”lerinden birinde buluşturulabilir.

“Letizia Alvares de Toledo, engin Kitaplık’ın yararsız olduğunu gözlemlemiş: açık söylemek gerekirse, tek cilt, genel düzene uyan, dokuz ya da on kadrata dizilmiş, sonsuz sayıda, sonsuz incelikte yaprağı olan tek cilt yeterliymiş. (On yedinci yüzyılın başlarında Cavalieri, som gövdelerin tümünün sonsuz sayıda düzlemlerin eklentisiyle oluştuklarını söylemişti.) Gerçi bu ipeksi vade mecum’u taşımak kolay olmazdı: görünen her sayfa benzerlerine açılırdı: düşünülemeyen orta sayfanın da arkası olmazdı.”³

Kitap ile bellek ilişkisi, kağıdın kaynağına, ağacın dokusuna, köklerine dek sürülebilir. Boş kağıdın, orada yazılı olabilecek her şeyin muhtemel toplamını içerdiğini ileri süren yazarlar çıkmıştır. Bu “toplam yazı”nın evrenin ta kendisi olduğuna inanan tarikatlarla doludur tarih: Tanrı, geçmişin, bugünün ve geleceğin belleğini taşıyorsa, evreni yarattığı alfabe belleğin toplamına eşit ve sonsuzdur.

Kitap, bellek olarak kağıt ortamını kullanan bir bilgi mekânıdır. Basılı yazının çizgisel ve artzamanlı mekânı. Kitabın, bellek olarak kağıttan daha “yumuşak” bir ortamı, “bit”lerin⁴ elektronik ortamını kullanan yeni bir türü, yazının bu kez ne çizgisel, ne de artzamanlı olan bir başka mekânını ortaya çıkartmıştır: elektronik kitabın bilgi hipermekânı.

Ağaç dokusundan silisyum temelli silikon çiplere kitabın yaşadığı bu dönüşüme, kitaplıkların dönüşümünün eşlik etmemesi düşünülemez. Aslında kitaplıklar elektronik ortamla kitaplardan daha önce tanışmışlardır. Kitaplık düşüncesinin doğuşundan beri çok çeşitli konuda çok sayıda kitabı okuyucu için erişilebilir kılmak adına geliştirilen katalog, kart vb. arama sistemleri, enformasyon ve iletişim teknolojilerinin sunduğu kapsamlı, hızlı ve esnek sınıflandırma yeteneklerinin çekimiyle yavaş yavaş elektronik ortama taşınmıştır. Katalogları ve arama motorlarını elektronik ortama aktarılan kitaplar izlemiştir.

Birer enformasyon mekânı olan kitapların mekânı olarak Kitaplık, enformasyonun mekânsal metaforu olmanın da ötesinde saf enformasyon mekânı haline dönüşmeye başlamıştır. Enformasyon dolaşımı üzerine kurulmuş, maddesel-olmayan, akışkan ve esnek bir ağ mekânı.

Elektronik kitaplar ve sanal kitaplıklar, yazılı kültürümüzün yeni bir evresine mi işaret ediyor, yoksa bitişine mi? Bu soru farklı bağlam ve niyetlerle bir çok kez sorulmuştur. Henüz cevabı belli olmayan bu sorunun çözümü, belki de gizlediği değişim göstergelerinde yatmaktadır.

“Sözel olandan yazılı olana –Sokrates ve izleyicileri tarafından uyarıyla karşılanan- tarihsel geçiş, entelektüel işleyişin kurallarını da tamamen değiştirdi. Yazılı metinler dolaşıma sokulabilir, incelenebilir ve notlarla zenginleştirilebilirdi; bilgi istikrarlı bir temele oturabilirdi. Yazılı olandan mekânik baskıya geçiş ve buna bağlı olarak okuryazarlığın halk arasında yayılışı, çoğu kişi tarafından Aydınlanma’yı mümkün kılan şey olarak gösterilir. Ve şimdi de bilgisayarlar, bir anlamda uygulanmış akılsallığın kusursuz örneği olarak, basılı sözcüğün otoritesini sarsıp, bizi spiralin farklı bir bölgesinde de olsa, sözel kültürleri karakterize eden süreç odaklılığa geri döndürüyorlar.”⁵

Aslında kağıt üzerindeki yazıyla ekrandaki yazı arasında belli bir süreklilik ilişkisi de mevcuttur. İnsanlar bilgiyi gelecek kuşaklar için erişilebilir kılmak için yazıyı, bilgi temelli bir iletişim teknolojisi olarak kullanmışlardır. Antik Yunan’ın “alfabetik zihni”, bir teknolojik paradigma dönüşümünün ürünüdür. “Benzeri tarihsel boyutlara sahip bir teknolojik dönüşüm de 2700 yıl sonra meydana gelmiştir, yani farklı iletişim tarzlarının etkileşimli bir ağ yapısıyla bütünleştirilmeleri. Bir başka deyişle, Üst-Metin ya da bir Üst-Dilin ortaya çıkışıyla, tarihte ilk kez, insan iletişiminin yazılı, sözel, görsel-işitsel tarzları tek bir sistemle bütünleştirilmiştir. (…) (Gerçek ya da ertelenmiş) seçili bir zamanda erişimi herkese açık küresel bir ağ içerisinde bir çok noktada etkileşime giren metin, imge ve seslerin aynı sistemde olası bütünleştirilmeleri, iletişimin niteliğini temelden değiştirmiştir.”⁶

Belleği kayda geçiren yazı, aynı zamanda belleğin yıkımını getireceği iddiasıyla eleştirilmiştir, tıpkı bugün elektronik ortam için ileri sürüldüğü gibi.

“Phaedrus’ta Platon, Sokrates’in ağzından yazının insani olmadığını; gerçekte sadece insanın zihninde var olan düşünceyi zihnin dışında kurmaya kalkıştığını söyler; yazı bir nesne, imal edilmiş bir üründür. Elbette aynı söz, bilgisayar için de geçerlidir. Daha sonra Platon, yine Sokrates’in ağzından yazının belleği çürüttüğünü söyler. Yazıya alışan unutkan olur, kendi öz kaynaklarından yararlanacağına dış kaynaklara bağımlı kalır ve öz kaynaklarını yitirir. Yazı zihni zayıflatır. Bugün aynı sözleri anne-babalar, öz kaynak sayılan çarpım cetvelini ezberleyeceğine hesap makinesi kullanan çocuklar için söylemektedirler.”⁷

Elektronik ortam, birlikte anıldığı “enformasyon hızı” boyutuyla, yazılı kültürün değerlerini tehdit eden bir güç olarak da görülmekte ve alınan her enformasyon paketinin bir öncekini silen hızlı akışıyla, insan algısını ve bu arada belleğini de dönüştürmekle suçlanmaktadır. Hız ile bellek, bildiğimiz tanımlarıyla birbirilerini itmektedir.

“SİBER-mekân, ya da daha doğrusu, ‘sibernetik zaman-mekân’, gazetecilerin pek sevdiği şu doğrulamada kendini bulur: enformasyon, yerine ulaştırılmasındaki hızla değerlenir, daha da iyisi, hız enformasyonun ta kendisidir. (…) Bugün, ENFORMASYONUN madde-zaman-mekânın nihai boyutu haline gelmesiyle birlikte, bilişimcilerin, mekânın varolmadığı bu zaman derinliğini, sınırlı olmayıp genelleşmiş enformasyon ile, fizik ve bilişimin tümüyle birbirlerine karıştığı bir ENFORMASYON-DÜNYA ile özdeşleştirme eğilimleri artmıştır.”⁸

Kitap ile elektronik kitabı, metin ile hipermetini Paul Virilio’nun kavramlarıyla konumlayacak olursak; bir yanda elektronik enformasyon iletiminin “hız-yönelimli psiko-coğrafi imparatorluğu” “enformasyon-dünya”da sürekli akan “sibernetik ideografi” ya da “elektro-optik enfografi” olarak Hipermetin (hypertext); öte yanda “bilgi”nin gövde bulduğu, algılanabilir zaman-mekâna tabi, çizgisel-artzamanlı, optik-grafik topografya, yani Kitap bulunmaktadır.

Basılı yazının mantığı sentaks kurallarıyla belirlenir. Söylemin temel yapısı olarak sentaks, insan zihninin dil aracılığıyla anlama ulaştığı bir haritalandırmadır. Basılı yazı aslında bir tür çeviri işlemini gerektirir: Basılı yazı okunurken anlama doğru çevrilir. Okurun deneyimi tümüyle mahremdir. Sayfaların belli bir sırayla çevrilmesi ve sayfa boyunca dikey hareket, basılı yazının zaman eksenini belirler. Basılı kitap durağandır, okur kitap boyunca hareket eder, kitap değil.

Oysa elektronik ortamda enformasyon, bir özel vericiden özel bir alıcıya doğru değil, açık bir ağ üzerinde hareket eder. Özel ağlar dışında, bu deneyim, kamusal bir nitelik taşır. Elektronik iletişim etkileşimlidir. Ekrandaki içeriğin bir noktasından bir başka noktasına, bir başka içeriğe ve oradan bir başkasına ulaşmak mümkündür; enformasyon potansiyel olarak her zaman ağ üzerinde mevcut olsa da basit bir tıklama ya da tuş darbesiyle silinebilir, değiştirilebilir. Okuma hızı ekranın kaydırma hareketiyle artmıştır. Temel hareket, daha ziyade birleştiricidir, dikey olarak toplayıcı değil. Sunum algıyı yapılandırır ve algı enformasyonun nasıl düzenlendiğine göre belirlenir.

Kitaptan ekrana doğru bu geçiş, neleri değiştirecektir?

“Eski tarz, tek bir yazar tarafından daktilo edilmiş, yeniden gözden geçirilmiş, dizilmiş, basılmış, kitapçılar aracılığıyla dolaşıma sokulmuş, okur tarafından satın alınmış, yine eski tarzda, sayfaları baştan sona çevirerek, yazarın seçtiği çok sayıda mevcut imkân arasında gerekli yapı sayılan bir anlam yapısına doğru birleştirilmiş A Metni. Şimdi de B Metni, bir ya da bir çok yazar tarafından seçenekleri çoğaltan bir yazılım kullanılarak bilgisayarda oluşturulmuş hipermetin. Ortaya çıkan metin, eski tarzda çizgisel olarak da okunabilir, ama aynı zamanda açık bir metindir. Okuyucu çok sayıda alt anlatı patikalarına sapabilir, belli anahtar tanımlamalarla görsel unsurları çağırabilir, farklı bir çok olası sondan herhangi birini seçebilir. B metni ile yaptığımız nedir? Bunu hala ‘okumak’ olarak adlandırabilir miyiz? Yoksa, ‘metinlemek’ (texting) ya da “sözcük-pilotluğu’ (word-piloting) gibi bir terim mi uydurmamız gerek?”⁹

Roland Barthes, “S/Z”de, “ideal metin” olarak da adlandırdığı “ağ olarak metin”in, yani hipermetinin düşünü kurmuştur:

“Bu ideal metinde, hiçbiri diğerine üstün gelmeksizin, ağlar çok sayıda ve etkileşim halindedir; bu metin, gösterilenlerden oluşmuş bir yapı değil, bir gösterenler galaksisidir; başlangıcı yoktur; tersine çevrilebilir; hiçbirinin asıl giriş olmadığı çeşitli girişlerden geçerek ulaşırız oraya; harekete geçirdiği kodlar göz alabildiğince uzanırlar ve önceden belirlenemezler…; anlam sistemleri bu mutlak olarak çoğul metin üzerinde egemenlik kurabilirler, ancak dilin sonsuzluğuna bağlı olarak sayıları asla sonlu değildir.”¹⁰

Dünyadaki her şeyin bir Kitaba ulaşmak için varolduğunu düşünen Mallarmé gibi, metni henüz kurulmamış bir ağ olarak gören Jean-Joseph Goux da benzer bir yaklaşım içindedir: “henüz düşünülmemiş bir ağ düşüncesi, temsiliyetçi olmayan ve çokdüğümlü bir örgütlenme, bir metin düşüncesi… hiçbir şeyin başlıklandıramayacağı metin. Başlıksız, bölümsüz. Başsız, büyük harfsiz.”¹¹

Bir çok farklı metni kendi içlerinde ve birbirleri arasında etkileşimli olarak bağlantılayan hipermetin, kendisini görsel enformasyon, ses, animasyon ve diğer veri biçimleriyle bütünleştirerek genişleten “hipermedya” terimiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu durum, elektronik ortamın kitabı dönüştürdüğü bir başka noktayı ele verir. Elektronik kitap multimedya haline gelmektedir. Ya da, “multimedya giderek kitaba benzemektedir, katlayıp yatağa götürebileceğiniz, sohbet edebileceğiniz ya da size bir hikaye anlatabilecek bir kitaba.”¹²

Günümüzde, tümü internet erişimli olmak üzere, önce PDA (Personal Digital Assistant) adı verilen cep bilgisayarlarıyla, sonra kitap biçimi verilmiş tablet PC’lerle ve son olarak da bükülebilir, kullanılıp atılabilir “elektronik kağıt”la¹³, e-kitaplar artık tümüyle birer hipermedyaya dönüşmektedir.

Gerek hipermetin, gerekse hipermedya kavramları dolaysız olarak ağ mantığına bağlı oldukları için, hipermedya olarak elektronik kitapların birer düğüm oluşturarak kurdukları ağı, “sanal kitaplık” diye adlandırmak yanlış olmaz. Bu öylesine bağlantılı bir kitaplıktır ki, erişilebilirlik bakımından içerdiği kitapların toplamı olan bir Sanal Kitap haline gelmektedir.

Aslına bakılırsa, bağlamı biraz zorlayarak, “ağların ağı” internetin kendisinin devasa bir sanal kitaplığa benzediğini söylemek mümkündür, ama “ışıkları yanmayan ve bütün kitapların yerde yığılı olduğu” bir kitaplığa… Sağladığı hızlı enformasyon birikimi ve kayıt yeteneğiyle internetin, tıpkı İskenderiye Kitaplığı gibi, “evrenin belleği” olarak görülmeye aday bir konumu vardır. Ama aynı devasalık, gayri merkezi yapı ve bağlantı imkânlarının sonsuzluğuyla birleştiğinde, İnternet “enformasyon çöplüğü” olarak da adlandırılabilir.

Oysa zamanımızın sanal kitaplıkları, internet içerisinde oluşturdukları özel enformasyon mimarileriyle, sınıflandırma, arama ve erişim araçlarıyla bu kaosun içerisinde birer “düzen adası” olarak belirmektedir. Kütüphanecilik ve bilişim, başka bir çok alanda olduğu gibi iç içe geçmektedir. Bunu üniversitelerin kütüphanecilik bölümlerinin sunduğu uzmanlık nitelemelerinden de anlamak mümkündür: Enformasyon aracılığı, enformasyon erişim uzmanlığı, referans kütüphaneciliği, bilgi yöneticiliği, kitaplık enformasyon yöneticiliği, kitaplık medya uzmanlığı, internet kütüphaneciliği vb.

Sanal kitaplığın, birbiriyle sarmal bir ilişki kuran iki temel ekseni vardır: Bu eksenlerin biri, fiziksel kitaplar barındıran fiziksel bir kitaplığın, kayıtlarını, kataloglarını ve giderek kitapların elektronik versiyonlarını barındıran sanal uzantısıdır. Nitekim, iletişim ve bilişim teknolojilerinin gelişimiyle, önce British Museum and Library, Bibliothèque Nationale de France, Library of Congress gibi Batı’nın prestijli ulusal kitaplıkları, daha sonra da ilkokul kitaplıklarına kadar bir çok kamusal kitaplık, arama işlevleri başta olmak üzere, kayıt, erişim sağlama vb. işlevleri aşamalı olarak elektronik ortama taşımışlardır.

Diğer eksen ise, yalnızca elektronik kitapların bulunduğu, tüm mevcudiyeti ağ üzerinde olan sanal kitaplıklardır. Bu tür kitaplıkların öncüleri, genellikle telif yasaları kapsamı dışında kalan klasiklerin elektronik versiyonlarını barındıran ve hedeflenen kapsamıyla cüretkar “bellek” nitelemesine göz diken projelerdi. Hız kesmiş de olsa halen varlığını sürdüren “Gutenberg Projesi” bunların en ünlüsüdür.¹⁴ 1971’de Michael Hart tarafından, kendisinin “kopyalayıcı teknoloji” (replicator technology) adını verdiği, “bir bilgisayara girilebilen herhangi bir şey sonsuzca çoğaltılabilir” ilkesinden hareketle başlatılan “Gutenberg Projesi”, bilgisayara girilen herhangi bir kitabın (bu arada resimlerin, seslerin, hatta üç boyutlu nesne taramalarının) dileyen herkes için (hatta uydu aracılığıyla bu dünyada olmayanlar için bile) erişilebilir olması fikri üzerinde kuruldu.¹⁵ Erişilebilirlik adına, herhangi bir işletim sistemi tarafından tanınabilecek basit metin formatında¹⁶ yüklenen e-kitapların, herhangi bir internet tarayıcısı ile okunabilmesi esas alınmıştı.

Zamanla bu tür kitaplıklar giderek arttı. Bugün, fiziksel/kamusal ya da sanal/kamusal nitelikli kitaplıkların yanı sıra, çok sayıda özel, akademik, vb. sanal kitaplıklara, hatta farklı kategorideki bir çok sanal kitaplığı bünyesinde barındıran ya da erişim sağlayan sanal kitaplık “portal”larına rastlamak mümkün. Bu zincire, giderek hacim kazanan elektronik yayıncılık sektörünün, e-kitap üretim, satış ve dağıtımıyla uğraşan şirketlerin oluşturduğu elektronik ticaret siteleri de katılınca, kapsam tahmin edilebilir. Henüz, kitaptan e-kitaba, kitaplıktan sanal kitaplığa doğru hareketin başlangıç aşamalarında olduğumuz ve bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişim ivmesi hesaba katılırsa, kültürel bellek olarak sanal kitaplığın yol açacağı değişimin boyutları konusunda çok silik bir imgeye ulaşmak zor olmayacaktır.

Sanal kitaplıkların önünde, tıpkı e-kitap yayıncılığının olduğu gibi, güçlü bir fikri hak mülkiyeti engeli vardır. İnternet ortamında dolaşıma giren e-kitabın kopyalanabilir olması bakımından, telif kapsamı dışında kalan eserler haricindeki kitap, makale vb. malzemenin kamusal dolaşımı sorunu henüz tam olarak çözülememiştir. Sanal kitaplıklar, özellikle fiziksel kitaplıkların sanal uzantıları, bu sorunu üyelik vb. sistemlerle, giderek de kopya koruma teknolojisi gibi önlemlerle çözmeye çalışmaktadır. Yine de yayıncılar fikri hakları konusunda kamusal kitaplıkları önemli bir tehdit olarak algılıyorlar. Ancak, tıpkı okulların elektronik öğrenime, kitapçıların e-kitapçılara, müzelerin sanal müzelere dönüşmesi, daha doğrusu sanal paralel evrenini yaratması gibi, koruma, hacim yönetimi ve depolama, erişim sağlama gibi pek çok sorunla boğuşan kitaplıklar sanal uzantılarını oluşturmaya devam ediyorlar. Kitaplık portallarıyla birbirine bağlanan sanal kitaplıklar, internet içinde ikinci bir ağ kuruyor, evrensel kütüphanecinin dünyadaki tüm kitapları birleştirme düşü bir bakıma yeniden hayat buluyor.

Evrenin belleği olarak kitaplık, hep sonsuzluk imgesiyle düşünüldü. Ağın içerdiği ve içereceği düğümlerin birleşimindeki olasılıkların uçsuzluğuyla kurulan hipermekânda, kitaplar, yazı, kültür fragmanları, taklitler, simülasyonlar, unutuluşlar durmaksızın birbirine bağlanabilir. Ama enformasyon hızıyla atalete tutulan algının zaman-mekânı ya da kamusallığın kaygan zemini, bu çizgisel ve artzamanlı olmayan boyuta nasıl açılacak? Kütüphanecinin bile, hızla dokunan ağın her anını kuşatamadığı sonsuz bir kitaplıkta, ancak “zahir”den bakanın küresel bakışlarıyla her anı ve noktasını ”okuyabildiği” ve çıldırdığı o imkânsız kitabı kim okuyacak? Siborg mu? “İnsan-sonrası” (post-human)…

Peki ya e-kitaplara da, kitap kurtları gibi, virüs, internet solucanı türü haşarat bulaşırsa? Ya virüs, elektronik ortamda kodlanmış bilgiyi tüm ağ boyunca kendisini sonsuz sayıda kopyalayarak sonsuza dek dönüştürürse? Sorular açık, imkân da.

Bilmemenin Dayanılmaz Hafifliği

Google, geçtiğimiz aylarda Kitap Projesi‘nin mobil cihazlar için uyarlanmış yeni sürümünü duyurdu; siz duydunuz mu? Kataloğunda bir buçuk milyonu aşkın e-kitap bulunan bu kütüphaneye artık telefon ve diğer portatif cihazlardan da ulaşılıp kitap okunabiliyor.

Ücretsiz yüklenebilen “Stanza” (iTunes Bağlantılarıdır) ile “eReader” ve üç dolara satılan “Classics” yazılımlarıyla Apple’ın iPhone’u da, Amazon’un Elekronik Kitap (E-kitap, E-tablet) cihazı “Kindle”a ciddi bir rakip haline geldiğini göstermişti hani… Stanza’yı bugüne değin bir milyondan fazla kişi indirmiş cebine. Kimi kurcalamak içinse, kimi kitap okumak, “e-kitap” okumak için.

Amazon, ilk çıktığı günlerde yok satan Kindle’ın ikinci modeli “Kindle 2″yi geçen yılın sonlarında piyasaya sunmuştu. iPhone veya Kindle’ın elektronik kitap tableti olarak en önemli özellikleri, bir bilgisayar bağlantısına ihtiyaç duymaksızın internet veya kablosuz telefon ağlarından kitap indirebilmeleriydi; biz bilelim veya bilmeyelim halen de öyle…

Stanza kütüphanesinde 100.000′in üzerinde, Amazon’un kütüphanesinde 270.000′i aşkın e-kitap bulunuyor. Amazon’un, sadece iPhone üzerinde çalışan Stanza’nın sahibi Lexcycle firmasını satın aldığı –bugün– duyuruldu. Google, saman altından su yürütüyor.

Ya biz ne yapıyoruz?.. Kitapla hatırlı bir ilişki kurabilmişlerden konuya biraz aşina olanlarımız varsa da, onların “Öyle de kitap okunur muymuş canım…” diyerek geçiştirmesiyle bekleşiyoruz. Bekleyelim… Bekleyelim ki dünya teknoloji ve çevrimiçi perakende devleri gelsinler, öyle kitap okunur muymuş okunmaz mıymış göstersinler. Biz yine bildiğimizi okuyalım.

İnternet üzerinde mevcut ve artık milyonlarla ifade edilen elektronik kitap sayısının yüzde doksan dokuz nokta doksan dokuzu Türkçe dili dışındaki eserler.

“Bu Türkçe bilenler için ne anlam ifade ediyor?” diye sorulacak olursa, bunun en isabetli yanıtı, “Matbaanın bu topraklara Avrupa’dan üç yüz yıl sonra gelmesi ne anlam ifade ediyorsa, o…”dur.

İyimser, günümüz gerçeklerine uymasa da güne not düşen başka bir bakış açısı ise okunması yapmasından daha kolay uzun bir cümleyle bize şunu söyler:

“Üniversitelerin kimi kendi içlerinde yürüttükleri, kimi ünvan yükseltme tezlerine konu olmakla kalan çalışmaları artık birleştirmeleri ve genele yayma iradesini göstermeleri, bunun için öncelikle yayınevleri ve yazar örgütlerinin bu çalışmalara dahil edilmesi, sonralıkla halihazırda konuyla ilgilenmekte olan uluslararası organizasyonlara dahil olunması, sahipsiz metin zenginliklerimizin yasal yoldan nasıl işlenebileceği konusuna telif hakları kapsamında açıklık getirilmesi, bu arada aydınlanma yolunda “etken” bir unsur olarak “okuma” eyleminin erdemlerini “edilgen” topluma anlatma erkini elinde bulunduran “bir hısım” medyanın ticari amaç gütmeksizin(!) gündem oluşturmayı kendine heves edinmesi, mevcut ve müstakbel telif hakkı sahiplerinin bu haklarını paraya çevirebilecek mekanizmaların ülkemizde de oluşturulması ve böylelikle kitapların sayısal bilgi haline dönüştürülmesine başlanarak dileyen okurların erişimine açılması için aradan otuz yıl geçmesinin beklenmemesi…”

– Amiiin!..

Yani insanlığın genel yararının değil, bireyciliğin yüceltildiği, zümrecilikten, taraf(k)ârlıktan çoğu birey bile olamayan bir insan topluluğu için olmayacak duaya idi amin. Bizde bazı şeylerin dank etmesi zaman alabiliyor.

Bu da kendiliğinden gerçekleşmiyor elbette; “beklenmedik bireycilerin” atı alıp Üsküdar’ın hâkim bir tepesinden pis bıyıklı bir gülümsemeyle dank ettirmesi gerekiyor.

Yenilik ve devrimsel nitelikleri toplumca bilinmeyen bir konu, kanıksanması şöyle dursun, henüz hiç irdelenmemişken, “duble yol devrimcilerimizin(1)” Milli Eğitim Bakanlığı eliyle hangi kapalı kapılar ardında, hangi tepeden inme e-kitap cihazını, hangilerimizin içtiği rakıdan arttırdıkları vergilerle finanse ederek, hangi “bireyleri” zengin edeceğini de pek yakında görüp öğreneceğiz. Haberiniz oldu mu?.. Amaçlarını “çocukları çantalarındaki kitapların ‘ağırlığından’ kurtarmak” olarak açıklamışlardı hani…

Belki de herşeyi, Bilmesek daha iyi olurdu..!

* (ARIES, S:1, Haziran-Ağustos 2012)

 

Kaynakça

  1. Gerry McGovern, “Egovernment: Epublisher”, NUA White Paper, Şubat 2001, http://www.nua.com (Artık yayında olmayan bu web sitesi yerine belgeye şu adresten ulaşabilirsiniz: (http://www.veribaz.com/viewdoc.html?egovernment-epublisher-446310.html)
  2. Alberto Manguel, Okumanın Tarihi, çev. Füsun Elioğlu, Yapı Kredi Yayınları, 2001, sf. 223
  3. Jorge Luis Borges, “Babil Kitaplığı”, Ficciones – Hayaller ve Hikayeler, çev. Tomris Uyar – Fatih Özgüven, İletişim Yayınları, 1998, sf. 75, dipnot 4
  4. Bit: B(inary) (Dig)it, yani ikili sayı sözcüklerinin kısaltılmasından türetilen “bit” sözcüğü, bilgisayar dilinde en küçük enformasyon birimini belirtmek için kullanılır. 0 ve 1 lerden, yani açık / kapalı mantığından oluşan dijital enformasyonun en küçük birimi, 0 ve 1 değerine sahip olan bit’tir. Normal boyutlarda bir kitabın elektronik versiyonu, yaklaşık 10 milyon bit’ten oluşur.
  5. Sven Birkerts, “Hypertext: Of Mouse and Man”, The Gutenberg Elegies – The Fate of Reading in an Electronic Age, Faber and Faber, 1994
  6. Manuel Castells, The Rise of the Network Society (The Information Age: Economy, Society and Culture – Volume I), Blackwell Publishers, 1996, sf. 328
  7. Walter J. Ong, Sözlü ve Yazılı Kültür: Sözün Teknolojileşmesi, çev. Sema Postacıoğlu Banon, Metis Yayınları, 1995, sf. 98
  8. Paul Virilio, L’art du Moteur, Galilée, 1993, sf. 180-181
  9. Sven Birkerts, “Hypertext: Of Mouse and Man”, a.g.y.
  10. Roland Barthes, S/Z, Seuil, 1970 (1996), sf.11-12
  11. Jean-Joseph Goux (Numismatique II), aktaran: Jacques Derrida, La Dissémination, Seuil, 1972, sf. 203
  12. Nicholas Negroponte, “Boks without Pages”, Being Digital, Coronet Boks, 1995 (1996), sf. 71; ayrıca bkz. “The Future of the Book”, Wired 4.02, Şubat 1996, http://www.wired.com/wired/archive/4.02/negroponte.html
  13. “Elektronik Kağıt”: Yüksek kontrastlı, düşük maliyetli, okunabilir/yazılabilir/silinebilir ortam
  14. Project Gutenberg, http://www.promo.net/pg/
  15. Bkz. “History and Philosophy of Project Gutenberg”, 1992, http://www.promo.net/pg/history.html
  16. “Plain vanilla ASCII” – Enformasyon Değişimi için Amerikan Standard Kodu’nun düşük bir türevi.

E-Kitap Projesi & e-Ürün ve Hizmetleri Eğitim ve Doğayı koruma amaçlı öncelik güden Bir Sosyal Paylaşım Projesidir.

Amazon ve Apple’dan yayıncılık haberleri

Amazon yayınevlerinin sonunu mu hazırlıyor!

Amazon yayınevlerinin sonunu hazırlıyor!

Kitap mağazalarının korkulu rüyası haline gelen Amazon.com şimdi de yayınevlerini zorlayacak bir adım atıyor.

Yazarların kitaplarını yayınevlerine vermeden, kendi kendilerine basmalarını teşvik eden Amazon bu Sonbahar’da bu şekilde hazırlanmış 122 kitabı satışa sunuyor.

 

Söz konusu projeyi eski bir yayıncı olan Laurance Kirshbaum yürütüyor. Kirshbaum Amazon.com adına yazarların yayıncılığını üstleniyor. Yönetmen Penny Marshall’la anı kitabı için bir anlaşma imzalayan Kirshbaum’un 800 bin dolarlık ödeme yaptığı belirtiliyor.

Amazon’un söz konusu adımı yayıncıların paniğe sevk edebilir. E-kitap yayıncısı Richard Curtis, “Eğer bir kitapeviniz varsa Amazon bir süredir sizinle rekabet ediyor demektir. Eğer yayıncıysanız bir gün kalkarsınız ve sizinle de rekabet içinde olduğunu görürsünüz. Eğer dağıtımcıysanız Amazon belki öğle yemeğinizi çalıyor olabilir çünkü onlara doğrudan kitaplarını basma ve sizi aradan çıkarma hakkı sunuyor” diyor.

“Bu eski bir stratejidir. Böl ve parçala.”

Amazon yöneticileri şu an bu iş için ne kadar editör tuttuklarını ve ne kadar kişiyi istihdam ettiklerini söylemiyor.

Amazon’a göre yayıncılık dünyasında yapılan bir devrimle artık sadece okuyucular ve yazıcılar var. Geri kalan herkes Amazon’un yeni yöntemiyle aradan çıkmış olacak.

Çok sıkı bir şekilde tutulan Nielsen BookScan satış veritabanına yazarlar için erişim sağlayan Amazon, bu sayede yazarların okuyucuların neye tepki gösterdiğini, kitaplarının an ve an nerede ve ne kadar sattığını görmelerini sağlıyor.

Bu sistem sayesinde anlaşılmaz bir Alman tarih romanı olan “The Hangman’s Daughter” Almanca’dan İngilizce’ye çevrildi ve çok satanlar arasına girdi. Kitap şu ana dek 250 bin adet sattı.

Apple ve Amazon, ikinci el müzik ve e-kitap satacak

Apple ve Amazon, ikinci el müzik ve e-kitap satacak

iTunes‘dan aldığınız albümler ve Amazon‘dan aldığını e-kitap‘lar, ikinci el olarak satılabilecek.

Normalde kitapçıdan aldığını bir kitabı hoşunuza gitmediği zaman ikinci el olarak satabiliyor veya bir arkadaşınıza verebiliyorsunuz. Ancak aldığınız bir e-kitabı, ikinci el olarak satmanız mümkün değil.

Bu durum iTunes’dan aldığınız bir şarkı veya albümde de geçerli. Ancak görünüşe göre bu durum değişmek üzere.

Geçtiğimiz Ocak ayında Amazon‘un aldığı bir patent, tüm dijital materyallerin takası yönündeydi. Bu durum yayıncıları ve medya şirketlerini korkuttu. Ancak bu durumun aynısı, Amazon 13 yıl önce ikinci el kitap satmaya başladığında da olmuştu.

Geçtiğimiz perşembe günü ise Apple‘ın bir patent başvurusu yayınlandı. Bu patentte kullanıcıların e-kitap, müzik, film ve yazılımı, takas etme sistemiyle ilgili bilgiler bulunuyordu. Sisteme göre kullanıcılarda bu materyallerin aynı anda sadece 1 kopyası bulunabilecek.

Bu sırada bir New York mahkemesi de inanların iTunes şarkılarını satın alıp satmasını sağlayacak bir şirketin, telif hakları yasasını ihlal etmediğine karar verdi.

Bu durumla birlikte Apple ve Amazon, patentleri hayata geçirmek için oldukça hızlı çalışmaya başlayabilir.

E-kitap satarak 26 yaşında milyoner oldu

E-kitap satarak 26 yaşında milyoner oldu

Amanda Hocking, sadece e-kitap satarak daha 26 yaşında milyonerlik sıfatını aldı.

Günümüz gençliğinin hayali internetten zengin olmak. Bunun farklı yolları var tabi, e-ticaret gibi, internetten ucuz mal satın alıp, ülkemizde satmak gibi. Biraz programlama bilenlerin hayali de mobil uygulama geliştirip binlerce satmak tabii ki. Fakat ülkemizde hala yerleşmeyen e-kitap kültürü de aslında oldukça karlı bir iş. Tabii önüne gelen başarılı olacak diye bir kaide yok, fakat Amanda Hocking olmuş.

Amanda Hocking 26 yaşında bir serbest yazar. Şimdiye kadar yazdığı hiçbir kitap, fiziksel olarak basılmamış. Fakat e-kitapları toplamda 900 bin adet satılmış. Bu kitapların sayıca fazla satmasının sebebi de Amanda’nın kitaplarının fiyatının diğer kitaplara nazaran ucuz olması. En pahalı kitabını 3 dolara, en ucuzunu ise bir uygulama fiyatına yani 0.99 dolara satan Amanda, yılda milyonlarca dolar kazanıyor.

Kindle için satılan kitaplar arasında, en çok satan 25 kitabın, 6’sının yazarı dışında diğerleri fiziksel olarak basılmamış. Kindle üzerinde satılan kitaplardan firma kendisine yüzde 30’luk bir komisyon alıyor, gerisi ise yazara kalıyor.AdTech Ad

Apple, e-kitap davasında suçlu bulundu

Apple, e-kitap davasında suçlu bulundu

Apple, geçtiğimiz yıl açılan e-kitap fiyatları davasında hakim tarafından suçlu bulundu.

Bugün teknoloji devi Apple’ın Amazon ile olan “app storedavasını sizlere aktarmıştık. Apple‘ın bunun dışında bir başka davası da ABD Adalet Bakanlığı ile bulunuyordu. ABD Adalet Bakanlığı, Apple ve altı yayın şirketini e-kitap fiyatlarını Amazon tarafından belirlenen seviyenin üzerine taşımak için anlaşma yapmakla suçlamış ve dava açmıştı. Bu davanın sonucu bugün nihayet açıklandı.

Yapılan duruşmaların ardından Apple, e-kitap fiyatları davasında Hakim Denise Cote tarafından suçlu bulundu. Dava sürecine gelinene kadar aradan geçen dönemde yayıncılar bir bir bakanlık ile uzlaşarak suçlamalardan feragat etmişlerdi. Yani davanın direk olarak muhatabı Apple olmuştu.

Açıklanan bu kararın ardından ise Apple sözcüsü, karara itirazda bulunacaklarını ve Apple’ın e-kitap fiyatlarını ayarlamak için bir komplo işine girmediğini söyledi. Öte yandan Apple’ı suçlayan ve davayı kazanan ABD Adalet Bakanlığı da, kararı e-kitap okuyan milyonlarca tüketici için bir zafer olarak tanımladı. Şu anda bu konuda suçlu bulunan Apple’ın ne kadar tazminat ödeyeceği ise ilerleyen günlerde belli olacak.

Kağıt gazetelerin son kullanma tarihi: 2040

Kağıt gazetelerin son kullanma tarihi: 2040

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Entellektüel Mülkiyet Örgütü, geleneksel kağıt gazetelerin 2040 yılına kadar ortadan kalkacağını ve yerini dijital olanların alacağını bildirdi.

BM’ye bağlı örgütün Genel Direktörü Francis Gurry, İsviçre’de yayınlanan La Tribune de Geneve gazetesine verdiği demeçte, “Birkaç yıla bizim bugün bildiğimiz basılı gazeteler hiç kalmayacak. Bu bir evrim, ne iyi ne kötü, gazetelerin 2040’ta kaybolacağına dair araştırmalar var, bu ABD’de 2017’de tahmin ediliyor” dedi.

Bunun kaçınılmaz bir evrim olduğunu ve ABD’de şimdiden kağıt kitaptan çok dijital kitap satıldığını, kentlerde artık daha az kitapçı kaldığını belirten Gurry, bu gelişime bağlı sorunlardan birisinin de gazetecilerin gelirleri olacağının altını çizdi.

“Editörler, makaleleri yazanlara ödeyecek geliri nereden bulacaklar?” diye soran BM’ye bağlı kuruluşun yetkilisi Gurry, makaleleri yazanların parasını ödeyebilmek için telif hakları sistemini muhafaza etmek gerektiğini, bu olmadan makale ve haberleri yazanların yaşayamayacağının altını çizdi.AdTech Ad

Online yayınlar, gazete devrini bitiriyor

Online yayınlar, gazete devrini bitiriyor

Yapılan araştırmaya göre akıllı telefonlar ve tabletler, gazetelerin geleceğini karartıyorlar.

2011 yılında 4 inçlik bir akıllı telefondan ya da 7 inçlik bir tabletten bütün haberlere erişebilmek mümkünken kim gazete alır değil mi? Araştırmalar da bu doğrultuda. The Pew Project araştırmasına göre 2.200’den fazla kişiden alınan sonuçlar gösteriyor ki artık tabletler ve akıllı telefonlar birçok kişinin günlük haber alma alışkanlıkları arasında kendilerine yer edinmişler. Bu da önümüzdeki birkaç on yıl içinde belki de basılı gazetelerin sonunun geleceğinin bir göstergesi olabilir.

İstatistiklere daha detaylı bakacak olursak katılımcıların %42’si hava durumuna tablet ya da akıllı telefonlarından bakıyor. %37’si etraflarındaki restoran ve diğer işletmeler hakkında görüşleri almak için cihazlarını kullanırken %30’luk bir kesim ise bulundukları bölgeyle ilgili haberlerin geneline bakmak için cihazlarını kullanıyor. Yaklaşık %25’lik bir kesim ise maç sonuçları ve trafik durumu için telefon ve tabletlerine güveniyor.

Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer beklenen sonuç ise gençlerin bu yeni duruma daha kolay adapte olabildikleri. 18 – 29 yaş aralığındaki kullanıcıların %70’i cihazları tercih ederken 50 – 64 yaş aralığında bu ordan %33’de kalıyor. Ayrıca araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer ilginç sonuç da katılımcıların %23’ü haberleri takip edebilmek için aylık 5 doları gözden çıkarabileceğini söylerken %18’lik bir kesim de bunun için 10$’lık bir bütçe ayırabileceklerini söylüyorlar. Bir gün elektronik cihazların gazetelerin yerini tamamen alması birçok kişiye göre beklenen bir gelişmeydi. Görünen o ki bu değişim tahmin edilenden bir hayli daha hızlı olacak.

Tayvanbilimadamlarından e-kağıt: i2R e-Paper

Tayvanlı bilimadamlarından e-kağıt: i2R e-Paper

Tayvanbilimadamları ”i2R e-Paper” adını verdikleri silinebilir ve 260 kez kullanılabilecek bir kağıt üretti.

Endüstriyel Teknoloji Araştırma Enstitüsü Başkan Yardımcısı ve Enstitü’nün Görüntü Teknoloji Merkezi Genel Müdürü John Chen, kağıdın, ticari aşamaya getirilmesi halinde büyük ağaç tasarrufu sağlayacağını söyledi. Kağıtta, faks makinelerinde kullanılan termal yazıcıların benzerinin kullanıldığı dile getiren Chen, mesaja daha fazla ihtiyaç duyulmaması halinde kağıttaki yazıların bir düğmenin çevrilmesiyle silinebildiğini ve kağıdın 260 kez kullanılabileceğini açıkladı.

”i2R e-Paper”ın dünya genelinde milyonlarca üretilen poster ve kağıtların yerini almasının hedeflendiğini söyleyen Chen, geleneksel görüntü cihazlarındakilerin aksine kendi teknolojilerinin elektrot gerektirmediğini, kağıtlarının çok hafif, yumuşak ve yeniden yazılabilir olduğunu, bu açıdan bakıldığınıda ”i2R e-Paper”ın gerçek bir e- kağıt olduğunu ifade etti.

Tayvanbilimadamlarının kolestrik likid kristal içeren plastik bir filmle kapladıkları ”i2R e-paper”da baskı için arka ışığı gerekmiyor ve farklı renkler üretebiliyor. Kağıdın üzerinde basılı olanlar silinebiliyor. Ayrıca modifiye edilmiş bir yazıcı, kağıdı geriye doğru yuvarlayarak yazıları siliyor.

Bir A4 büyüklüğündeki e-kağıdın maliyetinin 2 dolar olduğu bildirilirken, kağıdın 2 yıl içinde tüketicilerin hizmetine sunulabileceği kaydediliyor.

DÜNYA’DAN VE TÜRKİYE’DEN DİĞER TEKNOLOJİ HABERLERİNE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ:

Makaleler – Murat Ukray

MURAT UKRAY

YAYINLANMIŞ MAKALALER

 ben2Murat Uhrayoğlu,  17 Ağustos 1976  tarihinde  İstanbul’da doğdu.  İlk, Orta  ve  Lise  öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Daha sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik Mühendisliği Bölümünde ve aynı Üniversitenin Fen Bilimleri Enstitüsünde Yüksek Lisans öğrenimi gördü. 2000’li yıllardan bu yana, çeşitli yerli ve yabancı kaynaklardan araştırmalar yaparak Bilimsel konularda çeşitli Makaleler hazırladı. Kaotik Zaman Serileri ve Yapay Sinir Ağlarıyla Borsada tahmin sistemleri üzerine uluslararası düzeyde yayınlanmış bir makalesi ve Birleşik Alan Teorisiyle ilgili çalışmaları vardır. Halen çalışmalarına İstanbul’da devam etmektedir.

MAKALELER:

Genel Fizik & Quantum Mekaniği & Rölativite & Birleşik Alan Kuramı ve Biyofizikle ilgili çalışmaları bulunan yazarın, bu konularda tamamen yapyeni bir bakış açısı ve perspektif getiren tamamen özgün ve burada ilk kez türkçe yayınlanan makalelerine ulaşabilir, bu konularda dünyaca ünlü meselelerine akademik birer matematiksel çözüm getiren bilimsel makalelerine buradan takip edebilir, online olarak anında satın alabilirsiniz..

Fizik Yasalarının Birleştirilmesi Üzerine Yeni Bir Yaklaşım

{5-Boyutlu Relativite & Birleşik Alan Teorisi TOPLAM ALTI MAKALE olup: I, II.. ve VI olarak yayınlandı}

KONUSU: Evrenin Başlangıç ve Bitiş anında, tüm Fizik kuvvetlerinin ve yasalarının tek bir birleşik yapıda olduğunu isbatlamaya yönelik olan bu Muazzam çalışma, Newton Mekaniğinden, Kuantum Kuramına, Einstein Relativitesinden modern 11-boyutlu Süper sicim kuramına kadar, tüm fizik yasalarını birleşik bir yapı çerçevesi içerisinde incelediği gibi, Newton’un kütleçekim kuramlarıyla ilgili büyük çalışması “PRINCIPIA”yı yayınlamasından (1703-1707) yaklaşık 300 yıl sonra kaleme alınmaya başlanması (2007 yılı başları) sebebiyle bir ‘MODERN ÇAĞ PRINCIPIA’sı olarak da ele alınabilir..

MAKALE 1– BİRLEŞİK ALAN KURAMININ TARİHÇESİ
VE MATEMATİKSEL TEMELLERİ ÜZERİNE
{An Approach & Historical Introduction on Unification of the Physics Laws}

Makalenin konusu: Yaklaşık 11 yıllık bir çalışmanın bir emeği olan, ve toplam 6 Makale ile özetlenen Bu Önemli kurama göre, Evrende  en temel düzeyde, yani Planck ölçeğinde “HİGGS BOZONU (H)” yerine- en temel ölçekte ve “MANYETİK YÜKLER (±Q)” manyetik yükler bulunduğu önkabülüne ve GRAVİTON-MANYETİK YÜK BOZONU (Burada, “GM Mekanizması” adını verdiğim) alanı etkileşiminin ELEKTROMANYETİZMA (M) ile KÜTLEÇEKİMİ’ni (G) bu en temel ölçekte birleşik bir yapı halinde bulundurduğunu görece ele almaktadır. İşte bu yüklerin kaynağı ise, özünde tek bir alan kuvvetini içeren tek bir 5-Boyutlu Birleşik Alan kuvvetidir. Bu çalışmada ele aldığım bu Graviton-Manyetik yük teorisi, ayrı ayrı kuvvetlerin hakim olarak olduğu bir arenadan öte, tüm Evreni bir bütün olarak ele alan kuramsal çalışmalarımı içine almaktadır. Evrenin meydana gelişini izah eden “Büyük Patlama” (Big Bang) isimli popüler teori yerine, İzafiyet teorisinin 5. boyuta genelleştirilmesi şeklinde tanımlanabilen ve kuvvetli bir matematiksel altyapıyla, yaklaşık 11 yıllık bir felsefi düşünce mantığı ve uzunca bir çalışmanın sonucu ortaya çıkardığım bu teori her şeyin başı olan bu konuyu, yani evrenin başlangıçta nasıl meydana geldiğini açıklamaya yöneldiği gibi, evrenin sonu hakkında da bazı önemli teorik ipuçları vermektedir. Evrenin yaratılmasının ilk anında toplam 10 üssü 1296 parçacık varken, evrenin 2-3 saniye içinde genişleyip soğumasıyla birlikte, bu oran her bir zaman diliminde 2 kat azalması sonucu evrenin büyük kısmını teşkil eden 10 üssü 81 parçacığı meydana getirdi. Zamanın başlangıcından önce evreni kaplayan zaman öncesi güçlerin alanı vardı ki, tek bir kuvvet alanının büyük patlamayla açılması sonucu bu alan bileşenleri milyarlarca sene sonra soğuma ve termodinamik genişlemenin etkisiyle çöktü ve bir atomdan trilyonlarca kere küçük “mikroblackholes” denilen siyah mini atomik mikro karadelikler ortaya çıktı.

İşte, bu mini karadeliklerin yarısı maddeden, yarısı ise değişik yapılı karşı maddeden meydana geliyordu. Fakat, milyarlarca yıl sonra uzun bir zaman geçmesine rağmen, merkezinde yer alan tekillik noktasında bir manyetik yükün yer aldığı bu karadeliklerden zaman öncesinde başlayan büyük bir kalıntı kozmik mikrodalga arka ışınımı olarak evrene dağıldı. Madde ile karşı maddenin çarpışması her şeyi imha eden patlamalara sebep oluyordu ki, bu çarpışmanın neticesinde madde ile karşı madde birbirinden parçalanma neticesinde ayrılınca yeni parçacıklar, zamanla galaksiler, yıldızlar, gezegenler, karşı gezegenler ve insanları meydana getirerek bildiğimiz anlamdaki evreni oluşturdu. Geçtiğimiz yüzyılda, bu tip bir Birleşik alan teorisini ilk kez ele alan ve neredeyse Einstein ve Newton ayarında bir Türk fizikçimiz olan Prof. Dr. Behram Kurşunoğlu (1922-2003), 1953 yılında Amerika Princeton’da bu çeşit bir yaklaşımı Einstein ile görüştüğünde belki de fizik yasalarının tek bir çatı altında toplanması yönündeki en önemli adımı attığının farkında değildi. Fakat, teorisi Einstein’ın relativite yasalarını çok daha genelleştirirken, bilim dünyasının o zamanlarda 4-boyutlu relativiteye takılması sebebiyle, bilim sahasında önemli bir yer edinemedi. Fakat, teorik fizik gün geçtikçe ilerledikçe ve CERN’deki deneyler ek boyutlara ait birtakım yeni bulguları elde ettikçe, teorik fiziğin uzun yıllardır Einstein ve Kurşunoğlu’nun  bırakmış olduğu noktada bulunduğunu ancak 2000’li yılların başında farkettiler. Prof. Kurşunoğlu çalışmalarının sonuçlarını göremeden 2003 yılında aramızdan ayrıldı, fakat türk dünyasının fizikte önemli bir ilerleme kaydettiğini bırakmış olduğu mirasıyla bizlere gösterebilmişti. İşte bu teorik çalışmamızda, evrenin ilk anlarına ve kuantum mekaniğinin derinliklerine inerek, Relativite teorisini 4-Boyutlu evrenimizin sınır-teğet yüzeyine en yakın ölçekteki bu 5. boyuta genişletmeye çalışacağız ve onların bize miras bıraktıkları ipuçlarından hareket ederek, evrendeki temel fizik kuvvetlerine ilişkin alan bileşenleri ile yük etkileşimlerinin yüksek boyutlara çıkıldıkça; M-kuramı, Sicim kuramı, Genel Relativite, Maxwell Elektromanyetizma kuramının hareketli kütle için elektrodinamik 5-boyutlu yapısı ve 5-Boyutlu Schwarzschild geometrisi ile burada oluşturduğumuz elektromanyetik kütleçekim alan denklemeri için oluşturacağımız tansör hesabının temelini oluşturan 4ˣ4 Pauli-Dirac matris uzayı ve Manyetik Monopol uzay-zaman modeli yardımıyla birleşen bir yapı gösterdiğini teorik kanıtlarıyla ve vektörel diyagramlar içeren grafiksel bir anlatımla modellemeye ve isbatlamaya çalışacağız..

Makale önizleme:

birleşik alan kuramı1

birleşik alan teorisi2

birleşik alan teorisi3

pdf sembolü

Fiyatı: ÜCRETSİZ

 

MAKELE 2- BİRLEŞİK ALAN KURAMININ OLUŞTURULMASI İÇİN MATEMATİKSEL BİR YAKLAŞIM VE TANSÖR HESABININ KURULMASI ÜZERİNE
{A Mathematical Approach & Tansor Calculus on the Unification}

Makalenin konusu: KUANTUM KÜTLEÇEKİMİNİN ELEKTROZAYIF MODELİ:  YENİ BİR ATOM MODELİ OLUŞTURMAK

Daha önceki makalemizde, Kütleçekimiyle Elektromanyetizmanın Planck ölçeğinde oluşturduğumuz Kuantum Yumurtası Modeli üzerinde yaptığımız matematiksel analizler ve Maxwell Denklemlerinin yeniden düzenlenmesiyle birleşik bir alanın parçaları gibi davrandığını göstermiş ve bu yöndeki Birleşik Alan Denklemlerini Graviton ve Manyeton yük yoğunlukları cinsinden ifade etmiştik. Burada ise, geriye kalan temel alan kuvvetleri olan Güçlü Nükleer (Çekirdek) Kuvvet ve Zayıf Nükleer (Çekirdek) Kuvveti olarak bildiğimiz Çekirdek kuvvetlerinin de bu Birleşik Alanın bir parçası gibi davranıp davranmadığını matematiksel olarak incelemek için Atomik ölçeklerde yer alan bir model inşa ederek sağlam bir matematiksel yapı elde etmeye çalışacağız. Böylece Çekirdek kuvvetlerinin de Birleşik alan denklemlerinde gösterilmesiyle Birleşik Alan Teorisi tamamlanmış olacaktır.

Aslında, Zayıf Çekirdek Kuvvetinin Elektromanyetizma ile bir etkileşimi vardır. Maxwell denklemlerinin bu yöndeki genelleştirmesini öngören bir teoriyi ilk kez Yang ve Mills adındaki iki fizikçi 1954 yılında gerçekleştirmiştir. Daha sonraki yıllarda ise, onların bu matematiksel modelini genelleştiren ve kuvvet taşıyıcısını tanımlayan Weinberg ve Abdusselâm, Elektrozayıf olarak bilinen bir birleşik teoriyi ilk kez ortaya koyarak Elektromanyetizma ile Zayıf Nükleer kuvvetin belirli bir enerji seviyesinde birleştiğini ortaya koydular. Onların ortaya koyduğu matematiksel modele göre, Elektrozayıf kuramını birleştiren ve bu birleşik alanın taşıyıcısı olan temel kuvvet parçacığı W ve Z Bozonu olarak bilinen Zayıf etkileşim partikülleriydi. Daha sonraki yıllarda yapılan parçacık çarpıştırıcısı deneylerinde Z bozonu ve hemen ardından da W vektör ara Bozonu tespit edilerek, bu kuramın geçerliliği kesin olarak ispatlandı ve böylece Birleşik Alan kuvvetini elde etme yolunda Einstein’dan sonraki ilk büyük adım atılmış oldu.

Makale önizleme:

birleşik alan teorisi4

 

birleşik alan teorisi5

 

 

pdf sembolü

Fiyatı: ÜCRETSİZ

 

MAKELE 3- BİRLEŞİK ALAN KURAMININ KOZMİK ELEKTROSTATİK TEMELLERİNİN OLUŞTURULMASI ÜZERİNE
{Cosmic Electrostatics Principals & Result Equations of Unified Field Theory}

Makalenin konusu: BİRLEŞİK ALAN TEORİSİNİN KOZMİK ELEKTROSTATİK TEMELLERİ VE SONUÇ DENKLEMLERİ:

{ELECTROSTATICAL PART}

Bu makalemizde, birleşik alan teorisinin daha önceki makaleler boyunca ele aldığımız, önemli sonuç denklemlerini vereceğiz Elektrostatik kuram çerçevesi içerisinde ve 5-Boyutlu Relativite üzerinden ele aldığımız bu ara teoriler yardımıyla (Sicim Teorisi, Halka Teorisi, Graviton Teorisi, Manyetik Monopol Mekanizması), daha önceki makalelerimizde bahsettiğimiz birleşik alan teorisine giden yoldaki son ana teoriyle (Kuantum Kütleçekimi Teorisi) birleştirilince Birleşik Alan Teorisine ulaşılmış olmakta ve fiziğin tüm temel kuvvet alanları tek bir çatı altında toplanmış olduğu gösterilmeye çalışılmaktadır. Tabi, bizim burada bir kısım parçalarını basitçe ele aldığımız bu birleştirme mekanizmaları, çok daha detaylı olmasına rağmen, temel düzeyde üst boyutlara çıkıldıkça, birleşik bir alan kaynağının var olduğu konusunda elde ettiğimiz sonuçlarla çelişmemesine burada da (Quantum mekaniği çerçevesinde) dikkat edeceğiz.

Aslında, kuantum kütleçekimi ile diğer alt teorileri birleştiren denklem bu bölümde detaylı bir şekilde incelediğimiz Graviton Denklemini oluşturan ve birleşik alan teorisinin temel partikülünü (graviton) öngören, 1. Maxwell Denklemiydi. Fakat biz bu denklemi, bazı ara teoriler yardımıyla daha anlaşılır hale getirmek için, birleşik alan teorisine göre yeniden düzenlediğimiz yeni atom modeli yapısını da bu mekanizma ile açıklayarak ve atomik düzeyde gerçekleşen temel meseleleri sicim diyagramlarıyla ve bazı teoremlerle destekleyerek temel kuvvetlerin birleşimi konusundaki düşüncelerimizi daha da pekiştirmiş olacağız.

Makale önizleme:

birleşik alan teorisi6

 

 

birleşik alan teorisi7

 

 

pdf sembolü

Fiyatı:  ÜCRETSİZ

MAKELE 4– HÜCREDEKİ ENERJİ ÜRETİM MEKANİZMALARI ÜZERİNE: BİYOELEKTRİKSEL TRANSİSTÖR MODELİ

{A Bioelectrical Cell-ATP Production Mechanism as a Transistor-Modelling}

Makalenin konusu: Bir transistörlü nano amplifikatör güç kazancı devresi ile Hücrenin ATP üretim mekanizmaları arasında  şaşırtıcı derecede benzerlikler vardır. Eğer tüm süreç birleştirilirse, yukarıdaki karşılaştırmalı şekillerde verildiği gibi, bir Transistörlü Amplifikatör (Güç kuvvetlendiricisi) gibi çalışan ve girişinden aldığı çok zayıf bir akımla çok yüksek bir Enerji üreten bir yapı kazanır ve hücrenin gereksinim duyduğu ATP Enerjisini üretmiş olur. ATP olarak tutulmayan serbest enerjinin geri kalan kısmı ise, Isı Enerjisi  şeklinde salıverilir. Bu döngüsel süreç, bir bütün olarak solunum sisteminin denge halinden tutularak, yeterli Ekzergonik (Enerji çıkışı sağlayan reaksiyon zinciri) halde olmasını sağlayarak, devamlı tek yönlü bir akışa ve sabit bir ATP eldesine olanak verir ve sıcakkanlı hayvanlarda vücut  ısısının sürdürülmesine katkıda bulunur. Ayrıca bu enerji üreten kompleks yapılar, tekrar tekrar kullanılabilme özelliğine sahip oldukları için, aynen  şarj edilebilen pillerde olduğu gibi, stabil bir enerji santrali olarak çalışırlar. Eğer hücre içerisinde aktif hale gelebilecek böyle bir nano FET transistör tasarlanabilirse, Biyolojide çok önemli uygulama alanı bulabilir. Örneğin, Adenozin trifosfat (ATP), Tyrosin Kinaz isimli bir enzimi (Abl) aktif hale getirerek bir çeşit Kanserin gelişmesinde var olan bir süreci tetikler. Gleevec isimli bir molekülse, ATP ve Abl’nin yapışmasını engelleyici bir özelliğe sahiptir. İşte bu tip bir nano FET transistorlü devre içeren algılayıcılar, Gleevec’in yaptığı fonksiyonun benzerini oldukça hassas bir şekilde gerçekleştirebilir. Çünkü yukarıda incelediğimiz amplifikatör devresi dikkatle incelenirse iki önemli fonksiyona sahip olduğu görülür:

Birincisi; Çok iyi, ani ve ideal bir anahtar görevi yapan  İLETİM Mekanizması ve  İkincisi; Çok keskin ve akım geçirmeyen bir karakteristiğe sahip olan ideal bir KESİM Mekanizması.  İşte, yakın bir gelecekte, nano transistorlerdeki bu özelliğin kullanılmasıyla, birçok engelleyici (İnhibitör) küçük molekülün tabanlarıyla olan biyokimyasal ilişkileri ayırt edilebilir ve ilaç keşfi için bir teknoloji platformu   oluşturulabilir.  Nano  biyolojik  uygulamalarda,  Abl/ATP  Biyoelektriksel Transistör Modeli yapışmasını belirleyecek algılayıcılar oluşturmak için, Abl Protefiubat Proteinleri, kovalent kimyasal bağlarla bor katılarak pozitif yük taşıyıcıları içerir hale getirilen silisyum nano transistörlerin yüzeyine tutturulmuş bir şekilde kullanılarak FET (Alan etkisi üzerine çalışan transistör) yapıları oluşturulmuştur.

Makale önizleme:

bioelektriksel transistor modeli1

bioelektriksel transistor modeli2

pdf sembolü

 

Fiyatı: ÜCRETSİZ


MAKALEMİ NASIL İNDİRECEĞİM VE NASIL OKUYACAĞIM?
Bu linke tıkladığınızda, 10 saniye içerisinde PDF formatındaki makalenizin indirme sayfası önünüze gelecektir. Makaleyi, bilgisayarınıza veya tablet cihazınıza indirdikten sonra, açmak ve okumak için İKİ seçeneğimiz vardır:

e-Makalelerimizi PC veya Tablet & Telefonunuza indirdikten sonra, “Adobe Digital Editions” veya “Calibre” programıyla nasıl okuyabileceğiniz, aşağıdaki resimli olarak e-KİTAP OKUMA KILAVUZU“muzda detaylarıyla verilmektedir:

e-KİTAP OKUMA KILAVUZU {ADOBE DİGİTAL EDİTİONS & CALİBRE için}

1– Calibre programını indirip cihazınıza kurduktan sonra makaleyi programa kolaylıkla “Kütüphaneye ekle- Add to Library” menüsünden ekleyerek okumaya başlayabilirsiniz. Calibre programını buradan ücretsiz olarak indirebilirsiniz:  Calibre

* Sitemizde linkleri yayınlanan makaleler pdf formatında olduğundan ne yazık ki .mobi veya .epub formatını destekleyen Kindle cihazlarda hemen okunamamakta. Ancak Calibre isimli programı kullanarak makaleyi formatına çevirebilir ve Kindle cihazınızda da okuyabilirsiniz..

** Yayınlanan makaleleri piyasada bulunan diğer ekitap okuyucu cihazlarda da (reeder, Sony Reader, Nook v.s.) okumanız mümkün.

*** Şimdi sitemizde yayınlanan makaleleri PC’de okumak için gerek duyulan yazılımlardan da bahsedelim. Aşağıda linklerini verdiğim programları bilgisayarınıza yükledikten sonra makalenizi bilgisayarınızdan da zahmetsizce okuyabileceksiniz.

FBReader

Calibre

MobiPocket

2– Adobe tarafından geleştirilen epub, pdf, ve diğer pek çok biçimde hazırlanmış kitapları okumak için Adobe eBook Reader’ı Adobe sitesinden ücretsiz olarak indirebilir ve kitaplarınızı “Adobe ID numarası alarak kayıt yaptırdıktan sonra dilediğiniz kadar satın aldığınız kitabı “Add to Library” “Kütüphaneme ekle” menüsünden ekledikten sonra anında okumaya başlayabilirsiniz..

Her iki şekilde de makalelerin indirilmesi ve okunabilir hale gelmesi yaklaşık 1-2 dakikalık bir işlem alacaktır.

Bu programların bilgisayarınıza yüklenmesiyle ilgili karşılaştığınız her türlü sorunu iletişim formundan bizlere ulaştırırmanız durumunda, sorunların çözümünde site olarak yardımcı olmaya hazırız.

e-KİTAP OKUMA KILAVUZU

Öncelikle, E-Kitaplarımızı okumak için Adobe Digital Editions programını aşağıdaki linkler yardımıya indiriniz ve cihazınıza kurunuz. 

*Adobe Digital Edition 3.0 Windows (5.9 MB) (Windows için)
**Adobe Digital Edition 3.0 Macintosh (16.9 MB) (Mac için)

e-Kitaplarımızı PC veya Tablet & Telefonunuza indirdikten sonra, "Adobe Digital Editions" veya "Calibre" programıyla nasıl okuyabileceğiniz, bu kısımda resimli olarak detaylarıyla verilmektedir. e-Kitabınızı indirdikten sonra, kitabınızı bu programlarla yükleme ve açmak için, sırasıyla resimlerde numarayla verilen adımları izlerseniz, kitabınızı istediğiniz cihaza aktarma ve okuma işlemi sırasında kolaylık sağlayacaktır:

"Adobe Digital Editions"

"Calibre"

 

Online kitap {Avantajları&Yenilikleri}

E-Kitap keşfedildi!

Ülkemizde elektronik kitap yayıncılığı denenmeye başladı. Bu konuda ilk olduğunu söyleyen bazı yazarlar, kendisine sponsor olan portalların desteğini de alarak İnternet alemine daldılar.

Stephen King’den esinlenenler seri kitaplarından ilkini feda(!) ederken, bir diğer yazarımızın okurlarına yine bir ilkle ortaya çıkıldığı savıyla kitap yazdırılıyor.

Yeni yayın dünyası haberlerini okumuşsanız: Stephen King’in, yeni romanı sadece internetten elde edilebiliyor  olduğunu ilginç bulabilirsiniz. Matbaa yok, kitapçı yok, şeklen kitap yok. Bilgisayardan doğrudan bilgisayara, okuyucuya servis.

Kâğıt ve dokunma duygusundan vazgeçemeyenlerdenseniz, ‘dosya indirme’ yoluna gidersiniz. İlgili siteye girip gerekli ücreti (plastik para; kredi kartıyla elektronik yoldan-internette) ödedikten sonra, dosyayı yani kitabı kendi bilgisayarınıza taşır ve kâğıda döker okursunuz.

King’in elektronik kitabı (e-kitap) internete çıktığı gün 400 binin üzerinde ‘alıcı’, bilgisayar kullanıcısı yayınevi sitesine girmiş. 2.5 sterlini bastıran 400 bin okuyucu peşin peşin King’in son romanına ilgisini, isteğini belirtmiş oluyor.

Bu, yakın gelecekte kitabın, genelde edebiyatın yaşayacağı evrimin ilk ve önemli bir habercisi bence. Örnek olay, nelerin değişeceğine ilişkin ipuçlarını da taşıyor aslında.

Birincisi hemen saptanabilir: Kitabın hacmen küçülmesi! King’in internette servise konan romanı sadece 65 sayfa… Yayıncı bu hacimdeki bir kitabın internet üzerinden yayımlanmasının çok daha ucuza mal olduğunu belirtiyor.

Doğru ve haklı. Daha önce yine burada değinildiği üzere kitap / edebiyat ürünü, niteliği ne olursa olsun, sonuçta bir ‘meta’dır. Ve piyasa koşulları içinde üretilir, biçimlenir. Son örnek bunu yeterince ortaya koyuyor.

Küreselleşme diye adlandırılan içinde yaşadığımız dönemin birbirinden doğan ve birbirini bütünleyen iki temel öğesi var.

* Bilgi başta olmak üzere her tür ürünü mümkün olabilen en geniş ‘tüketici’ye en hızlı, en ucuz yoldan ulaştırmak.

* En fazla bilgi; en yaygın, en hızlı servisle en çok ve en hızlı kazancı sağlamak.

Şimdi yine örneğe dönüp ‘e-kitap’ öncesi, klasik yolu izleyelim. Yazar, dosyayı yayınevine teslim eder. Muhtemelen bilgisayarda yazılmış metin, yayınevinde kâğıda dökülüp redakte edilir. Bunlar yeniden bilgisayara yüklenir. Sayfa düzenlemesi yapılır. Kapak tasarlanır. Dağıtımcı ve satıcılarla görüşülür, ön sparişler alınır, buna göre baskı adedi belirlenir. Dosya matbaaya gönderilir. Kitabın içi ayrı, kapağı ayrı basılır, bunlar ciltlenir. Matbaadan çıkan ürün depolara nakledilir. Oradan yüzlerce merkezdeki dağıtımcıya, satıcıya yeniden nakledilir… Tüm bunlar, ayrıca dağıtımcı ve satıcı kâr payları ‘girdi-ek maliyet’ olarak kitabın üst fiyatına yansır vb. vb.

e-kitap’taysa basım ve sonraki işlerin tümü ortadan kalkıyor. Hız ve ekonomi!

Buraya dek iyi. Öteki yanına baktığımızdaysa iş biraz değişiyor. Dediğim gibi her şeyden önce, kitabın hacmi düşüyor, azalıyor. Hızlı dolaşımı, ortalama bir bilgisayara sahip herkesin kitaba ulaşımını sağlamak için bu gerekli. Daha fazla, daha yüksek kapasiteli bilgisayar (bellek vb) gerektiriyor. Elektronik-sanal ortamın da kendine göre ‘hacim’ sorunu var!

Denebilir ki, bunun da çaresi var. Tabii ki: Daha fazla bellek, kapasite gerektiren hacimdeki kitap için birkaç dosya açılır. Yani kitap bölümlere ayrılıp öyle servise konur. Abonelik sistemi uygulanır ya da okuyucu, aldığı-tükettiği kadar ödeme yapar. Bu da bir avantaj. İlk bölümü aldınız, beğenmediniz, ötekilere bakmazsınız… Fena mı?

Galiba iş biraz da oraya gidiyor. Haberin ikinci kısmına bakılırsa, ‘e-kitap’ın gördüğü ilgi King’i tam da düşündüğümüz türden ‘yeni bir proje’ye götürmüş: Bundan sonraki kitabını internette ‘tefrika’ etmeyi tasarlıyormuş yazar.

Öyleyse sanal âlemle matbaanın ilk aşamasına dönüyoruz demektir. Terry Eagleton, maddi üretim tarzı ve koşullarının sanatsal üretim biçim ve ideolojilerini de belirlediğine işaret eder.

Bana göre ise, Asıl tartışılması gereken noktaya geliyoruz: kitabın ‘içi’, edebiyat, yeni üretim, dağıtım biçim ve koşullarından nasıl etkilenecek?

K-Kitap: “Korsan E-Kitap” {Kitabın Korsan hali}

KATI VE SIVI halden GAZ haline geçişin e-hali K-Korsan Kitap furyası:

Müzik korsanlığından sonra kültür hayatımıza kitap korsanlığı da eklenmiş bulunuyor. Hayır, sokak aralarındaki yerlere serilmiş tezgâhlarda satılan korsan kitaplardan bahsetmiyoruz. Artık “Korsan E-Kitap”lar da var.

Bazı İnternet sitelerinde Elektronik Kitap, E-Kitap, E Kitap, eKitap, Sanal Kitap adı altında orijinal kitapların bire bir kopyaları yayınlanmakta. Bunlar ya metin şeklinde ya da kitaptan taranmış sayfalar olarak karşımıza çıkabilmektedirler. Bu tür dosyalara E-Kitap değil, olsa olsa K-Kitap (Korsan Kitap) denebilir.

Bırakın izni, yazarının haberi bile olmadan İnternet’e sürülmüş bu dosyaları okumaya çalışmak, ahlâkî sakıncaları bir yana, kullanıcılarını fiziksel zarara uğratabilecek tehlikeler taşımaktadır. Bunlardan bazıları, bilgisayar virüsleri veya truva atı tabir edilen “Trojan”ları kolayca bulaştırabilmek amaçlı olarak dağıtıma verilmişlerdir.

Bedava kitap okumak isteyenler için kütüphanelerimiz var. Daha önce hiç kütüphaneye gitmemiş olanlar için söylüyoruz; okurlar kitapları kütüphanelerde okumak zorunda değiller. Kütüphaneye kayıt olan bir okur, hem okuma ihtiyaç ve isteğini giderebilir hem de daha önce bilmediği veya okumayı düşünmediği yüzlerce (bazı kütüphanelerde binlerce) kitaptan oluşan bir hazineye kavuşmuş olur.

“Elektronik Yayıncılık” kavramını küçümseyenlere kulak asmayın.

K-Kitap okumayalım. Okumaya çalışanları uyaralım.

E-Kitap’ların bugünü, yarını

Anadolu Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Bölümü Öğretim Görevlisi Sn. Melike Taşçıoğlu‘nun Grafik Tasarım dergisinin Mayıs 2007 tarihli 8. sayısı 16. sayfasında yayınlanan “Özgün Kitap Tasarımı, Sanat Kitabı ve Elektronik Kitap Hakkında…” başlıklı yazısından bazı bölümler aktarıyoruz.

Yazımızın başında, “Sanat Kitabı” tanımının özgün kitap tasarımı anlamında kullanıldığını ve sanat kitabı dediğimiz yerlerde aynı anlamı ifade etmek istediğimizi hemen belirtelim.

Elektronik çağ yeni kapılar açıyor. Ama benim özlediğim, somut objenin tutulabilme duygusudur. Bilgisayarların hızla uçtuğu ve ütopyaların sanal gerçek yolculuklarına doğru süzüldüğü zamanda, ben, geride kalmaktan mutluyum ve ellerimin arasına alabildiğim fiziksel objenin, bir sonraki sayfasını çevirmenin sabırsızlığını yaşamanın keyfini sürmekteyim.

Sn. Taşçıoğlu’nun yazısında geçen bu söz, dipnotunda da belirtildiği gibi Edward Hutchins’e ait. Elektronik kitap kavramına karşı olanların, -bu insafsız bir niteleme olabilir, alışmak istemeyenlerin diyelim- öne sürdüğü birinci ve en önemli itiraz gerekçesini yukarıdaki paragraf özetliyor aslında.

Yazının tamamı okunduğunde E-Kitap kavramına itiraz niteliği taşımadığını, kitap kavramının geneline farklı bir pencere açtığını hemen belirtelim. Sn. Taşçıoğlu’nun yazısındaki tek bir hususa itirazımız var, onu da bu yazının sonunda bulacaksınız.

Yazıda geçen bazı önemli ayrıntılar da var ki, çoğunluğun hissetme şansı bulamadığı veya kullanırken önemsemediğimiz detayları kapsıyor. Başlığında bulunan türden kitapların elektronik ortamda tekrar edilmesinin, üretilmesinin neden mümkün olamayacağı ve nihayet “Kitap” nedir sorusuna verilmiş bazı usturuplu cevapları Sn. Taşçıoğlu’nun yazısında bulabilirsiniz.

Yazısının tamamını aktarmak yerine önemli bulduğumuz bazı paragraflara yer vermekle yetineceğiz. Yazının tamamını, Grafik Tasarım dergisinin ilgili sayısından okuyabilirsiniz. Özellikle Anadolu’da yok satan dergiyi bulabilmeniz şartıyla tabii.

Kitap, genel bir tanımlama yapıldığında; “ciltli veya ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kâğıt yapraklarının bütünü” olsa da, daha iyi bir tanımlama için kitabın, hem fiziksel hem de işlevsel yönleri incelenmelidir. Kitap, grafik bir dil ile görsel iletişim amacı taşıyan, bir ya da birkaç bölümden oluşan, sistematik sunum ve sunduğunu koruma amacı taşıyan bir bütündür.

Kitap, yaygın olan görüşün aksine, salt “yazılı bilgi taşıyan” bir nesne değildir. Bilgiyi ve yazıyı taşıyan nesne, bir mikrofilm ya da e-kitap olabileceği gibi, bir nesne olarak kitap da var olan metinleri taşıyan yüzeyler grubu olmaktan öteye giderek, görsel iletişimi, sıralı anlatıma elverişli formu ile farklı biçimlerde sunabilir.

Kitabın bilgi taşıma amacı taşımadığı; formunu kullanarak iletişimini sağladığı biçimine “Sanat Kitabı” adı altında rastlanmaktadır. Özgün kitap tasarımı olarak da adlandırılabilen bu alanda kitap tasarımcısı ya da sanatçısı formu, amacına yönelik kullanımında çok daha özgürdür. Burada kitap, formuna ait, sayfa, sayfaların açılma düzeni, biçimi ve sıralanma gibi özellikleri ve kâğıt, mürekkep, baskı ve ciltleme tekniği gibi malzeme ve uygulama özellikleri ile görsel ya da yazınsal yolla iletişim kurar. Sanatçı kitabı orijinal eserdir; önceden var olan bir eserin çoğaltılması değildir. Sanat kitabı, aynı zamanda biçime ait anlamlandırma ve oluşturma özellikleriyle, tematik ya da estetik konuları kaynaştıran kitaptır. (Sn. Taşçıoğlu’nun dipnotunda bu paragrafın Johanna Drucker, The Century of Artist Books, Granary Books, New York, 1995. sf.2′den alıntılandığı belirtiliyor)

Yazıda, Grafik Üstadı Bülent Erkmen’in, Salı toplantıları, “Bir Kitabın Organları” Yapı Kredi Yayınları, 1993. sf.97′deki bir ifadesi de bulunuyor. Şöyle:

Grafik tasarımcı Bülent Erkmen sanat kitabını “yeni kitap” olarak tanımlamış ve yeni kitabı şöyle sorgulamıştır:

“Bu kitaplarda kitap yapısı, kitap mekânı, yazı, resim, kâğıt, dizgi, cilt, düzenleme gibi elemanlarla kurulur, birlikte inşa edilir. Bu kitaplarda bakmak okumaktır, görmek okumaktır, elimize aldığımız kitabın üzerinde düşünmek okumaktır. Şimdi acaba böyle bir kitapta yazar, yazıyı, yazma eylemi dışında arar mı, kâğıt ya da boşluk, yani beyaz alan, cilt, resim de ayrıca bir yazı mıdır? Bu bir yazarın yazmadan yazacağı, yazının kendisini kullanmadan yazabileceği bir kitap mıdır? Okunacak olanı yazıda ya da resimde aramak yerine kitabın kendisinde mi aramalıyız?.”

Sn. Melike Taşçıoğlu’nun yazısı devam ediyor:

(…) Elektronik medyanın gelişmesi ile birlikte gündeme gelen e-kitaplar giderek yaygınlaşmış ve basılı kitabın geleceğine ilişkin soruların giderek çoğalmasına neden olmuştur. Günümüzde karşılaşılan durum, kullanım açısından kodeksin ortaya çıkışıyla ve çoğaltım açısından da tipografi tekniğinin bulunmasıyla ortaya çıkan yeniliklere benzetilebilir: Kodeks öncesinde tomar (scroll) kitaplar kullanılmış, fakat, bu form, kaydedilmesi ve daha sonra bulunması gereken bilgi çoğaldıkça, yerini, daha küçük boydaki sayfaların birbiri üzerine getirilerek birleştirilmesi ile oluşan, dolayısıyla tüm ruloyu açmak yerine, aranılan bölümün çok daha hızlı ve zahmetsiz bulunabilmesine olanak tanıyan kodeks formuna bırakmıştır. Kodeksin, rulonun yerini alması yaklaşık 400 yıl gibi uzun bir süreç olsa da, kalıcılığı, pratikliği, güvenirliği ve daha kolay ulaşılabilirliği onun hâlâ “kitap” denildiğinde ilk -ve çoğu zaman hâlâ tek- form olarak aklımıza gelmesi ile ispatlanmış durumdadır. 1450′de Gutenberg’in tipografi tekniğini geliştirmesi, kitapların, daha fazla sayıda üretilebilmesine olanak vermiş ve basılan kitabın yayılarak daha geniş kitlelere ulaşabilmesine imkân tanımıştır -tıpkı bugün internetin yaptığı gibi.

E-Kitap Teknolojisinde Var olma Savaşı

E-Kitap teknolojisi yeni formatlarla gelişiyor. Şu anda genel kabul gören tek bir standart olmamakla birlikte, ücretli veya bedava yayınlanan binlerce E-Kitabı bu yazılımlar sayesinde okumak mümkün.

Adobe‘nin iş ortamı için doküman paylaşma yazılımı olarak piyasaya çıkardığı ve kullanıcılara ücretsiz dağıttığı Acrobat Reader yazılımı, bugün bir İnternet standardı haline gelmiştir. İnternet tarayıcı programlarına eklenti özelliği geliştirilmeden önce, kullanıcılar bu programın PDF uzantılı dokümanlarını oluşturan yazılımlarla üretilmiş çalışmaları, ücretsiz dağıtılan Acrobat Reader yazılımıyla okuyabiliyorlardı. Özellikle profesyonel çıktıların taslak sunumları aşamasında çok işe yarayan bu yazılım, reklamcılık sektöründe çok popüler olmuştu.

Kitap satışlarının nüfusuna oranla oldukça yüksek olduğu ve Amazon.com gibi bir yeni ekonomi şirketini yaratmış A.B.D., metinlerin elektronik ortamda da para ettiğini görmezden gelemezdi. Üstelik on yıllarca önceden telif hakkı sona ermiş metinlerle başlayan gönüllü ve amatör girişimler sonucu zaten belli bir arşiv rakamına da erişilmişti.

Adobe‘nin Acrobat Reader‘ı gelişip yayılarak hepimizin bilgisayarlarında bir standart halini alınca Microsoft her zamanki gibi trendi izleyerek bir kenarda duran Reader yazılımını tozlu raflardan indirdi ve ClearType™ adını verdiği teknoloji ile donatarak güncelledi. Bilindiği gibi bu yazılım da halen ücretsiz olarak dağıtılıyor. Adobe ise buna CoolType™ adını verdiği teknolojiye sahip Acrobat tabanlı yeni eBook Reader yazılımıyla cevap veriyor. Üstelik bu yazılım da ücretsiz.

Elektronik ortama aktarılan kitap metinlerinin hızla artması ve gelişen teknolojiye paralel olarak taşınabilir cihazların çoğalmasıyla şu anda avuç içi bilgisayarlar ve özellikle kitap okumak için özel olarak tasarlanan cihazların ileride oluşturacağı pazar üreticilerin iştahını kabartıyor.

Kağıt gibi ekranlar tasarlayabilen bir aşamaya gelmiş bulunan elektronik endüstrisi için bu pazara yönelik ürünlerin geliştirilmesi süreci kaçınılmaz olarak devam ederken, bu gibi cihazlarda kullanılacak yazılımların ilk örnekleri kullanılmaya başlandı bile.

Önceleri basit metin editörü yazılımların ürettiği e-Text’ler, bunları okuyabilen ve kullanıcısına sunabilen cihazlar için yeterli oluyor iken, ses ve resim gibi multimedya öğelerinin de ortama katacağı albeniyi düşünen endüstri tasarımcıları ve bu arada yazılım geliştiriciler, kendi standartlarını ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Bu programlar halen bir kitabın sayfasını çevirir gibi bilgisayarların ekranındaki ikonlara veya sadece kitap okumak için geliştirilmiş cihazlarda olduğu gibi kendi üzerindeki düğmelere basıldığında görüntülenen sayfalara sahip. Bunlardan iddialı olanlarında ise, Elektronik Kitap sürümü buna izin veriyorsa, siz arabanızı kullanırken sesli olarak kendi kendisini okuyabilen özellikler mevcut.

E-Kitap teknolojisi, biz farkında olmadan dev adımlarla ilerliyor. Bugün Internet üzerinden ücretsiz yazılım ve kitapları indirmek en fazla yarım saatinizi alıyor. Yazılımı bir kere bilgisayarınıza kurduğunuzda, sanal kütüphanenizde görmek istediğiniz başlıkları arttırmak ise çocuk oyuncağı.

İleride bu kitapları sadece masaüstü veya dizüstü bilgisayarlarınızla değil, aynı zamanda küçük bir kitap boyutunu geçmeyen cihazlarla okuyacağız. Üstelik bugün ısınma turları mahiyetinde yüksek fiyatlarla sunulan bu tür cihazlar, yarın kalınca bir kitap fiyatını geçmeyecek.

Kaynak: KısmenExlibrary” ve “Adobe Reader sayfası” “Çeşitli ekitap Teknolojileri”, “Amazon.com yeni gelişmeler”

08th April 2013, Elektronik Yük. Müh. Murat UKRAY tarafından yayınlandı

e kitap {Kitap yayınlamak}

İnternet’te kendi kitabınızı yayınlayarak

Siz de milyoner olabilir misiniz ?

ekitap yayınlamak

Bu pekala yabancı bir yazar için olduğu kadar artık *e-Kitap Projesi ile sizin içinde ve türkiyedeki yayınlanan bir eser için de mümkün..

Peki nasıl mı? Gelin, şimdi burada kısaca anlatalım..

Ülkemizde e-kitap kavramı henüz yaygınlaşmamasına rağmen tüm dünyada self-publishing dediğimiz kendi kitabınının elektronik versiyonunu hazırlayıp istediği fiyattan satan  ve yazdıkları kitaplardan önemli miktarda para kazanan pek çok yazarın bulunduğunu biliyor musunuz?
Başta Amazon olmak üzere çoğunluğu ABD’de bulunan online kitapevlerinde elektronik kitap okuyucu, tablet, bilgisayar ya da akıllı telefonlarda okunabilecek farklı formatlarda kitaplarınızın satışını gerçekleştirebiliyorsunuz. 
Bu sitelerde, yemek tariflerinden şiir kitaplarına, çocuk masallarından ders kitaplarına kadar her alanda yazdığınız kitapların satışını yayınevlerinden bağımsız olarak gerçekleştirebiliyorsunuz. Üstelik kitabınızı satacağınız web sitelerinin büyük bir kısmı size yazdığınız kitabı hiç bir ücret almadan adım adım e-kitap formatına dönüştürmenizde yardımcı oluyor. Kapak tasarımı konusu ise çoğunlukla yazarlara bırakılıyor ve kendisi uğraşmak istemeyenler için Fiver.com gibi sitelerde çok küçük ücretler karşılığında profesyonel tasarım hizmetleri sunuluyor. Bu mikro yazılım sitelerinde e-kitap projesi kitabınızın kapak tasarımı veya ekitap formatının dünya standartlarına getirilmesi için gerekli araştırmaları ve geliştirmeleri de sizin adınıza yürütmekte ve global yayıncılık ağında sizi en iyi şekilde temsil edeceğini unutmayın..
Kitaplar hazırlandıktan sonra o sitenin ilgili kitap kategorilerinde tanıtılarak sizin belirlediğiniz fiyatlarla satılıyor. Bu sistem, özellikle ilk defa bir kitap yayınlatmak isteyen kişiler açısından oldukça önem arzediyor. Yayınevlerinin popüler kitaplar dışındakileri yayınlama konusundaki endişeleri yüzünden ilk yazdığı kitabı yayınlanmakta güçlük çekenler bu yöntemle hem kitaplarını kendileri yayınlıyabiliyor, hem de küçümsenemeyecek oranda gelir elde edebiliyorlar.
Amazon’un Kindle ve Apple’ın ITunes elektronik mağazalarının yanı sıra Lulu ve Smashwords başta olmak üzere çok sayıda online kitabevi bu konuda faaliyet gösteriyorlar. Elbette satılan kitapların büyük bir kısmı İngilizce. Ancak, pek çok site yabancı dillerde yazılan kitapların da satışına izin veriyor. Örneğin Lulu.com sitesinde şu an itibariyle 123 Türkçe e-kitap bulunuyor ki, bunların büyük bir kısmı yine e-Kitap Projesi tarafından yayına hazırlanıyor ve yazar adına satışa çıkartılıp yayın danışmanlığı ve kitap kapak tasarımı ile dizaynı yapılmıştır..
Oysa Klasik yayıncılıkta, Normal şartlar altında yayınevleri tarafından yazarlara satış gelirlerinin %5’i ile %15’i arasında ödeme yapılır. Örneğin $10 piyasa fiyatı olan bir kitabın satış gelirinden yazara düşen pay en fazla $1.5 düzeyindedir. Oysa ki, bir yazarların İnternet’te pazarlanan e-kitapları çoğunlukla $1-$2 fiyat aralığında pazarlanır ve websiteleri yazarlara satış gelirlerinin %60-%70’ini ödemeyi taahhüt eder.   Bu yüzden de, bir e-kitap yazarı $2 fiyat belirlediği bir kitaptan $1.4 kazanabilir. Elbette, şirketler ABD merkezli olduğu için vergiler konusunda IRS formlarını doldurup vergi muafiyeti konusunda başvurunuzu da yapmış olmanız gerekiyor.
Bu konuda verebileceğimiz en güzel örneklerden birisi Amanda Hocking. Yazdığı hiçbir romanı yayınevlerine yayınlatmayı başaramayan Hocking son çare olarak Amazon’da $2.99 fiyatla satmaya başladığı kitaplarından 20 ayda 1.5 milyon adet satarak $2.5 milyon gelir elde edip adını e-kitap milyonerler kulübüne yazdırmayı başarmış.
Türkiye’de e-kitap konusunda öncülük eden İdefix sitesi şu an itibariyle 3637 e-kitap bulunduğunu bildiriyor. Kitap fiyatları 10 TL civarında olmakla birlikte 4TL satış fiyatıyla sergilenen kitaplara bile rastladım. Ancak, Türkçe olarak sunulan e-kitaplar arasında çok satan kitapların bulunmaması, yayınevlerinin henüz online telif ihlallerine karşı teyakkuz halinde olduğu izlenimi veriyor!

eKitabın Basılı Kitaba göre Avantajları

Bilginin aktarımında yüzyıllardır en önemli materyal olarak kullanılan kitaplar, bugünün etkileriyle elektronik kitaplar olarak dönüşmeye başlasa da, kitap yine bildiğimiz kitap. Kalem mürekkebiyle ve elektronik mürekkeple yazıldığı aslında pek de farketmiyor. Kitabı kitap yapan elbette içerisinde barındırdığı bilgiler.

Günümüzde iki çeşit kitap formatı mevcut;

  • Klasik baskılı kitap
  • Elektronik kitap

Klasik baskılı kitaplar, yüzyıllardır kullanılıyor. Günümüzde klasik baskılı kitaplara birkaç gün içerisinde kolaylıkla erişebiliyoruz. Fakat bu bugün için böyle, İbrahim Müteferrika’ya kadar bu topraklarda bir kitaba erişmek çok çok daha zordu. Elektronik kitaplar ise kullanım geçmişi yarım asır bile değil, çok yeni ve hala değişim ve dönüşüm içerisinde. Ülkemizde çok yaygın kullanılıyor olmasalarda, e-book formatlı kitaplar ve e-book okuyucuları dünyada çok yaygın bir biçimde kullanılıyor.

Elektronik kitapları kullanmanın birçok avantajı vardır;

Basım masrafı yok

Bu yüzden daha ucuz . Türkiyede telif haklarına saygı yeterli ölçüde olmadığı için daha pahalı. Yasal olarak telif sahibi korunduğunda bu saygı vicdani olmasa da zorunlu olarak artacaktır.

Daha kolay erişilebilir.

E-kitap okuyucunuz, tabletiniz veya telefonunuz ile tek bir tıklamayla  saniyeler içerisinde elektronik kitaplara erişebilirsiniz. Türkiyede her kitabın elektronik formatını elde etmek mümkün değil. Çünkü telif haklarına saygı yok. Yayıncılar da ticari kaygılar neticesinde elektronik baskı yapmaya yanaşmıyor. Fakat, uluslararası kitap yayınlarının büyük bir çoğunluğunun elektronik formatlı halini bulmak çok kolay.

Kolay taşınabilir, kolay erişilebilir.

Elektronik kitaplar, e-kitap okuyucu aygıtınızın belleğinde bulunacakları için somut olarak bir yer kaplamazlar. Bu yüzden, 1000 sayfalık bir kitabı yanınızda çok rahat taşıyabilir ve her daim erişim imkanı bulabilirsiniz.

hafif

İnteraktiflik

Elektronik kitaplarda, video, ses, animasyon veya soru cevap uygulamaları gömülebilmektedir. Bu da gerek eğitsel gerek se etkileşim yönünden fayda sağlamaktadır. Klasik kitaplarda bu imkan bulunmamaktadır.

Konfor

E-kitap okuyucularınıza herhangi bir dilin sözlüğünü yükleyerek, bilmediğiniz kelimeleri tek tıklamayla karşılığını öğrenebilirsiniz. Klasik kitaplarda bu süreç çok zorlayıcıdır fakat elektronik kitaplarda bu zorluğu hissetmezsiniz.

Elektronik kitap formatları

Günümüzde yaygın olarak kullanılan iki e-book formatı vardır Epub ve Mobi. Epub açık bir elektronik kitap formatı iken, Mobi formatı Amazon firmasının kendi elektronik kitap formatıdır.

PDF bir e-book formatı mıdır ?

Tam olarak PDF bir e-book biçimi değildir. Ebook formatları reflow özelliğinde olmalıdır. Yani her ekran genişliğinde yazılı içerik boyuta göre kayar özellikli olmalıdır. PDF formatı ise yapı olarak buna uygun değildir. Fakat, elektronik kitap okuyucuları çok iyi bir deneyim sunmasalar da PDF formatlı içerikleri açabilmektedir. Bu yönden bakıldığında kısmi olarak e-book formatı olarak değerlendirilebilir.

E-book Cihazları ?

Algı olarak e-book deyince insanların aklına PDF geliyor. PDF tam olarak bir e-book formatı değil. PDF okuyucularının bulunduğu her cihaz da e-book okuyucu değil. Bir cihazın e-kitap okuyucu olarak değerlendirilebilmesi için elektronik mürekkep (E-ink) özelliğinin olması gerekmektedir. E-ink’in özelliği ise göz sağlığı ve okuma konforu açısından gerçek kitaba çok yakın deneyim imkanı sunmasıdır.

Piyasada çeşitli E-kitap okuyucuları bulunmaktadır. Bunlardan en yaygını ve bence en iyisi, Amazon Kindle modelleridir. Adını en çok duyduğum diğer iki ürün ise Nook ve Sony E-reader ürünleridir.

 

E-kitap ve E-kitap okuyucuları hayatımıza girdi. Peki e-kitap okumamızın avantajları nelerdir? Belli bir yatırım gerektiren e-kitaplar gerçekten buna değer mi? Basılı kitapları okumak daha mı güzel? Elbette e-kitap okumanın bazı dezavantajları da var ama şimdi biz e-kitap okumanın faydalarına bir göz atalım:

Akademik ekitaplar

  • E-kitaplar daha ucuz. Türkiye’de bu ucuzluk henüz farkedilmiyor fakat yurt dışında e-kitaplar basılı kitapların üçte biri fiyatına satılıyor. Bir defa e-kitap okuyucu edinme maliyetine katlandıktan sonra kitaba vereceğiniz para daha az olacaktır. Ücretsiz kitaplar da var elbette.
  • E-kitaplar sayesinde daha az kağıt harcanabilir. Daha az ağaç kesilir. Bu çok önemli bir artı. Ciddi bir tasarruf için e-kitap kullanımının yayılması gerekiyor elbette.
  • E-kitaplar kolay taşınabilir. Bir okuyucuyla onlarca e-kitap taşınabilir. Böylelikle kitaplarınızı zorlanmadan taşırsınız ve istediğiniz zaman okuyabilirsiniz.
  • E-kitaplar az yer kaplar. 1-2 kitap içinönemli değil ama yüzlerce kitabı saklamak için ciddi yer gerekir ve bu kitapların bakımı da zaman alır. İşte e-kitaplar bu sorunu tamamen ortadan kaldırıyor (E-kitap okumanın dezavantajlarında fiziksel kitap ihtiyacına da değineceğiz).
  • E-kitaplarda arama, not alma çok daha kolay. Elektronik ortamda olmanın verdiği çok güzel avantajlar var. Örneğin arama motorunda arama yapar gibi kitapta arama yapabilirsiniz. İstediğiniz yere not yerleştirmeniz veya yerimi eklemeniz mümkün.
  • E-kitap okurken yazı büyüklüğünü değiştirebilirsiniz. Yine Elektronik ortamda olmanın artılarından birisi olan yazı büyüklüğünü değiştirme sayesinde gözünüzü tırmalayan bir boyuta katlanmak zorunda kalmazsınız.
  • E-kitap edinmek çok hızlı ve kolay. Bir e-kitabı beğendikten 5 dakika sonra okumaya başlayabilirsiniz. Hemen satın alın, indirin, cihazınıza yükleyin ve okumaya başlayın. Ne kadar pratik değil mi (E-kitap okumanın dezavantajlarında kitapçıları gezememenin eksikliğine de daha sonra değineceğiz)?
  •  E-kitapların saklanması ve korunması çok daha kolay. Buna uç bir örnek vereyim. İskenderiye Kütüphanesi e-kitap olarak saklansaydı şu an bilim ve teknik çok daha ileride olabilirdi.
  •  E-kitaplardan baskı alabilirsiniz. E-kitapların çok avantajı olsa da basılı kitaplar hiçbir zaman ölmeyecektir, ben buna inanıyorum. Doğal olarak bazen ille de baskı almak gerekebilir.
  • Ayrıca, E-kitaplardan istediğiniz anda baskı alabilirsiniz.

Kaynak: KısmenExlibrary” ve “Adobe Reader sayfası” “Çeşitli ekitap Teknolojileri”, “Amazon.com yeni gelişmeler”

08th April 2013Elektronik Yük. Müh. Murat UKRAY tarafından yayınlandı

 

e-KİTAP SATIN ALMA KILAVUZU (Lulu)

e-Kitaplarımızı "Lulu.com" üzerinden nasıl satın alacağınız, bu kısımda resimli olarak detaylarıyla verilmektedir. Satın alma prosedürü sırasında, sırasıyla resimlerde numarayla verilen adımları izlerseniz, kitabınızı satın alma ve indirme işlemi sırasında kolaylık sağlayacaktır:

 

"LULU"

 

 

e-KİTAP SATIN ALMA KILAVUZU (Smashwords)

e-Kitaplarımızı "Smashwords.com" üzerinden nasıl satın alacağınız, bu kısımda resimli olarak detaylarıyla verilmektedir. Satın alma prosedürü sırasında, sırasıyla resimlerde numarayla verilen adımları izlerseniz, kitabınızı satın alma ve indirme işlemi sırasında kolaylık sağlayacaktır:

 

"SMASHWORDs"

 

Piyano ve Gitar ile Müzik yapma Sayfası {e-Müzik aletlerimiz ile Kendi müziğinizi kendiniz yapın}

e-Kitap Projesi “HOBİ KÖŞESİ”ne hoşgeldiniz!

ELEKTRONİK MÜZİK ALETLERİ İLE KENDİ MÜZİĞİNİZİ KENDİNİZ YAPIN

Bu kısımda ilk önce kendi kendinize müzik yapabileceğiniz bir elektronik piyano ile elektronik gitar uygulamasını ekledik, zamanla burada diğer değişik hobilere ait eklentiler ekleyeceğiz..

KLAVYENİZ VEYA MAUSE ile kendi kendinize müzik çalabilir & Beste yapabilirsiniz.

 

ELEKTRONİK PİYANO


ButtonBeats.com

Piyano uygulamasının çalıştığını bu videodan öğrenebilirsiniz

Klavye modunda müzik çalmak için piyanonun üst sol köşesindeki “Activate keyboard control” yazısına tıklayın, klavyenizle piyanoyu çalmaya başlayın.

e-Kitap Projesi elektronik müzik uygulamaları ile kendinizi “The Pianist” filminde gibi hissedebilir, piyanonun tuşlarına veya gitarınızın tellerine canlı olarak dokunabilirsiniz, üstelik hiçbir gerçek enstrümana ihtiyaç duymadan.

 

ELEKTRONİK GİTAR

Gitar uygulamasının çalıştığını bu videodan öğrenebilirsiniz

 

YAPTIĞINIZ MÜZİĞİ KAYDEDİN

(RECORD YOUR MIXES):

The Best method to record your mixes from buttonbeats is to install the freecorder toolbar in firefox. with the toolbar you can record any mixes you make and it even saves your audio file as an mp3. You could then download audacity and mix many of your mp3’s together and add effects.

“Mixer ile müziğinize arka plan efekti ekledikten sonra, parçanızı müzik sitesi (ButtonBeats.com) üzerindeki Kayıt stüdyosuna (Recording Studio) yükleyip dinledikten sonra (Herhangi bir mikrofonla kendi sesinizle parçaya eşlik eden seslendirmeyi eklemek için), MP3 formatında herhangi bir programla desteklenen ses kaydedici cihazınızla parçaya seslendirmenizi ekleyin ve ardından kayıt stüdyosundaki kısma geçerek, “Rec” tuşuyla kayıt ettikten sonra, “Stop recording“e basarak kaydı bitirin. Site üzerindeki kayıt stüdyosu, bilgisayarınızdaki veya cihazınızdaki mikrofonunuzu otomatik olarak görmektedir. Ardından, “Save” kaydet tuşuna basarak bilgisayarınıza mp3 formatında kaydedebilirsiniz.

>İşte yeni müzik kilibiniz hazır<<

 

MİXER

4 Kanallı herbiri farklı 11 ayrı müzik efekti ile oluşturduğunuz parçaya arka plan vokali ekleyebilirsiniz.

Recording uygulamasının nasıl çalıştığını buradan öğrenebilirsiniz


ButtonBeats.com

Tüm okurlarımıza iyi müzik çalışmaları dileğiyle..